KIBRIS’TAN… 77 Anlaşması’ndan kurtulmak istiyorlar

RUM KESİMİ 1977 DORUK ANTLAŞMASINDAN KURTULMAK ÇABASINDA


İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın, 30 yıllık gizlilik süresi dolan Kıbrıs’la ilgili belgelerini açıklaması, Rum siyasiler, gazeteler ve Cumhurbaşkanı adayları için bulunmaz bir nimet oldu.


Yalan söylemekte veya bilinen bir yalanı doğru diye yutturmakta, Bizans’ın torunları olduklarını iddia eden Kıbrıslı Rumların üstüne başka hiçbir ırk yoktur.


15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkışlarını ve 6 Eylül 1922’de de İzmir’den deniz dökülüşlerini “Büyük Asya Felaketi” olarak tanımlarlar ve yaşadıkları bu felaket nedeni ile de kendi siyasilerini suçlayacaklarına Türkleri suçlarlar. Sanki onları İzmir’e çıkmaya biz çağırmışız gibi.


Nedense yaşadıkları her olayda, ister iyi olsun ister kötü, Rumlar daima haklıdır ve mazlum rolündedir.


Sıra şimdi 12 Şubat 1977 tarihinde, Kara Papaz Makarios ile Rauf R. Denktaş arasında yapılan ve “Siyasi Eşitlik” kavramının temeli atılan 1977 Doruk Antlaşmasına geldi.
Neydi bu Türkçesi “1977 Doruk Antlaşması”, İngilizcesi “Four Guidelines” (Dört Standart belirleyen Kural) olan Antlaşma.    


1) Bağımsız, bağlantısız, iki toplumlu, federal bir Cumhuriyet kurulacaktır.
2) Her toplumun yönetimi altına girecek topraklar, ekonomik, yaşanabilirlik ve mülkiyet ışığında tartışılacaktır.
3) Serbest dolaşım, serbest yerleşim ve mülkiyet hakkı gibi ilke konuları ve diğer özel konular görüşmeye açık olacak ve bunların görüşülmesi sırasında, iki toplumlu Federatif sistemin temel dayanağı ve Kıbrıs Türk Toplumu yönünden doğabilecek bir takım pratik güçlükler de dikkate alınacaktır.
4) Merkezi Federal hükümetin yetki ve fonksiyonları, ülkenin birliği temin edecek biçimde olacak ancak bu arada, devletin iki toplumlu niteliği de dikkate alınacaktır.


BM Genel Sekreteri Dr. Kurt Waldheim’in gözetiminde Lefkoşa’da yapılan bu görüşmede Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacı ile yapılacak görüşmelerde temel teşkil edecek dört adet ilke saptandı ve Birlemiş Milletler kayıtlarına BM Belgesi S/12323, para 5 (UN Document S/12323, para 5) olarak geçti.


Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığını ve siyasi eşitliğini yıllardır kabul etmeyen ve kaale almak istemeyen Makarios ilk defa bu antlaşma ile Federal bir devlet yapısını ve bu devleti oluşturacak, ayrı ayrı bölgelerde yaşayacak iki (siyaseten eşit) toplumu kabul etti.  Makarios bu anlaşmadan geri dönemediği için de aradan daha 6 ay bile geçmeden 3 Ağustos 1977 tarihinde kahrından öldü.


Bilahare yapılan 1979 Denktaş-Kyprianou “Doruk Antlaşmasına”, diğer tüm görüşmelere ve BM Güvenlik Konseyinin aldığı kararlara da temel teşkil etti bu antlaşma.


“Siyasi Eşitlik” kavramı ilk kez açık ve net olarak BM Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar tarafından, 8 Mart 1990 tarih ve S/21183 numaralı raporunun I.ci Ekinin 11.ci paragrafında kayda geçirildi.


12 Mart 1990 tarihinde BM Güvenlik Konseyi tarafından alınan 649 sayılı kararda da, Genel Sekreterin S/21183 numaralı raporuna atıf yapıldı ve Türk Halkının Eşitliği, İki Kesimlilik ve iki Toplumluluğu vurgulandı.


Genel Sekreterin 8 Mart 1990 tarihli Raporundan ve BM Güvenlik Konseyinin 12 Mart 1990 tarihli 649 Numaralı kararından sonra ve “Siyasi Eşitlik” tüm belgelerde de yerini almaya başladı.


İşte Papadopulos’u ve seçilirse AKEL Genel Sekreteri Hristofyası çok rahatsız eden ve teorik olarak “Üniter Kıbrıs Rum Devleti”nin kurulmasına mani olacak olan 1977 Doruk Antlaşmasının önemi buradan kaynaklanıyor.


Şimdi Papadopulos’un talimatı ile Rum gazeteleri, Makarios ile Denktaş arasında her hangi bir antlaşmanın yapılmadığını ve imzalanmadığını, yalnızca BM tarafından 4 maddeden oluştuğu belirtilen yön gösterici çizgiler de dâhil olmak üzere, sadece görüşmenin tutanaklarının tutulduğunu iddia ediyorlar. 


Bu iddiaya ilaveten de 13 Temmuz 1977’de, Makarios’un, ölümünden birkaç gün önce “1977 Doruk anlaşmalarını” inkâr ve terk etmek hazırlığında olduğunu ve Kıbrıs sorununu yeniden doğru zeminine, istila ve işgal temeline oturtmak niyeti ile bir açıklama yaptığından bahsediyorlar.


Anlaşılan 2008’de başlatılacak olan görüşmelerde Rumlar şimdiden kendi lehlerine olan zemini hazırlıyorlar ve “İki Bölgeli, İki halklı, Siyasi Eşitliğe dayalı bir Federal Devletin” kurulmasını amaçlayan bir planın önlerine konmaması için, BM’nin tüm parametrelerini dışlayan bir çalışma içine girmeye hazırlanıyorlar. Stratejilerini şimdiden belirlemişler.  


_______________


* Prof. Dr.  
    

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here