KIBRIS’TAN… Lokmacı barikatı dersi

Ellili yaşların ortasına geldim. Bir takım konuları, özellikle de üzerinde uzman olduğumu sandığım konuları çok iyi bildiğimi sanıyordum ama anlıyorum ki, benden daha da iyileri de var.


Rumlardan hala daha politika dersi almaya devam ediyorum.


Londra ve Zürih anlaşmaları ile 16 Ağustos 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini yıkmak ve Kıbrıs’lı Türkleri bu cumhuriyetten dışlamak için 1961 yılında AKRİTAS isimli dahiyane ve acımasız bir plan yapan Rumlar, bunu 21 Aralık 1963 yılında uygulamaya koydular ve adanın bölünmüşlüğün temellerini daha o günden attılar.


1963 sonundan 1970’li yılların başına kadar, yaklaşık 7 yıl hiç aralıksız  Kıbrıs’lı Türklere acımasızca “Stratejik Malzeme” ambargosu uyguladılar. Suçları Türk olmaktan öteye başka bir şey olmayan masum Türkleri, işlerine giderken yollardan topladılar ve yerleri bilinmeyen çukurlara canlı canlı gömerek öldürdüler. Minnacık bebeklerimize “süt Ambargosu” uyguladılar ve yıllarca çocuklarımız içecek süt bulamadılar. İnsanlarımıza mevzi yapacaklar bahanesi ile, bırakın çimentoyu, demiri, tuğlayı, kümes teli bile satmadılar ve Türk bölgelerine her tür inşaat malzemesinin girişini yıllarca yasakladılar.


Ve işin ilginç yanı, Rum hükümeti, Kıbrıs’lı Türklere karşı yaptığı tüm bu zulmü ve insanlık dışı uygulamaları kendi halkına duyurmadı, hissettirmedi, TV’de ve Radyolarda yayınlattırmadı ve üstüne üstlük, bir de üstünden çıkarak “Türkler isyan etti” diyerek de yabancı ülkelere başarı ile sattı.


Konuyu BM’ye götürdü, Güvenlik Konseyinde görüştürdü ve kendi düşünce ve fikirlerini de doğruymuş gibi bizim dışımızda herkese yıllarca yutturdu. Rumlar haklı ve mazlum taraf, bizde haksız ve isyankar “Azınlık Kıbrıs Türk toplumu” olduk 1974’e kadar.


Bırakın 1974-2005 yılları arasında BM’de ve AB’de olanları ve yalan yanlış Rum propagandasını, “Lokmacı Barikatı” gelişmelerine bakın lütfen.


Gerçekten Rumların politikalarına hayran kalmamak elden değil. Hem haksızlar, hem ipe un serdiler, hem “Lokmacı Barikatı”nın açılmasını istemeyen taraf onlar, hem de haklıymışlar gibi davranıp ve yaygarayı basan gene onlar.


Bir dizi ipe sapa gelmez iddia hazırladılar ve iddialarını hemen ve derhal BM ile AB’nin ilgili mercilerine ilettiler.


İddialarına göre Türk askeri sinsice hareketlerini 16 Ekim 2005’te başlatmış ve hedefi de Ermu ve Cikko caddeleri arasındaki ara bölgeyi kontrolü altına almakmış.


Bence bu olay tam olarak “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” atasözü ile gayet güzel açıklanmakta, veya gençlerin ağzındaki yeni bir terim olan “Quel alaka” sözüne çok uygun.


Oradaki askerlerin, Türk Barış Kuvvetleri mensupları olmayıp mücahitler mi olduğunu söylesem, bölgenin bitişik nizam kuralı içinde olduğundan evlerin yana yana olması nedeni ile hiçbir tarafın stratejik bir mevki ele geçiremeyeceğini mi söylesem, yoksa “Lokmacı Barikatı”nın temellerinin, 1958 İngiliz sömürge idaresi döneminde, şehirde yaşayan Rumların ve Türklerin bölgelerini ayırmak için adadaki İngiliz ordusu tarafından dairesel dikenli tellerle kesilerek atıldığını mı söylesem, bilemiyorum.


Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti hükümeti Lokmacı barikatının açmamak için ipe un serip, uluslar arası alanlardaki yetkili ve etkili mercilere  şikayetlerde bulunmak amacıyla hayali suçlamalar ve fotoğraflarla birlikte altı sayfalık bir belge hazırlattı. Bu belgeleri en iyi diplomatları ile birlikte her yere gönderecek ve aynen 1963’de yaptığı gibi, haksız olduğu halde kendini haklı taraf olarak satmaya çalışacak.


Neyse ki, ara bölgenin ihlal edilip, edilmediği konusunu yorumlaması istenen İngiltere Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi, yaptığı resmi açıklamada İngiltere’nin, Lokmacı Barikatının açılması ve Ledra Caddesi ile Arasta’nın birleştirilmesi fikrini memnuniyetle karşıladığını, ancak ortaya atılan engellerden dolayı da hayal kırıklığı yaşadığını belirtti.


Rumların tüm engellemelerine rağmen Kıbrıs Türk tarafı Lokmacı Barikatı’nın  açılmasına yönelik tek taraflı çalışmalarını  ısrarlı bir şekilde sürdürüyor. Yapılmakta olan  köprü hizasına çevrenin görülmesini engellemek amacıyla plastik levhalar yerleştirilecek ve prefabrik nitelikli gümrük ve kontrol noktası binaları da beton zemin üzerine yerleştirilecek. Barikattan geçmek isteyen kişiler, toplam 20 basamak yukarı çıkacak ve köprüden geçerek diğer taraftan gene basamaklarla aşağı inecek.


Ve böylece 1958-2005 yıları arasında tam 47 yıldır kapalı olan kapı da açılacak.


_____________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.