KIBRIS’TAN Serdar Denktaş ‘petrol var’ demişti

KIBRIS’TAN Serdar Denktaş ‘petrol var’ demişti

0
PAYLAŞ

Serdar Denktaş’ın iddiaları doğrulanıyor mu?


10 Aralık 2003 tarihinde, Milletvekili seçimleri bütün hızıyla devam ederken, DP genel Başkanı Serdar Denktaş, partisinin milletvekili adaylarıyla, Lefkoşa Saray Otel’de bir basın toplantısı düzenlemişti ve gündeme adeta bomba gibi düşen bir açıklama yapmıştı.


Serdar Denktaş düzenlediği basın toplantısında, Annan planı büyük bir heyecenla tartışılırken, bir gerçeğin kamuoyunun dikkatinden kaçtığını ve ”çözüm ve AB” tartışmalarının gerisinde kaldığına dikkat çekmişti.


Serdar Denktaş, o gün bomba gibi patlayan açıklamasında Kıbrıs adasının etrafında dünyanın en zengin petrol rezervleri olduğunun tespit edildiğine işaret etmiş, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’nin bu petrol kaynaklarını kendi kontrollerine almak istediğini ve bu nedenle Annan planının derhal imzalanarak, tüm Kıbrıs’ın Mayıs 2004’te AB’ye girmesi yönünde uğraş verdiklerini söylemişti.


O günkü açıklamasında 2001 ortalarında, Kıbrıs’ın kuzeyinde Girne- İskenderun arasında ve güneydoğuda; Kıbrıs-Suriye-Lübnan-İsrail-Mısır arasındaki bölgede dünyanın en zengin gaz ve petrol yataklarının olduğunun ortaya çıktığına dikkat çekmiş,  bütün bunların bilindiğini, ancak diğer tartışmalar yanında bunların gözden kaçtığını ve yeterince önemi üzerinde durulmadığını anlatmıştı. Sözlerine devamla Denktaş, Kıbrıs Türklerinin AB’ye uyum çalışmasını yapmadan acele AB’ye alınmak istenmesinin arkasında yatan en önemli unsurun bu olduğunu üstüne vura vura belirtmişti.


Yukarıdaki sözlerin söylenmesinden sonra tam bir buçuk yıl geçti ve dün aynı konuyu Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün yaptığı yazılı açıklama ile dile getirdi.


Aygün,  Kıbrıs ile Mısır arasında, Ada’dan 50 deniz mili uzaklıkta ve denizin yaklaşık 2 kilometre altında zengin petrol yatakları tespit edildiği yönündeki iddialar olduğunu ve bunun araştırılması gerektiği konusunda Türk hükümetinin ve Türkiye kamuoyunun dikkatini çekiyor. Girne-İskenderun arasında zengin petrol yatakları olduğuna inandığını ifade eden Aygün, Kıbrıs Adası’nı çevreleyen sularda toplam 400 milyar dolar değerinde, 6-8 milyar varil petrol bulunduğu iddialarının, Kıbrıs’la ilgili gelişmelerle örtüştüğünü ileri sürdü.


Bunlar çok ciddi iddialar ve her ikisi de son derece saygın olan kişilerce dile getiriliyor.
 Hatırlarsanız, 2001 yılı Haziran ayında yapılan Mısır-Rum görüşmelerinin ardından Mısır’ın Rum Kesimi Büyükelçisi Ömer Metwally, (Hükümetimizin, İsrail-Suriye-Mısır-Kıbrıs arasında bulunan bölgede geniş petrol havzalarına ait ciddi tespitleri var) demişti. Rum Kesimi, Suriye, Mısır, Ürdün ve Lübnanlı yetkililer. 2002 yılının Nisan ayında Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen bir konferansta konuyu ele almışlar ve konferans sonunda, Mısırlı yetkililer, dünyanın en geniş petrol yataklarının Kıbrıs çevresinde olduğunu iddia etmişlerdi.


Uluslararası deniz hukukuna göre, petrol ve gazın bulunduğu bölgeyle ilgili herhangi bir siyasi sorunun bulunmaması gerekiyor.
Ama büyük bir sorun var.


Rumların Mısırla yaptıkları anlaşma, Türkiye’nin doğal kıta sahanlığı haklarını ve ekonomik bölge haklarını iyice kısıtlamak amacındadır. Yapılan anlaşma ile Rodos-Baf-Larnaka-Port Said-İskenderiye-Rodos çok kenarı tamamen Yunanistan-Kıbrıs Rum ve Mısır kontrolüne giriyor. Türkiye’nin Gazipaşa’dan Dalaman’a kadar uzanan sahilinin 200 mil açığına kadar uzanan  ekonomik bölge hakları, ki bu bölge Türkiye ile Mısır arasındaki denizin neredeyse yarısı demektir, bu anlaşma ile tamamen yok edilmek istenmektedir.


Türkiye doğal olarak bu anlaşmaya çekincesini koymuş ve Rum-Mısır anlaşmasını tanımadığını beyan ederek, bölgeye SİSMİK-1 arama gemisini göndererek, bir yerde hükümranlık haklarına sahip çıkmış ve Mısır’a nota vermek suretiyle bu danışıklı dövüşü durdurabilmişti.


Ben bunu nerden mi biliyorum. 2004 yılının Şubat-Mart ve Nisan aylarında BM kontrolündeki ara bölgede BM gözetiminde yaptığımız toplumlararası görüşmelerde, Türk delegasyonu başkanı olduğum Denizcilik ve Deniz Taşımacılığı komisyonunda bu konuda fırtınalar kopmuştu.


Artık hedef belli. 


AB ve ABD Kıbrıs adasının tümünü bir şekilde AB’nin içine dahil ederek, Doğu Akdeniz’deki petrol ve gaz rezervlerimizin tümünü kontrol altına almaya çalışıyor. Bunu yaparken iki hususu göz önünde bulunduruyor.


– Birincisi Türkiye’yi bu rezervlerin uzağında tutabilmek,
– İkincisi de başlatmış oldukları çalışmalara uluslararası hukuk kılıfı uydurmaya çalışmak. 


Geleceğin enerji merkezinin Kıbrıs olacağına dair somut veriler masa üstünde yerini aldı.


AB ve ABD Kıbrıs’taki petrolü istiyor. Adada yaşayanların ne yaptıkları ve ne olacakları pek umurlarında değil.


_______________________


* Prof. Dr.

BİR CEVAP BIRAK