KIBRIS’TAN… Timeo Danaos et donna ferentes

KIBRIS’TAN… Timeo Danaos et donna ferentes

0
PAYLAŞ

Bu cümleyi pek anlamadığınızı biliyorum. Belki de hiç duymadınız bile. Bu çok ünlü bir cümle. Yaşı da birkaç bin senelik.


Meriam Webster Dictionary ve  Readers Digest Dictionary kitaplarının “Foreign Proverbs” bölümlerine bakarsanız veya internette bu cümleyi yazıp arama yaparsanız, hem cümlenin kendisini hem de karşılığını çabucak bulursunuz.


Cümlenin Türkçeye tam çevirisi “Bana hediye verse bile Rumlardan korkarım”dır.


Birkaç bin sene evvel söylenmiş ve doğruluğundan dolayı bir çok değişik milletin diline de yerleşmiş bu söz, Helen ırkının yani günümüz Rumlarının ve Yunanlılarının genel karakterini çok iyi yansıtıyor.


Rumların dünya felsefeleri, yalan-dolan üzerine kurulu. Boşuna “Bizans entrikası” diye bir cümle asırlardır hem Türkçemizde hem de diğer batı dillerinin içinde yer etmemiş. Kesinlikle birden çok deneyime ve doğru bulguya dayalı çıkmıştır bu söz.


Rum Meclisi’nin davetlisi olarak dört günlük bir ziyaret için Güney Kıbrıs’ta bulunan Commonwealth (Ortak refah) Parlamenterler Birliği’nin (CPA) İngiltere Kolu milletvekilleri Andrew Dismore, Lord Anderson, Lord Jilcooney, Lord Morris, Peter Vingers, Pierra Hambra kendi yaptıkları araştırmalardan sonra Kıbrıs ile ilgili ve doğru olan gerçekleri Rum meslektaşlarına söyleyince toplantıda kıyametler koptu, düş kırıklıkları yaşandı.


Toplantıda İngiliz Milletvekillerinin, KKTC topraklarındaki malların büyük bir bölümünün Kıbrıslı Türkler ait olduğunu söylemesi, 15 Temmuz 1974’de Yunanistan’daki Albay Yorgo Papadopulos başkanlığındaki Cuntanın organize ettiği darbeden sonra Kıbrıs’ta 1960 Kuruluş Anlaşmasına aykırı olarak “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti”nin kurulduğunu ve bu yeni ilan edilen devletin Cumhurbaşkanı Nikos Sampson’un da hemen Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak ettiğini açıkladığını, bu nedenle de Türkiye’nin 1960 Kuruluş Anlaşması EK: 1, bölüm B, Garanti Antlaşması, Madde 3’deki Garantörlük haklarını kullanarak adaya müdahale ettiğini ve bu nedenle de adada bulunduğunu söylemesi, Rumları şaşkına çevirdi ve bayağı üzdü.


CPA Milletvekili Lord Jilcooney, KKTC’deki inşaatların çoğunun, Kıbrıs Türk malları üzerine inşa edildiğini belirtmesi, Ozanköy’ü (Kazafana) örnek olarak göstermesi ve ayrıca, Kıbrıslı Türklerin, kendilerini “işgal altında yaşadıklarını” hissetmediklerini, bunun tam tersi olarak geçmişte yaşadıklarını unutmadıklarından Türk askerinin Kuzey’de bulunmasından memnun olduklarını söylemesi, Rumları bayağı düş kırıklığına uğrattı ve bozdu. Böylesine gerçekçi yanıtları, hediye misali yemeğe-içmeğe davet ettikleri bu insanlardan hiç beklemiyorlardı.


İngiliz Milletvekillerinin üstüne üstlük bir de Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonunun kaldırılmasını talep ettiklerini söylemeleri ve bu izolasyonların kaldırılması için de her tür girişimi yapacaklarını açıklamaları, Rumları iyice bozdu. Bunlar gerçekte hiç beklemedikleri ve duymak bile istemedikleri yanıtlardı.


Aslında İngiliz Parlamenterleri, beyinlerini yıkamak ve Kıbrıs sorununu çarpıtarak aktarmak için davet ettiklerinden bu şekilde bilinçli olmalarından pek hoşnut kalmadılar. Kendilerine Rum tezleri doğrultusunda Kıbrıs sorununda bugüne kadar ne olduğu konusunda tarihi bir hatırlatma yapılmasına rağmen İngilizlerin bildiklerini okumaya devam etmeleri, Rum milletvekillerini, İngiliz milletvekillerinin tüm bu konularda yanlış bilgilendirildiğini açıklamaya mecbur etti. Arkasından da aynen başlıktaki cümle gibi karşı saldırıya geçerek, yalana-dolana dayalı suçlamalarda bulunmaya başladılar.


İlk etapta İngiliz Milletvekillerini önyargılı olmakla suçladılar, arkasından da, KKTC topraklarında bu milletvekillerinin mülkleri olduklarını iddia ettiler. Sonra da bizim adımıza da konuşarak, Kıbrıslı Türklerin de Türk işgal kurbanı olduklarını  ileri sürdüler.


Aynen başlıktaki birkaç bin yıllık cümle gibi, İngilizlere hediye verirken bile kendilerini bir yılan gibi sokmak ve zehirleyerek yok etmek istediler.


Belli ki  binlerce yıl evvel söylenen ve Helen ırkının karakterini çok iyi tanımlayan “Timeo Danaos et donna ferentes” cümlesi boşuna söylenmemiş.


________________


* Prof. Dr.


 

BİR CEVAP BIRAK