Kıbrıs’taki gözlemlerim…

Geçen hafta babamın köşesinde konuk yazardım. Sosyal medyadaki tüm yorumlarınızı gördüm. İlginiz beni çok memnun etti. Size çok teşekkür ediyorum. Derslerime bağlı olarak en az ayda bir burada köşe yazazağım. Bana köşe teklif eden Olay gazetesi. DAY MER Başkanı Aslı Gül ve babama çok teşekkür ederim.

20 Ekimde okullar bir haftalığına tatile girince, babam ve ikiz kardeşim Su ile tatilin bir kısmını Kuzey Kıbrıs’taki Acapulco tatil köyünde geçirdik. Aslında ben bu hafta köşemde “2000’lerde çocuk olmak” konusunu yazmayı planlamıştım ama Kıbrıs’ı yazmaya karar verdim.

Acapulco’da bir sabah lobiye babamın yanına gittiğimde babam “KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da bir toplantı için buraya geldi” dedi. Ben de “Keşke kendisiyle görüşebilseydim. Köşemde anlatmak için iyi bir konu olurdu” dedim. Babam önceden bana Kıbrıs’ın niye bölündüğünü ve çözüm için de çalışıldığını anlatmıştı. Aklımda Kıbrısla ilgili bir sürü soru oluşmuştu. Lobideyken babamın fotoğraf makinesini alıp Meltem ile cumhurbaşkanını aramaya koyuldum. Babam ve Su da plaja gitmeyi tercih etti. Sonunda cumhurbaşkanını otelin önünde arabasına doğru giderken gördüm. Flaşlar patlıyordu. Kalabalığı yararak cumhurbaşkanına doğru yürüyünce, korumaları çok nazik bir şekilde bana yol açtı ve Akıncı da memnun bir şekilde “Gel fotoğraf çekinelim” dedi. Fotoğraf çekinirken cumhurbaşkanına barış için iyimser olup olmadığını sordum. O da çok nazik bir şekilde bana cevap verdi ve her zaman barış yanlısı olduğunu söyledi.

Aslında cumhurbaşkanına Kuzey Kıbrıs’ta çocuklar, doğa ve hayvanlar için neler yapıldığını da sormayı planlamıştım ama heyecandan sorumu unuttum. Babamın yanına plaja gidip cumhurbaşkanıyla görüştüğümü söylediğimde babam çok şaşırdı, üstelik sorumu da çok beğendi. Soramadığım sorumu daha da çok beğendi. Ve bana “Defneciğim Acapulco’daki emekçilerle de görüş” dedi.

***

Konuyu kapatmadan önce başımıza gelen bir olayı daha anlatayım. Londra’dan Ercan’a giderken İstanbul’da aktarma yaptık. İstanbul’da Ercan uçağına binerken görevliler benim biletimin iptal olduğunu söylediler. Babam hemen kulağıma “Eyvah Defne köşende Türkiye’deki müziği ve ulaşımı eleştirmiştin. Senin yazını okumuş olmalılar. Şimdi seni uçurmayacaklar. Başın dertte” diye fısıldadı. Ben de “Önemli değil babacım. Siz tatile gidin, beni merak etmeyin. Okurlarım beni bekler” dedim. Neyse ki bilet sorunu çözüldü. Babamın korktuğu başımıza gelmedi. 🙂

***

Acapulco’da oda temizliği yapan Nergiz Erdil ile de sohbet ettim. Nergiz Hanım Adıyamanlı ve 11 yıldır Kuzey Kıbrıs’ta çalışıyormuş. Kıbrıs’ı tercih etmesinin nedeni Türkiye’de iş bulmakta güçlük çekmesiymiş. Nergiz Hanım aslında teyzesinin yanına Kuzey Kıbrıs’a 20 günlük tatile gelmiş ama burada kalmış. Nergiz Hanım’ın anlattıklarından ilgimi en çok çeken şey oteldeki bazı misafirlerin bahçedeki kedileri odalarında saklayıp bakmaları… En pis müşterileri yazmak istemiyorum ama en temiz ve nazik olanların Avrupalılar olduğunu söyledi. Beni en çok şaşırtan hikayeler de gece sarhoş olan misafirlerin denize girip boğulma tehlikesi geçirmeleri. Nergiz Hanım sorum üzerine müşterilerin en çok odalarında telefon şarj aleti, kulaklık ve çeketlerini unuttuklarını söyledi.

Kuzey Kıbrıs’taki zamanımız umduğumdan daha renkli geçti. Kuzey Kıbrıs, Türkiye’ye çok benziyor. Kuzey Kıbrıs’ta molehiya ve hellimi yemeyi unutmadık. Kıbrıslıların aksanı çok güzel, kulağa müzik gibi geliyor. Kuzey Kıbrıs’ta çok yabancı çalışan gördük. İnsanlar çok cesur olup Nepal’den Gana’dan buraya çalışmaya gelmişler.

Neyse bu hafta benden bu kadar. Umarım en kısa zamanda Kıbrıs’ta barışı görürüz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − three =