KIBRIS’TAN… Mülk davaları hızla çıkmaza gidiyor

Rumlar kendi malları üzerinde fırtınalar koparırken Türk mallarını yağma etmektende geri kalmıyorlar.



1910-1930 yılları arasında İngiliz sömürge idaresine uyguladıkları sahteleme ile Türk topraklarını ele geçirme yeteneklerini, aradan geçen  80-90 seneden sonra elde edilen engin deneyimlerle gene işler hale getirdiler. 


Güneyde kalan Türk toprakları, yalan beyanlarla Rum malı gibi gösterilip yabancılara satılıyor. Bu tam bir furya halini aldı.


Geçen sene çok sevdiğim bir arkadaşımı, hemen hemen her gün gördüğüm bu meslektaşımı üç ay boyunca hiç görmeyince çok merak ettim ve aramaya başladım. Telefonu kapalı, evinde yok, işine gelmez, nerde olduğunu kimse bilmez bir duruma girdi iş. Bende bayağı merak ettiğim için polise başvurdum ve en sonunda her gün düzenli olarak Kıbrıs’ın güneyine geçtiğini öğrendim. Hemen Mağusa’nın geçiş kapısı olan Akyar’a gittim ve oradaki görevli polis arkadaşlara, benim arkadaşıma vermeleri ricası ile bir zarf bıraktım. Zarfın içinde beni acele görmesi gerektiği yazılı idi.


Ve başardım…. Nihayet kendisi ile bir gece yarısı görüşebildim. Zayıflamış, göçmüş, hayatı kaymış, bıkkınlaşmış bir hali vardı arkadaşımın. Doğal olarak çaresiz bir hastalığa yakalandığını ve tedavi için güneye gittiğini düşündüm. Aslında Türkiye’deki sağlık hizmetleri güney Kıbrıs’takinden on kez daha iyi ama gene de bir bildiği var diye düşündüm ve bana konuşmasını bekledim. Durum gerçekten çok ciddi idi.


Ve Anlattı….  Rumlar sahtecilik yaparak ailesine ait, güney Kıbrıs’ın en güzel koylarından bir tanesinde denize sıfır 75 dönüm (75 x 1338 = 100,335 m2) araziyi mal sahibi Türk’ten satın alınmış gibi gösterip bir yabancıya satmışlar.  Ve konuyu da bir türlü çözemiyor.  Mahkeme başvurusunu kabul etmiyor, savcı kendisi ile görüşmek istemiyor ve tam bir çıkmaz içine girmiş. İmdadına “Mafia” yetişmiş. Limasol’un ünlü mafiası.


Yapılan anlaşmaya göre, 75 dönüm arazinin 25 dönümü bu karanlık kişilere verilecek ve geri kalan 50 dönüm arazi de tekrar söz konusu Türk aile adına Tapu kayıtlarına geçecek. Tabi bilmiyorum bu Rum Hükümetinin yeni bir taktiği mi?. Kaybolan eşeği buldurup mal sahibini sevindirmeye benziyor ama geriye eşek yerine koyun veriliyor gibi geldi bana.
Bu olayın bir benzeri de Dillirga (Erenköy yöresi) bölgesinde yaşandı ve bu defa basın duydu bu olayı. 


 Dillirga (Erenköy yöresi) bölgesinde Celal Gilan, Sevdiye Dede ve Yasemin Mehmet’e ait bir taşınmaz mal Kıbrıslı Rumların düzdükleri sahte tapuyla yabancı bir şirkete satılmış. Mal sahipleri 2000 yılında bakalım bizim mal ne kadarmış niyeti ile Kıbrıs dilinde “Search” yani “Araştırma”  denilen bir taleple tapuya baş vurduklarında mallarının satılmış olduğunu görünce beyinlerinden vurulmuşa dönerler ve hem polise hem de yargıya baş vururlar.  
Aşağı Pirgo muhtarının da karıştığı olayda Kıbrıs’lı Türklere ait olan bu taşınmaz mülk, nasıl olsa artık Türkler bir daha bu tarafa gelemez düşüncesi ile, 1974 öncesi senet karşılığı satılmış ve yörede yaşayan bir Rum’a aitmiş gibi yalancı şahitler tarafından yemin verilmiş ve mülkün tapusu gene aynı yöreden bir Rum adına çıkarılmış. Ardından bu Rum söz konusu malı 972 bin Kıbrıs Lirasına ($ 1,944,000)  White Knight adlı bir şirkete satmış.
Konu olay ortaya çıkınca Rum Yönetimi’ni, Başsavcılığı ve Rum güvenlik makamlarını epey uğraştırmış ama yapılan sahtekarlığa rağmen elde edilen bir sonuç olmamış.


Gerekçesini söylememe gerek yok çünkü mağdur olan bir Kıbrıs’lı Türk. Eğer Türkler böyle bir sahtekarlık yapmış olsalardı, Rumlar konuyu hem Birleşmiş Milletlere hem de AİHM’ye hemen ve derhal götürürlerdi.


 Kıbrıslı Türk mal sahipleri mallarının kendilerine iadesi için Rum mahkemelerine başvurdular. Konuyu görüşen Mahkeme ise mülkü kendilerine iade etme kararı vermekte güçlük çekiyor. Aslında vermemek için yasal bahane arıyor demek daha doğru olur.
Başsavcılığa göre gerçekleştirilen tapu devir işlemleri yasa dışı ama Rum adaleti, mülkün yasal sahiplerine iadesini bir türlü emredemiyor. Gerekçe ise alıcı şirketin (White Knight) “iyi niyetle” davranması ve Tapu Dairesi’nden söz konusu mülk için tapu almış olması. Mevcut koşullarda kararın malın yasal sahipleri olan Kıbrıslı Türklere tazminat ödenmesi olması gerekiyor.


Malın gerçek sahipleri olan Kıbrıs’lı Türkler tazminat istemiyorlar ve ısrarla mülklerinin  kendilerine iadesini istiyorlar. Eğer iade olmazsa AİHM’e başvuracaklar.
İşte bu noktada büyük bir siyasi sorun ortaya çıkıyor.


KKTC hükümetinin, Anayasanın 159.cu maddesinin 1.ci bendinin b) fıkrasına göre oluşturduğu Kıbrıs’lı Rumlara ait taşınmaz mallar ile ilgili “Tazmin Komisyonu”nun önemi ve olmazsa olmazı ortaya çıkıyor ve davanın benzerlik arz etmesi nedeni ile de Orams davası kendisine bir örnek bulmuş oluyor. Orams’larda söz konusu mülkü iyi niyetle almışlardı ve Bakanlar Kurulu kararı ile de tapu dairesinden koçan almışlardı.


Güneyde mal alan White Knight ile kuzeyde mal alan Orams şimdi aynı kefede. Güneyin mahkeme kararı dönüp kendini sırtından bıçakla vurabilir.


______________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.