KIBRIS’TAN… Limanların açılmasına çözüm kapıda

Katılım Ortaklık Belgesinde ve Müzakere Çerçeve Belgesinde yer alan ve sonbaharda da kriz yol açacağı kesin olan Türk Limanların Kıbrıs Rum Gemilerine açılması koşuluna, perde arkasında bir çözüm üretilmekte olduğu kulaklara fısıldanıyor.


Kulislerde dolaşan “Çözüm Öneri Paketi”nin içinde Türk Limanlarının açılması, Maraş ve Ercan var.  Ama Limanlarla ilgili olan bölümü çok ilginç ve dahiyane.


İlk adım olan limanların açılması konusunda hem fikir olunan düşünce, limanların kısmen açılması. Katılım Ortaklık Belgesinde ve Müzakere Çerçeve Belgesinde Türkiye’nin Deniz ve Hava limanlarının “Tümü”nü Kıbrıs Rum bayrakları taşıtlara açması açık ve net olarak yazılmadığından, imzalanmış olan metin arzu edildiği gibi algılanabiliyor veya yorumlanabiliyor.  Buradan yola çıkan Türkiye, Başbakan Erdoğan’ın ünlü “Kazan-Kazan” mantığını da devreye sokarak, işi al-ver pazarlığına dönüştürmeye ve tatmin olacağı bir kazanımla da, Limanlarından bazılarını Kıbrıs Rum Bayraklı gemilere açmayı düşünüyor.


Türkiye’nin bu konudaki düşüncesi ve önerisi sessizce, el altından Brüksel’e iletildi. Brüksel adeta bu fikre yapıştı. Herkesin aklına bu dahiyane fikir çok mantıklı geldi ve şimdi konuyla ilgili herkes bu fikir üzerinde harıl harıl ve büyük bir ketumiyetle çalışıyor.  
Nede olsa işin ucunda VETO yok, müzakerelerin durması yok, kilitlenme yok ve en önemlisi ABD ile takışmak da yok. Hem 24.5 AB üyesi memnun olacak bu işten hem de Türkiye.


Akdeniz’de yer alan her hangi bir liman şimdi kesinlikle açılmayacak. Hele Hazar Bölgesinin petrol musluğu olan Ceyhan limanının bu aşamada Kıbrıs Rum Bandıralı gemilere  açılması söz konusu bile değil. Ceyhan zaten eldeki en büyük koz. Kısmi liman açılımı gerçekleşip karşılığında Mağusa Limanının uluslar arası trafiğe veya en azından AB ile direk ticarete açıldıktan sonra, belki bir başka kazanım veya pazarlık için masaya konabilir.


Şimdilik açılması düşünülen iki liman var. İzmir ve Hopa. Bu iki limanın Kıbrıs Rum Bayraklı gemilere açılması, Türkiye üzerinden tüm baskıları kaldıracak ve Rumları da Mağusa Limanının açılmasına onay vermeye zorlayacak. Zaten biri olmazsa diğeri de olmayacak. Türkiye öneriyi şimdiden ilettiği için, top Rumların kucağında ve müzakereler limanlar yüzünden kilitlenirse,  bunun sorumlusu Kıbrıs Rumları olacak.


Annan Planını reddinden sonra, ikinci bir krizin sorumluluğunu sırtlanmaya Kıbrıs Rum Yönetimi pek cesaret edemeyecek. Zaten Papadopulos’un adı bir kere “uzlaşmaz” ve “Adada Barışı istemeyen kişi”ye çıktı. Türkiye’nin bu önerisine “HAYIR” demesi ile hem AB içindeki yeri sarsılacak hem de BM ile ABD’nin şimşeklerini üzerine çekecek.  Bu nedenle de Türkiye’nin kısmi liman açılımına karşılık Mağusa limanının açılmasına onay vermeye ister istemez “Evet” demek zorunda kalacak.        


Geriye Maraş ve Ercan kalıyor.


Türkiye Ercan havaalanı ile ilgili olarak, bunu Mağusa limanını açılmasının yanına koymakta ısrar ediyor. Bunda başarılı olunamazsa, AB-Türkiye Müzakerelerinin içine gireceği krizini atlatabilmek için limanlar kısmen gene açılacak ve açılımından sonra da gündeme Ceyhan’a karşılık Ercan’ın açılması gelecek.  Rumların gözü Ceyhan limanında ve Türkiye’ye uzak doğu’dan gelen konteynerlere ana üs görevi yapabilmek. 
Kazan-Kazan mantığı her iki tarafa da hem tavizler verdirecek, hem de kazanımlar sağlayacak.
Zaten limanların açılımında sonra geriye Türkiye’nin Kıbrıs Rum Yönetimini tanıması kalıyor ama, Müzakere Çerçeve Belgesinde de yer alan bu koşulun da zaman limiti yok. Müzakerelerin bitirildiği son gün, son dakikada da bu tanıma gerçekleşebilir. Limanlardan sonra başlıkların kapanışında sudan bir bahane ile VETO kullanmaktan başka Rumların elinde pek bir koz kalmayacak.
 
 Tabi siyasi olarak limanların açılmasının hemen arkasında da GKRY’nin Türkiye’de Konsolosluk ve Elçilik açması konusu gündeme bomba gibi düşecek ve yeni bir gerilime yol açacak. 


Maraş konusu ise gündemde 3.cü sırada yerini alıyor. Türkiye, aynen “Katılım Ortaklık Belgesi”nde, limanların açılımını taahhüt ettiği gibi kapalı Maraş içinde yer alan taşınmazların, şimdilik zamanı belirlenmemiş bir gelecekte yasal sakinlerine iade edilmesi konusunda bir taahhüt vermeyi düşünüyor. Brüksel’de buna sıcak bakıyor.
Geriye, Kıbrıs’lı Türklerin kurulacak yeni devlette “Siyasi eşitliği” ve Egemenlik hakları” kalıyor ki,  bu konu sanki “Havada Bulut”.


_______________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here