KIBRIS’TAN… Sil Baştan

Papadopulos’un adamı Tasos Çionis güzel bir manevra yapıyor. Evvelki günkü “Annan Planı’nın müzakerelere zemin olamayacağı” yönündeki açıklaması Papadopulos’un kafasındaki planı açıkça ortaya koyuyor.


Aralıksız sürdürdüğü 15 yıllık Dış İşleri Bakanlığı döneminde  3 Cumhurbaşkanı eskitmiş olan Dış İşleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun, “Annan Planı’nın Kıbrıs sorununun çözümü için yegane temel olmadığını” söylemi ise bu aynı planın bir başka şekilde vurgulanması.
Papadopulos açıkça gelecekte BM girişimleri ile yapılması programlanan müzakerelerde “yeni bir başlangıç” yapılmasını istiyor.


Papadopulos referanduma sunulmuş olan Annan Planı’nın, BM Genel Sekreteri’nin hakemliği gibi “alışılmadık” bir sürecin sonucu olduğuna inanıyor. Planın bir dayatma olduğunu,  gerçekte doğru dürüst müzakere edilmediğini, halkın çoğunluğunun yasal endişelerini gidermediğini ve ülkenin yeniden birleşmesini yada Kıbrıs sorununun adil, kalıcı ve dengeli bir biçimde çözülmesini sağlamayacağını düşünüyor. Annan Planı’nın “yeni sorunlar yaratacağını ve devletin işleyişini daha da zor bir hale getireceğini” her ortamda ısrarla söylüyor. 


Zaten 23 Nisan 2004 gecesi, yani referandumdan bir gece evvelde çıktığı tüm ulusal TV kanallarında da bu düşüncelerini dile getirmiş ve gözü yaşlı bir biçimde Kıbrıs Rum halkından ertesi günkü referandum da “HAYIR” oyu vermelerini istemişti.


İşin ilginç tarafı Çionis’in bu sözlerini patronu  Papadopulos’un yanında, DİKO, EDEK, Çevreciler ve Ekologlar Hareketi, EURO.KO ve hükümetin diğer retçileri destek veriyor.


Hükümetin büyük ortağı AKEL, bunlar karşısında şimdi tamamen yalnız başına kaldı. Ama bu yalnızlığa karşın AKEL’in Annan Planı konusunda talep edilen değişiklikler hakkındaki görüşleri, Çionis’in görüşlerinden çok da farklı değil.


Papadopulos’un kafasındaki “KIBRIS ÇÖZÜM” planı o kadar da büyük bir sır değil.  Plan AKRİTAS kökenli yani 1961 model.


Planın ana maddeleri ve ana başlıkları aynen aşağıdaki gibi. Eksiği olabilir ama yanlışı yok.


– Tek toplumlu,
– Tüm adayı kapsayan tek bölgeli,
– Üniter yapıda, (Yani Federal değil)
– Rum çoğunluk idaresinde,
– Türklerin azınlık haklarına sahip olduğu,
– Türkiye’nin garantisi olmayan,
– Adadaki mevcut Türk askerinin tümü ile geri gittiği,
– Anlaşma sonrası adada hiçbir Türk askerinin kalmayacağı,
– Rumların 1974 öncesi topraklarına ve evlerine geri döndüğü,
– Milletvekillerinin çoğunluk oyları ile seçildiği
– Cumhurbaşkanının “sadece ve sadece” Rum olduğu
– Cumhurbaşkanı muavini makamının olmadığı
– Kıbrıs Meclisinde, Maronit, Ermeni ve Latinlerin olduğu gibi Türklerin de sembolik sayıda azınlık olarak temsil edildiği,
– Tüm Bakan, Müsteşar, Müdür ve diğer üst kademedeki bürokratların Rum olduğu,
– Askerin, Polisin ve Gümrüklerin Rumların kontrolünde olduğu, 


Evet;  Papadopulos’un aklında olan ve Çionis’inde alıştıra alıştıra  söylemek istediği, Rumların çoğunluk oyları ile (%100 olabilir) “EVET” diyecekleri  “ÇÖZÜM PLANI” bu.
Bilmem Kıbrıs’lı Türklerin ve Türkiye’nin bu plana yaklaşımları nasıl olur. Adanın diğer yarısı Rumlara batıyor olabilir. 
__________


* Prof. Dr.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.