KIBRIS’TAN… AB ne derece samimi?

KIBRIS’TAN… AB ne derece samimi?

0
PAYLAŞ

“AB ne derece samimi?” sorusu son aylarda Türkiye’de en çok sorulan sorulardan biri konumunda. İnsanlar haklı olarak soruyorlar. AB üyeliği süreci devam ederken Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta motivasyonun her geçen gün azalmasının ana nedenlerinden biri de AB tarafından yapılan hatalar.


Türkçe’nin AB dilleri arasındaki yeri



AB bence çok önemli bir adımı atmayı ihmal etti. Türkçe, Türkiye’nin AB üyeliğinden bağımsız olarak ele alınmalı ve AB dilleri arasında yer alması sağlanmalıydı. Kıbrıs Cumhuri-yeti’nin üyeliği bu açıdan yakalanan ilk fırsattı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi iki dilinden biri olan Türkçe özellikle Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin dar bakışı ve AB’nin de buna karşın haklı olarak diretmek yerine “kolay olanı” seçmesi nedeniyle dışlandı. Oysa Türkçe AB dili olsaydı hem Kuzey Kıbrıs’taki, hem Türkiye’deki ve hem de AB ülkelerindeki milyonlarca Türkçe konuşan Avrupalı kazanılacaktı.


AB aynı şansı Bulgaristan’ın üyeliği dolayısıyla kazandı ama gene kullanmasını beceremedi. Avrupa Parlamentosu’nda Bulgaristan’daki Türk azınlığı temsil eden milletvekilleri oturmakta ama, Türkçe gene AB dili olmadı.


Türkçe’nin bu şekilde AB dışında tutulması doğal olarak insanların “AB ne derece samimi?” diye sormasının başlıca nedenlerinden biri.


AB için olmazsa olmaz ‘sosyal devlet’ Türkiye için ‘olmasa da olur mu?’



AB yıllardır özellikle Lizbon Programı ilkeleri doğrultusunda sosyal alanda hem bir yandan tüm dünyaya örnek olma gibi oldukça iddialı hem de diğer yandan “sosyal devlet” ilkelerini tüm üyeleri için geçerli hale getirmeye özen göstererek benzersiz bir kalkınma politikasını uygulamaya çalışmakta. AB’nin üyesi olan ülkelerde çalışanlara gösterdiği özen nedense Türkiye’de çalışanlar tarafından “farke-dilmemekte”.


AB Komisyonu birçok alanda Türkiye’ye yönelik olarak uygulama eksikliklerini dile getirirken ve yerine getirilmeyen birçok konuyu takip ederken, nedense çalışma hayatı konusunda diğer alanlara kıyasla çok pasif.


Sendikal haklar, çalışma hayatına yönelik AB standartlarına uyma ve benzeri konularda Türkiye’de özellikle sendikacılar ve işçiler haklı olarak sormaktalar, “AB ne derece samimi?” diye.


Türkiye’de sendikal düzenlemeler halen 12 Eylül Dönemi’nden kalma yani “antidemokratik” bir konumda. Bu konuda AB çok daha titiz olsa sanırım çalışan yığınların da sempatisini kazanma şansı yüksek olurdu.


1 Mayıs 2007 günü Taksim Meydanı’nda da bu soruyu soran on binlerce emekçi olacak!


AB Kuzey Kıbrıs’ı kaybetmek üzere…


KKTC’de durum çok daha vahim. Annan Pla-nı’nın Kuzey Kıbrıs’ta büyük bir çoğunluk tarafından desteklenmesinin ardından “izolasyonların kaldırılması” ile ilgili olarak verilen sözlerin tutulmaması AB’nin imajına büyük bir zarar vermiş durumda. AB yanlısı konumunda olanlar “AB ne derece samimi?” diye soran AB karşıtlarına cevap verebilmekte zorlanıyorlar.


İzolasyonların kaldırılması demek tüm Kuzey Kıbrıslı Türkleri kazanmak ve onların Kıbrıs’ta nihai bir barış için zaten var olan motivasyonlarını güçlendirmek demekti. Ancak şu anda yaşanan büyük “hayal kırıklığı” nedeniyle motivasyon “sıfıra” doğru inmekte.


Eğer yarın bir seçimde Kuzey Kıbrıs’ta “AB’ye karşı” olanlar iktidara gelecek olursa emin olun bu “AB’nin başarısı” olacak!


Evet bu yukarıda saydığım üç soruna değindikten sonra ben de soruyorum AB, “AB ne derece samimi?” sorusunun her geçen gün daha fazla sorulduğunun farkında mı?


_____________________


* Prof. Dr.
 

BİR CEVAP BIRAK