KIBRIS’TAN… ‘Evet’ tezgahı gene kuruldu

Avrupa Komisyonu tarafından yılda iki kez AB ülkelerinin tümünde eş zamanlı düzenlenen ve aynı soruların kullanıldığı son anketin sonuçları, AB Komisyonu’nun Güney Kıbrıs’taki temsilcilik binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.


Yapılan açıklamaya göre Kıbrıslı Türklerin, ankette yer alan “Kıbrıs Türk Toplumu önündeki en büyük sorun” sorusuna çoğunlukla “ekonomik durum” olarak yanıt verdiği belirtildi.


Raporda Kıbrıslı Türklerin Kuzey’de ekonomik durum, istihdam, yaşam kalitesi ve çevre konularında olumsuz düşüncelere sahip olduğu, bunun AB ortalamaların üzerinde olduğu ve Kıbrıslı Türkler yüzde 75 oranında, “Kıbrıs Türk toplumunda durumun kötü olduğunu” düşünürken,  yüzde 66 oranında “enerji durumunun”, yüzde 60 oranında ise “kamu idaresinde işlerin yürütme biçiminin” kötü olduğu görüşü varmış.


Anlaşılan gene Kıbrıs Türk Halkının iradesini para ile satın alma oyunları başlatılıyor.


Belli ki yeni bir “Kıbrıslı Türkleri aldatma” planı tezgâha konmuş ve düğmeye basılmış. İllaki egemenliğimizi elimizden alacaklar ve ezgi çekerek, şehitler vererek, kanla, gözyaşı ile kurduğumuz devletimizi de tarihe gömecekler. 


2002, 2003 ve 2004 yıllarında, İngilizcesi “How to build a public perception” olan “Halkın (spesifik bir konuyu) algılaması nasıl yaratılır” yöntemi ile Kıbrıs Türk halkının beyni adeta yıkanmış ve insanlarımız “Evet” derlerse, AB ile bütünleşip bütün dertlerinden kurtulacaklarına inandırılmışlardı.


Referandumda “Evet” denirse, herkesin bir evi, yüksek maaşlı işi, arabası ve bol parası olacaktı. O günlerde yapılan propaganda ve bol keseden verilen vaatler aynen böyleydi.


Tabii ki hepsi de yalan çıktı.


Kıbrıs Türk halkı %65 çoğunlukla “Evet” oyu kullandı ama tam tersi oldu.


“Hayır” diyen Rumlar AB’ye tek taraflı alınarak ödüllendirildiler, “Evet” diyen Kıbrıslı Türkler ise ödüllendirileceklerine, tam tersine cezalandırıldılar.  


Kaldırılacağına söz verilen “Ambargolar ve kısıtlamalar” daha da artarken, izolasyonlar ve uluslar arası haklardan mahrumiyet daha da çoğaltıldı. 


Maksat Kıbrıslı Türkleri yıldırmak ve “yeter artık bu çektiklerimiz” dedirterek,  güle oynaya Rumların idaresi altına girmelerini sağlamak. Sonra da Türkiye’yi AB’ye almamak için müzakerelerden soğutmak ve katılım müzakerelerinin kopmasını gerçekleştirmek.      


Lanet olsun bizlere özgürce yaşam hakkı tanımayan ve her türlü zorluğu çıkaranlara,  “İnsan hakları ve bireylerin özgürlüğü üzerine kurulduğu iddia edilen Avrupa Birliği”ne ve bu tezgahı hazırlayıp önümüze koyanlara.


Tezgah belli.


Hangi atölyeden çıktığı bilindiği için yöntemi de belli.


Önce insanımızın beyni “Kıbrıslı Türklerin en büyük sorunu ekonomik durumdur” kavramı ile yıkanacak ve herkes buna inandırılacak. Sonra da sözlüğünde “Rüşvet” kelimesi bulunmayan ama bunun kibarcası olan “Hibe” veya “Bağış” kelimelerinin bolca yer aldığı Avrupa Birliği, Kıbrıslı Türkleri kötü ekonomiden kurtarmak amacı ile çağrılar yapacak ve paralar teklif edecek.


Çağrılar aynen, “Kıbrıs Sivil Toplumu İş Başında. III.cü Hibe Çağrısı Açılış Etkinliği, Avrupa Komisyonu adına, Sivil Toplum Destek Ekibi tarafından, falan gün falan yerde yapılacak.” şeklinde gazetelerde boy boy yer alacak.  


Ve tabii ki bu hibeler veya bağışlar, ki kesinlikle AB’ye göre rüşvet değildir, toplumun genel çıkarını temsil eden ve AB’nin öncelikli politikaları doğrultusunda çalışan sivil toplum örgütlerini desteklemeye verilecek.


Başkalarına yok.


KKTC’nin varlığına inananlarla, Kıbrıs’ta Türk egemenliği de vardır diyenlere bırakın hibeyi veya bağışı, selam bile verilmeyecek.


Açıkçası, 2003-2005 döneminde olduğu gibi, AB için çalışan, AB’nin isteklerini yerine getiren ve olası bir referandum da “Evet” oyları için çalışacak herkese, parayı vermek için bir bahane bulunacak ve ellerine de bu paralar sayılacak. 


Daha evvel böyle olmuştu, şimdi gene aynısı tekrarlanacak.


“Evet”ler para ile satın alınacak.


Sayın Köşe yazarı ve düşünür Erol Manisalı’nın 23 ocak 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki “Bıçak Sırtı” başlıklı köşesinde, okuyucunun adeta gözüne soktuğu bir alıntı var. Türkiye-AB müzakerelerinin sonucunu gayet güzel açıklıyor bu kısacık alıntı. 


Cümle aynen “Türkologların ittifak halinde oldukları bir konu vardı: Türkiye Avrupa’dan farklı bir kimliğe (aidiyete) sahiptir ve bu nedenle Avrupa’daki birliğin içinde yer almayacaktır” şeklindeydi. Bu cümlede bahsi geçen Türkologlar, AB üyesi ülkelerin vatandaşları olan Avrupa kökenli kişilerdi ve bir konferans sonrası ortaya koydukları ortak görüştü. 


Hazır olun. Tezgah çalışmaya başladı.


Hedefte KKTC’yi yutmak, Kıbrıslı Türkleri Rumların egemenliği altına sokmak ve Türkiye’yi AB’ye almamak var.



*Prof. Dr.
http://www.ataatun.com 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen + 5 =