KIBRIS’TAN… Rum Kesimi’nin hayalindeki federasyon

Rumların Federasyon hayalleri veya Federasyondan ne anladıkları ile bizim, yani Kıbrıslı Türklerin Federasyon derken neyi hayal ettikleri veya anladıkları çok farklı.
Kelime olarak her iki taraf “Federasyon” kelimesini kullansa da ve “Federasyonu kabul ediyoruz” dese de, kavram farkı ve içeriği, siyah ve beyaz gibi, taban tabana zıt. 


Hristofyas içinde taksim olan bir çözüme veya bölünmeye yol açabilecek bir çözüme benim yanıtım “Hayır”dır dedi dün. Ve “Annan Planına da bu nedenle AKEL olarak hayır oyu verdik” diyerek yılların bilinmeyenini de açıklamış oldu.


Annan planına hayır diyen Hristofyas’ın 17 Şubat Rum Yönetimi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ve barış görüşmeleri için masaya oturması durumunda, eğer masaya Annan Planı içerikli ama adı değişik bir plan konursa, ona da hayır diyeceği kesin.


Hudutlarımız Girne kıyılarında biter diyen Hristofyas’ın aklındaki Federasyonda, merkezi Rum hükümetinin tüm Kıbrıs adasına hâkim olacağı mantığının yattığı ortaya çıkıyor.


Papadopulos ise son birkaç aydır, yıllar önce kendisine takılmış olan “Mr. No” lakabını adeta inkâr eden bir konuma girdi. Aniden cumhurbaşkanlığı seçimlerinde göstermelik olarak Federasyon tezini savunmaya başladı. Fakat işin ilginç tarafı savunduğu “Federasyon” tanımı ile yıllar önce kafasında oluşturduğu ve hala daha kurmayı hedeflediği   “Üniter Rum Devleti” tanımının tıpa tıp birbirlerine benziyor olması.


Papadopulos’un kafasındaki Federasyon kavramı ile Hristofyas’ın kafasındaki Federasyon kavramının ortak tarafları yok değil. Her iki kafadaki federasyon kavramının birazcık da olsa birbirlerine benzeyen yerleri var.
Mesela, Federasyon kurulmadan önce;


• Türk askeri tamamen adadan gitmeli.
• Türkiye’nin herhangi bir müdahale hakkı olmamalı.
• Türkiye’nin garantörlük hakkı iptal edilmeli.
• 1974 sonrası adaya Türkiye’den gelen Türkler geri gitmeli.
• Güçlü bir merkezi (Rum) hükümeti olmalı.
• KKTC lav edilmeli.
• Kıbrıslı Türklere ayrıcalıklı azınlık hakları verilmeli.
• Federal Meclis, çoğunluk oylarına göre oluşmalı.
• Kıbrıs adası tamamen askersizleştirilmeli.
• Bütün göçmen Rumlar kuzeydeki mülklerine geri dönmeli.


gibi ufak tefek ve anlaşmanın esasını oluşturmayacak denli önemsiz, yukarıdaki ortak noktalar var her iki liderin kafasındaki Federasyon kavramında.


Kıbrıs sorununa çözüm konusunda her fırsatta nüfus oranını ortaya atan Rumlar, iş Avrupa Birliğine gelince, üçte birini Rum yerleşiklerin oluşturduğu 750,000 kişilik nüfuslarının AB’nin tüm nüfusuna olan tek haneli oranına bakmadan, Avrupa Birliğinin kendilerine tanıdığı eşit ortaklık ve tüm komisyonlarda eşit sandalye hakkını “İnsan hakları ve demokratik yapılanmaya” uygun olarak algılayıp, sonuna kadar kullanırlarken, Kıbrıslı Türklere “Eşit Siyasal Haklar”ı veya “Siyasal Eşitlik” tanımayı değil konuşmak, duymak bile istememektedirler.


 Aslında Rumların aklındaki federasyon, Türklere sadece “Üniter Rum Devleti” veya yeni adı ile “Federal (Rum) Devlet”i içinde bir otonomi tanımak.


Yani kendi muhtarımızı seçmek hakkımız olacak. Belki de birleşebilir ve ağızbirliği etmişçesine hep beraber aynı kişilere oy verebilirsek, aynı batı Trakya’da olduğu gibi Belediye Meclis üyeliklerine de birkaç tane Kıbrıslı Türk sokabilmek başarısını gösterebiliriz.


Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Meclisi yapısı gereği Maronitlere, Ermenilere ve Latinlere verilen ve oy hakkı olmayan birer sandalyelik Milletvekilliği benzeri sandalyeler bizlere de verilmezse, aynı taktiği uygulayarak belki birkaç tane de Kıbrıslı Türk Milletvekilini Federal (Rum) Meclisine sokmayı başarabiliriz.     


Bu nedenle de Papadopulos “8 Temmuz anlaşmasında çizilen ilkeler çerçevesi içindeki iki kesimli, iki toplumlu federasyona bağlıyım” demektedir.  Utanmasa “İki toplumlu, iki kesimli Üniter Rum devleti” diyecek ama şimdilik hiç kimseyi ürkütmemek ve dünya kamuoyunda barış istemeyen lider durumuna düşmemek için bu şekildeki düşüncesini dile getiremiyor.
 
Bir de aday olmayan ama tüm adayları etkileyen ve kazanacak olanı belirleyecek güce sahip olan Başpiskopos II.ci Hrisostomos  var. II.ci Hrisostomos şu anda ağırlığını Papadopulos’tan taraf koymuş durumda.


Başpiskopos, “Kurucu” tanımında olsa da iki devletli bir anlaşmaya sıcak bakmıyor, iki kesimli – iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federasyonu da reddediyor. Buna karşın “Üniter Rum Devletini” çağrıştıran Birleşik (Rum) Devleti çözümüne yani “Federal (Rum) Devleti” tipi bir çözüme karşı değil. Hrisostomos’un bu tutumu Papadopulos’un lehine gözükse de, uzun vadede, yani 17 Şubat’a kadar olan zaman dilimi içinde Papadopulos’a bir miktar oy kaybettirecek. 


Aynı şekilde DIKO oyları ile Avrupa Parlamentosuna seçilmiş olan Matsakis’in adaylığını açıklamış olması da, DIKO başkanı olarak 2003 seçimlerine girip kazanmış olan Papadopulos’a bir miktar oy kaybettirecek.
 
Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin son üç tanesine dikkate alarak bir analiz yaparsak, 1993’de Klerides %50.28, 1998’de Klerides %50.82 ve 2003’de de Papadopulos % 51.51 ile seçimleri kazanmış.


Bu da, çok ufak oranda olsa da oyların yer değiştirmesinin seçimlerin kaderini etkilediğini göstermektedir.    


Papadopulos, her ne kadar bu seçimlerde şimdilik başa güreşiyor gözüküyorsa da, 22 Nisan gecesi ekrana çıkıp gözyaşları içinde 24 Nisan 2004 Pazar günü yapılacak Annan Planı referandumunda Kıbrıslı Rumları “Hayır” oyu vermeye çağırmanın bedelini ödeyecek.   


_______________


* Prof. Dr.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here