KIBRIS’TAN… Reddedilen deklarasyon

Reddedilen deklarasyon başımıza bela olacak…


KKTC’yi içinde bulunduğu izolasyon durumundan kurtarmak amacıyla hazırlanan mali yardım ve doğrudan ticaret tüzükleri tam bir çıkmaza girdi.


Tüzükler konusu, AB Daimi Temsilciler Komitesi’nin (COREPER) gündemine alınmıştı ve AB Komisyonu toplantıda tüzüklere ilişkin görüşünü sundu. Türkiye ve KKTC’den


gelen yüksek tonlu hoşnutsuzluk seslerini değerlendiren Komisyon, doğrudan ticareti Yeşil Hat’a indirgeyen, Maraş’ın Rumlara verilmesini ve Gazimağusa Limanı’nın ortak işletilmesini isteyen, mülkiyet sorununun da AİHM kararları çerçevesinde çözülmesini talep eden deklarasyon konusundaki ısrarından vazgeçti ve geri çekti.


Bu Deklarasyon nasıl bu hale dönüştü, hangi akla hizmet Maraş’ın iadesi ve Mağusa limanı ile ilişkilendirildi diye düşünmeye veya kafa patlatmaya hiç gerek yok.


Deklarasyonun içeriği tamamen Kıbrıs Rumlarının temel tezleri üzerine kurulmuş. Rumlar zaten Kıbrıs konusu ile ilgili hazırlanan her plana, öneriye, tüzüğe, karara ve benzeri konulara daha hazırlık safhasında müdahale edip kendi düşünce yönlerine çeviriyorlar ve isteklerini hemen dikte ettiriyorlar.


Deklarasyon hazırlığı 24 Kasım’da başladı.  Olli Rehn bu çerçevede önce temaslarda bulundu. Kıbrıs Rum yönetiminin önerilerini alarak bunları Kıbrıslı Türklerin çıkarları ile uyumlaştırmayı hedefledi.


Neydi Rumların istekleri? Maraş’ın iadesi, Rum mallarının iadesi ve Mağusa limanının ortak kullanımı.


Peki Türkler ne istiyordu? Mali Yardım ve dünya ile Doğrudan Ticaret.


Olli Rehn, iki tarafın yukarıdaki isteklerini bağdaştırmaya çalıştı ve bağdaştırdı da. Hazırladığı tasarıyı onaylarını almak üzere dönem başkanı İngiltere’ye ve Kıbrıs Rum yönetimine sundu. Papadopulos Rehn’in taslağına, ellerini ovuşturarak, 5 Aralık’ta olumlu yanıt verdi.


Dönem Başkanı İngiltere ise kendisine verilen tasarıyı 1 Aralık’ta Ankara’ya ve KKTC’ye iletti. Doğrudan Ticareti gömen ve Kıbrıs’lı Türklerin başına yeni bir çorabın örüldüğü bir taslağın hazırlandığı basına sızınca da kıyametler koptu. 


Neydi bu kıyametlere yol açan Rehn’in taslağı.


1-Kıbrıslı Türklere 259 milyon avroluk mali yardımın kesin kes onaylanması,
2-Kıbrıslı Türklere yapılacak mali yardımın, Mağusa Limanı’nın ortak kullanımına ve kapalı Maraş’ın iadesine bağlanması, 
3- KKTC topraklarındaki Rum malları ile güneydeki Türk mallarının kullanılmasına son verilmesi.


Deklarasyona bakarsanız, Maraş’ın Rumlara iadesi ile Mağusa Limanından Doğrudan Ticaret yapılması arasındaki bağ çok net değil.  Mağusa Liman’ın hangi statüde işletileceği ile Maraş’ın hangi statüde iade edileceği veya kim tarafından yönetileceği karanlıkta. Benim anladığım Maraş AB gözetimi altında Rumlara iade edildikten sonra  Mağusa limanı da AB tarafından yönetilecek. Limanın idari personel yapısı 2 Rum’a, 1 Türk olacak şekilde yeniden  yapılandırılacak. 


İşin kötü tarafı, her ne kadar bu Deklarasyon ve içindeki Mağusa Limanı-Maraş’ın iadesi – Doğrudan Ticaret Tüzüğü ilişkisi geri çekildiyse de politik anlayışa göre artık bunlar canlı birer varlık.  


Artık  gelecekte, Kapalı Maraş’ın iade edilmesi,  Mağusa Limanı’nın  ortak yönetimi ve Mağusa Limanından Doğrudan Ticaret yapılması’na ilişkin girişimler veya çalışmalar  başlatıldığında veya yapıldığında, her seferinde bu geri çekilen bu deklarasyon bir referans veya başlangıç noktası olacak ve bunun ötesi düşünülecek.


Her zaman ve her koşulda bu Deklarasyon artık masada. Politikanın kuralı bu ve bunu bir daha hiç kimse de durduramaz.


Gördünüz mü? Bir deklarasyon geri çekilse bile başımıza ne işler açıyor.


_____________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.