KIBRIS’TAN… 2006’da Limanlar açılacak gibi

Yarın açıklanacak olan AB’nin Türkiye’ye ilişkin hazırlamış olduğu “Ortaklık belgesi, İlerleme raporu ve Strateji rapor”undaki cümleler her ne kadar ılımlı ve Türkiye’deki ekonomik gelişmeyi takdir eder gözüküyorsa da, Kıbrıs konusundaki paragrafı pek de olumlu değerlendirmek olası değil.


AB bu raporları ile Türkiye’yi adeta kıskacı altına aldı. Özellikle Türkiye’nin Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti ile olan ilişkilerinin normalleştirilmesi ve “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin” tanınması konusu bu defa daha kesin ve emredici cümleler içinde yer alıyor.
Açıklanacak olan bu 3 belgede, gümrük birliği protokolünün uygulamaya konmasının 2006 yılı içerisinde denetlenmesi öngörülüyor. Denetleme her altı ayda bir yapılacak ve gelişmelerle ilgili rapor hazırlanacak.


Bu defa bana göre bir sürpriz olarak her 3 belgede de, her ne kadar AB Parlamentosu tarafından onaylanmamış ve TBMM’de onaylanana dek ertelenmiş de olsa, 25 AB ülkesinin Türkiye’nin “karşı deklarasyonuna” cevaben yayınlamış oldukları deklarasyon da yer alıyor.
Rumlar ve Yunanlılar AB üyesi olmanın avantajını kullanarak her üç belgenin de içeriğine daha taslak safhasında müdahale ettiler ve istedikleri değişiklikleri yaptırdılar. AB Komiseri Markos Kiprianu ile Kiprianu’nun büro şefi Bayan Margariti Shina tarafından yapılan müdahalelerden sonra ancak sözlü olarak uzlaşıya varılabildi. Taslak belgelerde, Kıbrıs’lı Rumların olumsuz olarak gördükleri noktalar Kiprianu ve Shina tarafından yapılan müdahaleler sonucunda değiştirildi ve her üç belge de son şeklini aldı.
Dünkü AB Komiserleri Büro Şefleri toplantısında kesinlik kazanan söz konusu müdahaleye maruz kalmış bu belgeler, yarın AB Komisyonu düzeyinde değişime uğramadan bir tamam onaylanacak.


Türkiye-AB ortaklık belgesine bir de dipnot (footnote) eklendi. Bu dipnotta Gümrük Birliği Protokolünün Türkiye tarafından uygulanmasına ilişkin AB deklarasyonu ile 1-2 yıl içerisinde Türkiye tarafından yerine getirilmesi gereken kısa vadeli koşullar yer alıyor.
Burada işin ilginç yanı, kurnazca hazırlanmış güzel bir oyun tezgaha konmak isteniyor.
Bu dip not bir yerde “Türkiye-Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti” ilişkilerinin normalleşmesini hızlandırıyor ve Ankara Anlaşması Gümrük Birliği  Protokolünün 2006 yılında zoraki olarak uygulanmasını kaçınılmaz hale getiriyor.


Dipnotta, 25 AB üyesi ülkenin, Türkiye’nin karşı deklarasyonuna karşın yapmış oldukları deklarasyona da değinilmesi, bence, Türkiye tarafından siyasi olarak Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin tanınması sürecinin düğmesine basıldığı anlamını taşıyor. Her ne kadar Türkiye’nin “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni” tanımasını içeren AB deklarasyonuna, “Ortaklık Belgesi”nde dolaylı olarak değinilse de,  “İlerleme Raporu”nda bu talep açıkça yer alıyor. Rapordaki “Tüm üye ülkeler tarafından tanınmanın, Türkiye’nin ‘Katılım süreci’nin gerekli bir öğesi” olması koşulu, ister istemez  Türkiye’yi “Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni” tanımaya koşullandırıyor.


Tüm bunlara ilaveten, birde tüm yan kaçamak kapılarını kapatan bir ilave koşul daha var ki, bence Türkiye’nin elini ve kolunu iyice bağlıyor. Rapora İngiltere tarafından ilave edilen “BM Genel Sekreteri’nin Güvenlik Konseyi kararları ve AB’nin dayandığı ilkeler çerçevesinde Kıbrıs sorununa nihai çözüm bulunması yönelik çabalarının desteklenmesinin ve kalıcı ve adil bir çözümün bölgedeki barış ve tutarlılığa katkıda bulunacağı” şeklindeki ifade, her ne kadar Türkiye’ye, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni değil, Kıbrıs sorununun olası bir çözümünün ardından oluşacak “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti”ni tanıma imkanını yaratmak için konduğu söylense de bence bu cümlenin amacı BM’deki Kıbrıs müzakerelerinin her tıkanmasında Türkiye’nin suçlanacağı ve her seferinde de tıkanıklığın aşılması için Türkiye’den ekstra bir tavizin isteneceğidir.


Zamanın beni yanıltmasını diliyorum ama deneyimlerim öyle söylemiyor.


_____________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.