KIBRIS’TAN… Yurtdışı seçmenlerimiz


19 Nisan seçimlerinde Anayasamızda mevcut bazı maddelerde de değişikliklerin yapılması ve bunların da halkoyuna sunulması kaçınılmazdır.


Anayasamız son şeklini 1983 tarihinde almıştır. 26 yıllık bir anayasa olduğu ilk bakışta algılansa da, gerçekte 33 yaşındadır.


1974 Mutlu Barış Harekatından sonra 13 Şubat 1975 tarihinde toplanan Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Meclisi oy birliği ile Kıbrıs Türk Federe Devletini ilan etmiş ve yeni devletin Anayasası ile seçim yasasını yapması için Türk toplumunun tüm kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımı ile bir Kurucu Meclis’in oluşturulması kararını almıştır.


Kıbrıslı Türklerin ilk Anayasası, Kurucu Meclisçe kabul edildikten sonra 8 Haziran 1976 tarihinde yapılan Halkoylamasında oybirliği ile onaylanarak yürürlüğe girmiştir.


Bu günkü anayasamızın büyük bir bölümünün gerçekte 1976 anayasasından alınma olması nedeni ile Anayasamızın 33 yaşında olduğu da düşünülebilir.


Anayasa ile birlikte aynı dönemde hazırlanan Seçim Yasası da ki tam adı “5/76 Seçim ve Halkoylaması Yasası”dır, 3 Mart 1976 tarihinde Kurucu Meclis tarafından kabul edilmiş ve 13 Mart 1976 tarihinde de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.


Anayasanın ve 5/76 Seçim ve Halkoylaması Yasasının hazırlandığı dönem, Kıbrıslı Türklerin 96 yıllık esaret, aşağılanma, horlanma ve soykırıma uğrama yıllarının, verilen milli mücadeleden sonra 1974 Mutlu Barış harekatı ile son bulduğu bir dönemdir.


Göçmenlerin akın akın geldiği, ekonomik çarkların yavaş yavaş dönmeğe başladığı, iskan sorunlarının yaşandığı ve Kıbrıslı Türklerin kendi devletlerini kurarak yeni bir hayata göz açtıkları bir dönemdir bu yıllar.


Şehitlerimize ağlarken, hayatta kalabilmek ve yaşamı sürdürmek için de her yerde yeni bir varoluş ve ayağa kalkma mücadelesinin verildiği günlerdir o günler.


Anayasa ve Seçim Yasası bu koşullarda hazırlanmıştı.


Şimdi koşullar ve sorunlar değişmeye yüz tuttu.   


Rumlar, silahlı mücadele ile tümünü ele geçirmek istedikleri Kıbrıs adasında, 1974 Mutlu Barış Harekatı sonrasında kuzey kesiminde egemenliklerini kaybedince, mücadele platformunu silahtan, uluslararası platformlarda hukuksal ve politik mücadeleye kaydırdılar.


Bu amaçla da önce başta Amerika olmak üzere, Kıbrıslı Rumların yoğun bir şekilde yurt dışında kümelendikleri Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerde ses getirici birlikler kurdular. Sonra da bu gibi birlikleri daha az sayıda Kıbrıslı Rumların yaşadıkları ülkelerde de hayata geçirmeye başladılar.


Yunan Birlikleri Federasyonu, AHEPA, Yunan Ortodoks Başpiskoposluğu, Rum Kiliseler Birliği, Dış Rum Birlikleri Federasyonu ve Elenlerin Evi gibi benzeri kuruluşları hayata geçirerek, Türk düşmanlığı girişimlerini bu kanallar vasıtası ile yaşadıkları ülkelerin halklarına ve Meclislerine iletmeye başladılar. 


Artık bizlerinde yan gelip yatmaktan vazgeçip, yurt dışında yaşayan soydaşlarımızı kucaklamamızın zamanı gelmiştir.


Adamıza gelip yerleşmek isteyenlere çıkardığımız bürokratik engellere bir son verilmeli ve bu soydaşlarımızı da adamıza yürekten bağlamak içinde onları yönetime ortak etmenin yollarını bulmalıyız.


Bunlardan bir tanesi de yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklere “Seçme” ve “Seçilme” hakkı verilmesidir. KKTC’de yaşamadıkları için düzenli olarak Meclis oturumlarına ve komisyon çalışmalarına katılımları zor olacağından belki “Seçilme” hakkı bir müddet sonraya ertelenebilir ama “Seçme” hakkının soydaşlarımıza verilmesinin artık zamanı gelmiştir.


Mecliste görev yapan bütün siyasi partiler bu konuda olumlu açıklamalar yapmışlardır. Belli ki hiçbir siyasi partinin böylesi bir uygulamaya itirazı bulunmamaktadır.


19 Nisan 2009 Milletvekilliği seçimleri, aynı günde yurt dışlında yaşayan Kıbrıslı Türklerin seçimlerde oy kullanabilmelerine olanak sağlayacak Anayasal değişikliğin yapılabilmesi için de büyük bir olanaktır. Hem de hiçbir ek masraf gerektirmeyecek bir olanak. 


Vatan görevi söz konusu olunca, vergiler söz konusu olunca, hükümete ödemeleri gereken gümrükler ve cezalar söz konusu olunca vatandaş olarak kabul edilen yurt dışında yaşayan soydaşlarımız, iş politikaya ve seçme-seçilme hakkına gelince vatandaş olarak kabul edilmemektedirler. Bu büyük bir haksızlıktır.


19 Nisan günü Milletvekilliği seçimleri yapılırken söz konusu Anayasa değişikliği için de “Halkoylaması” yapılmalı ve yurt dışında yaşayan soydaşlarımızın KKTC ile hem gönül bağları arttırılmalı hem de yönetimde söz sahibi olmalarına olanak tanınmalıdır.


O vakit seçim zamanlarında oy kullanabilen ve kendini gerçek bir KKTC vatandaşı olarak gören yurt dışında yaşayan soydaşlarımızdan politik arenalarda mücadele etmelerini istememiz ve gönüllüleri organize etmemiz çok daha kolay olacak ve çok daha verimli sonuçlara ulaşabileceğiz.


Onlar hazır. Bizde hazır olmalıyız.  


       
*Prof. Dr.


http://www.ataatun.com 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × 5 =