KIBRIS'TAN… Rumlar taktik değiştiriyor

Müzakerelerin başlaması için liderlerin ilk buluştuğu gün olan 21 Mart’tan sonra Rumların taktik değiştirdikleri ve yeni bir mantıkla yeni bir kulvara girdikleri iyice gözlemleniyor.
Ortada ne Makarios’un nede ondan sonra gelen Kyprianou’nun, Vasiliou’nun, Klerides’in ve Papadopulos’un uygulamaları var.


Hristofyas kendi başına yeni bir yol çizdi ve gidiyor.


Çizgisini ve temel ilkelerini Cuma günü, yurt dışında görev yapan Rum Dışişleri Bakanlığı Elçilik ve Konsolosluk görevlileri ile yaptığı yıllık toplantıda ortaya koydu. İki saat boyunca tüm diplomatlara neler yapmaları gerektiğini, herkesin mevkisine göre ve bulunduğu ülkeye uygun olarak tek tek açıkladı.


Hristofyas özellikle Rum diplomatlara, Kıbrıs sorununun, önceki Rum hükümetlerinin yaptığı gibi taktik hareketlerle değil, müzakere masasında somut önerilerle çözmek istediğini söyleyerek, alışıla gelmiş uygulamalardan vazgeçmeleri ve yeni düşünce ve kavrama uyum sağlamaları gerektiğini söyleyerek, bir yerde 1955’lere kadar giden eski ve yıllanmış kavramların artık terk etmelerini istedi.
 
Fakat Hristofyas söz konusu toplantıda “Geçen aylara kadar Uluslararası camiadaki Kıbrıs Rum tarafıyla ilgili olumsuz hava gözle görülür şekilde değiştiğini” söylerken biraz da zorlandı. Gerçekte bu görüşün değişmediğini ve Rumların aleyhine her geçen gün biraz daha da arttığının farkında.


Özellikle AB’den kendisine büyük bir baskı var. Ortakları, KKTC Cumhurbaşkanı M. A. Talat ile başlattığı müzakereleri şöyle veya böyle olumlu olarak sonuçlandırmasını istiyorlar. ABD ve AB yetkilileri ise gerek NATO içinde gerekse de AB içinde Kıbrıs konusu nedeni ile yaşanan sorunların ve huzursuzluğun son bulmasını istiyor. 


Aslında AB, son günlerde Türkiye’ye olan bakış açısını da değiştirme eğilimine girdi. AB’de kulvar değiştirerek Türkiye’nin bir şekilde, “Tam üye” veya “İmtiyazlı üye” veya “Üvey evlat” benzeri bir şekilde AB’ye girmesini ve İslam ülkeleri ve Ortadoğu kaynaklı terör odakları için tampon olmasını planladı ve uygulamaya da koydu.


Bu nedenle de Hristofyas üzerinde olağanüstü bir baskı var.
Hristofyas gerçekten bunalmış durumda.    
Bir taraftan BM, diğer taraftan ABD ve en fazla da AB baskı uyguluyor.
Hristofyas’a net bir şekilde Papadopulos taktiklerini uygularsa,  Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti’nin, AB  Komisyonlarında pasifize edileceğini işittirdiler.


Buna karşın DIKO’lu Rum Dışişleri Bakanı  Markos Kyprianou ise kendi havasını çalıyor. Daha doğrusu Papadopulos ne derse onu yapıyor ve bir başka taktik uyguluyor. Soğuk harp taktiği.


Hristofyas’ın Rum Büyükelçiler ile yaptığı toplantıdan evvel  Kyprianou da Büyükelçilerle bir toplantı yaptı ve beş yıllık Bakanlık görevi sırasında yapacaklarını ve önceliklerini anlattı. Sanki Bakanlık görevinde beş yıl kalacakmış gibi. 2009 Temmuzunu görürse çok iyi. Bu günleri öpsün de başına koysun.


Markos Kyprianou, Papadopulos taktiği doğrultusunda dış politikada uygulamak istediği yeni açılımlarda dost olmalarına rağmen son yıllarda kendileriyle temasın ihmal edildiği üçüncü ülkelerle, öncelikle de Orta Doğu’dakilerle daha iyi ilişkiler geliştirilmesi olduğunu Diplomatlara anlattı ve Rum yönetiminin, Kıbrıs sorununun çözümü için İran'dan resmen yardım talebinde bulunduğu söyledi.


Toplantıda, 28-30 Temmuz günlerinde Tahran'da yapılan Bağlantısızlar Hareketi XV. Dışişleri Bakanları Konferansı’na,  Güney Kıbrıs’ın 2004 yılında AB’ye katılmasının ardından Bağlantısızlar Hareketi’nin bir üyesi olmaktan çıktığını ve bu nedenle de üye olmamasına rağmen  “zoraki misafir” sıfatıyla katılmak için İran’a gittiğini ve İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile Tahran’da bir araya gelerek “Bağlantısızlar Hareketi ülkeleri ve İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) ülkeleriyle yakın ve iyi ilişkileri olan İran’dan, Kıbrıs sorununun çözümü için yardımlarını esirgememesi talebinde bulunduğunu belirtti.


İran Resmi Haber Ajansı İRNA’da konuya yer vererek  Markos Kyprianou’nun,  İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Mutteki ile resmi olmayan ve sohbet niteliğinde bir görüşme yaparak “Kıbrıs sorununun halledilmesi için İran’dan yardım isteğini” açıkladı.


Kyprianou’nun ısrarla uyguladığı Papadopulos taktiklerine rağmen Hristofyas’ın daha gerçekçi ve mantıklı olduğu kesin.  Gerek Cumhurbaşkanı Talat’ın gerekse de T.C. Başbakanı R. T. Erdoğan’ın görevden bir şekilde gitmeleri durumunda Kıbrıs konusunda yaşanacak zorlukların çok daha büyük olacağının bilincinde ve ona göre davranıyor.
Temmuzun son 10 günü içinde Malta, Brüksel, Belgrad ve Tahran’a resmi ziyaretler yapan Kyprianou ile yakında yollarının ayrılacağı ise bir başka gelişme ve olasılık.  Hristofyas ayağının içinde karıştıranlardan bir şekilde kurtulacağı da bir diğer politik gerçek. 
________________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eleven − six =