KIBRIS’TAN… Yalana Dayalı Rum Propagandası

KIBRIS’TAN… Yalana Dayalı Rum Propagandası

0
PAYLAŞ

Evvelki sene Papadopulos biraz ileriye gitmişti ve 1964-74 yılları arasında hiçbir kayıp Türk olmadığından da bahsetmişti. Ona kalsa ortalık süt limandı 1964-74 arasında. İnanmayacaksınız ama, Rumlar 1964-74 yılları arasında hiçbir kayıp Rumun olmadığı da iddiasındalar.
 
BM raporlarına göre Rum kayıpların 43’ü 1963 olaylarında kayboldu, ancak Rum yönetiminin Kıbrıs sorununun 1974’te başladığına ilişkin resmi politikası nedeniyle kendi resmi raporlarında bu bilgi yer almıyor. Ancak bu yıllar içinde masum Türklerin, Rumlar tarafından yollardan toplanıp hunharca öldürüldükleri de bir Kıbrıs gerçeği.
 
Kayıplar sorununu bugüne kadar istismar eden Rum tarafı son zamanlarda büyük
çalkantı geçiriyor. Ölü olduğu bilindiği halde yakınlarına resmen ölü oldukları bildirilmeyip propaganda uğruna ısrarla “kayıp” olduğu ilan edilen kişilerin akıbetleri teker teker ortaya çıkmaya başlayınca, Rum tarafında büyük gürültüler kopmaya, davalar açılmaya başladı. Rum Yönetimi şimdi kendini bu badireden ve sorumsuzca davranıştan kurtarmaya çalışıyor.
 
Bu güne kadar propaganda uğruna yaptıkları ölü askerleri “kayıp” olarak lanse etmek oldu. Hem de resmi yollardan, resmi açıklamalar ile. Zaman zaman da dedikodu makinesini çalıştırıp “Maria’nın kocasını Türkiye’nin doğu bölgelerindeki bir kasabada görmüşler” türünden yalanlarla acılı kalplere ümit enjekte edip, Türk düşmanlığı pompaladılar.
 
Neyse Otonom Kayıplar Komitesinin çalışmaları ile Rumlar kendi kurdukları tuzağa kendileri düştüler. Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ni yıllarca çalıştırmayan Rumlar, kayıplar konusunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne de taşımışlardı sırf Türkiye’yi suçlamak ve Kıbrıs’ta olayların 1974’de başladığı hikayelerini sağlam bir kazığa bağlayabilmek için. Ama tutmadı tabi.
 
BM kararıyla 1981 yılında yapılan anlaşma uyarınca kurulan ve 1984 yılından beri de resmen faaliyetlerine başlayan Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’ndeki resmi rakamlara göre, kayıp Türklerin sayısı 211’i 1963’e ait olmak üzere 500 kişi. Bunların tümü sivil ve aralarında hiç eli silahlı birisi yani asker veya mücahit yok. Kayıpların yüzde 26’sı kadın ve çocuklardan oluşuyor  Açıkçası sivil ve masum Türkler, suçsuz yere evlerinden, işyerlerinden ve yollardan toplanmış, sonra da acımasızca Rumlar tarafından katledilerek
kuyulara atılmış. Raporlar öyle söylüyor.
 
Şimdi de Rumların yıllarca kayıp diye pazarladıkları propagandalarının yalan olduğu, hem Otonom Kayıplar Komitesinin çalışmaları  hem de “Pasias Davası” ile yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı.  
 
1974 Barış Harekatı’nda ölen ve Rum Yönetimi tarafından “kayıp” ilan edilen Hristofis Pasias’ın ailesi tarafından “Kıbrıs Cumhuriyeti” aleyhine açılan davanın son oturumunda, Pasias gibi 44 kişinin daha, öldükleri bilindiği halde, “kayıp” olarak listelendikleri ortaya çıktı.


RMMO Genel Kurmaylığı’nın çekmecelerinde 32 yıldır sümen altında yatan 44 kişi, 2000-2003 yılları arasında RMMO 1. Kurmaylık Bürosu’nda görev yapan ve kayıplar konusundan da sorumlu olan 5. Alay Komutanı Yarbay İoannis Papasavvas’ın, söz konusu duruşmada ifade vererek, mahkemeye içinde Pasias’ın da bulunduğu  44 kişinin daha ölümlerine ilişkin belgeleri ibraz etmesi, büyük ve hüzünlü bir kuyruklu yalanı daha ortaya çıkardı.


Dosya, 1974 Barış Harekatı sırasında ölen kişilerin ölüm belgeleri ile nakil ve gömülme karnelerini içeriyordu. Ölen 44 kişinin Lakatamya mezarlığına gömüldüklerini içeren söz konusu belgelerin hepsi, 23 Temmuz-18 Ağustos 1974 tarihlerinde hazırlanmış.


İşin garip ve ilginç yanı RMMO Genel Kurmaylığı’nın bu kişilerin öldüklerini ve gömüldüklerini 1974’ten beridir bildiği halde propaganda uğruna gizli tutması.
 
İşte Rum propagandasının hangi düzeyde olduğu bu olay ile apaçık ortaya çıktı. 


YALANA DAYALI; AHLAKSIZ VE ACIMASIZ
 
Bir gerçek daha yakında ortaya çıkacak. Kayıpları büyük çoğunluğunun, 15-20 Temmuz darbesi sırasında EOKA-B’ciler ile Makarios’cular arasında çıkan çarpışmada öldüğü gerçeği. Şimdilik hepsini Türkler öldürdü iddiasındalar ama gerçek hiçte öyle değil.


1460 tane olarak deklere edilen Rum kayıpların 42’si 1964-74 arasında öldürülmüş ama tümü de Türkler tarafından değil. EOKA da Rum toplumu içinde temizlik yapmış. Kayıpların yaklaşık, 600’ü, 15 temmuz ile 20 temmuz arasında yapılan darbede Rumların kendi aralarında gerçekleşen çatışmada ölmüş, 818’i de Barış harekatında hayatını kaybetmiş. (Kaynak; Rum basını ve göz şahidi subaylar ile papazların süreç içinde basında ve kitaplarda yer alan itirafları).
 
Birde unutulmaması gereken bir başka gerçek var ki o da şimdi Rum tarafının Cumhurbaşkanı olan Thasos Nikolaos Papadopulos’un hayatını Türklere borçlu olduğudur.
15 Temmuz darbesi sırasında Makarios’cu olarak yakalanan Papadopulos, icabına bakılmak üzere şimdi Gülseren Eğitim Taburunun bulunduğu RMMO kampında, darbeciler tarafından hücreye hapsedilmişti. Barış Harekatı olmasaydı, bu gün Papadopulos hayatta olmayacaktı ve “koşarken elektrik direğine çarptı öldü” veya “İsyancı Türkler öldürdü” yalanı ile tarihin tozlu sayfalarına “kayıp” diye geçecekti.      


_____________


* Prof. Dr. 

BİR CEVAP BIRAK