KIBRIS’TAN… Elenlerin KOB çabaları başarılı

Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi, Komisyon sürecinde KOB’a (Katılım Ortaklığı Belgesi) bir çok maddeyi sokmak istediler.


Özellikle Yunanistan, KOB’da “casus belli” konusunun yer almasını isterken, Rumlar da Türkiye’nin, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni tanınması konusuna doğrudan atıf yapılmasını istiyordu, bir oldu biri olmadı.


AB Komisyonu, dün Türkiye’ye ilişkin strateji ve değerlendirmelerini içeren belgelerini onaylayarak açıkladı.


Tabi bizi ilgilendiren kısmı, “Kıbrıs” ve Kıbrıs’la endirekt ilgili konular.


Bunların içindeki kısa vadeli olan Türk hava ve deniz limanlarının Rum uçak ve gemilerine açılması yani Türkiye tarafından imzalanan Ankara Antlaşması ek protokolünden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi beklentisi çok önemli.


AB Komisyonu’nca bugün onaylanan Türkiye Yıllık İlerleme Raporu ve Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin taleplerini neredeyse tümüyle kapsar nitelikte.


 Belgeler, AB Konseyi’nin Aralık zirvesinde aldığı kararların, 21 Eylül tarihli AB deklarasyonunun ve 3 Ekim müzakere çerçeve belgesinin devamını oluşturuyor ve Türkiye’ye bir dizi yeni uyum koşulları getiriyor.


Yunanistan ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti ile iyi komşuluk ilişkileri içinde olmak artık Türkiye için bir yükümlülük ve AB kriteri haline geldi.


Bana göre ilk kez bir resmi AB belgesinde “Casus belli” konusuna gönderme yapılıyor. Bu çok önemli bir gelişme. Bu değinme ile Türkiye, açıkça komşu ülkeler ile arasında gerginlik yaratacak faaliyetlerden uzak durmaya davet ediliyor.


Yunanistan ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti ile iyi komşuluk ilişkileri içinde olmak demek, Fener Patrikliğinin Ekümenikliği konusunun gerçekleştirilmesi, Türkiye’deki azınlıkların, özellikle Rum asıllı Türkiye vatandaşların haklarının ve mal varlıklarının korunması ve Heybeliada Ruhban Okulunun açılması manasına gelmektedir.


Bir diğer istek de Ortodoks din adamlarının eğitilmesi, Hıristiyan  kurumların korunması ve Gökçeada  ve Bozcaada Elenlerini de kapsayan Azınlıkların eğitim ve mülkiyet  haklarının korunmasına ilişkin yasal düzenlemelerin yapılması. 


Her ne kadar Lozan anlaşması ile Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesi yapılmış ise de, o yıllarda özellikle Batı Anadolu topraklarında yani Ege bölgesindeki terk edilen Rum köylerine geri dönüş de ileriki yıllarda gündeme gelecek demektir.


AB üyesi tüm ülkelerin Türkiye tarafından tanınmasının gerekliliğinin vurgulanması ise, Türkiye’nin Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’ni, takvim olmaksızın tanıması demek. Bunun devamı olarak da Türkiye, Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde ve AB’nin üzerine bina edildiği ilkeler temelinde kapsamlı çözüm bulunması çabalarını desteklemeye çağrılıyor. Bunların neredeyse tümünün kısa vadede, yani 2 yıl içinde yerine getirilmesi gerekli.  


Üstüne üstlük bir de denetim var. Her altı ayda bir yapılacak bu denetimlerle Türkiye’nin dün yayınlanan iki rapor ve bir strateji belgesi içinde yazılanları yerine getirip getirmediği denetlenecek. Yerine getirilmeyenler, bir sonraki yıllık raporda belirtilecek ve ilerleme yavaşlatılacak.


Gidişat böyle.  Bu AB süreci içinde Türkiye’de, büyük değişiklikler ve reformlar olacak. Önemli olan bu değişikliklere ve Reformlara Türk halkının ne kadar sürede uyum gösterebileceği veya uyum göstermeyi isteyip istemeyeceği.


Benim tanıdığım ve mensubu olduğum Türk halkı, bazı konulardaki değişim baskılarına “HAYIR” diyecek ve AB ile ipler kopacak denli gerilecek. 


______________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.