Kılıçdaroğlu adaylık sorusunu yanıtladı

PAYLAŞ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019’da adaylığı ile ilgili soruyu “Bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olmamalı. Eğer olursa nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek? Benim namusum ve şerefim bu kadar ucuz mu?” diye yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat ve Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtladı.

Referandum öncesinde evet çıkarsa diye bir seçenek düşünmüyorum demiştiniz. Çıkan sonucu nasıl değerlendirirsiniz, kendinizi ve hayır cephesini başarılı buluyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Sandıklardan hayır çıktığını bütün dünya kabul ediyor. Evet sonucu meşru değil. YSK yasalara aykırı kararlar verildi. O kadar açık ki üzerinde tartışılamaz bile. Yasa geçersiz sayılır diyor geçerli saydılar. Ne hukuk ne kanun ne TBMM’nin iradesini bir kenara attılar. Ben çete diyorum. Yasalara aykırı bir oluşum bir grup bir araya gelir yasalara aykırı karar verir onlara çete denir. YSK benzer bir tercih yaptı. O nedenle hayır çıktığına yüzde yüz eminim. Siyasi otoriteden talimat aldılar yasaları açıkça çiğnediler ve ‘evet’i çıkardılar. Bu toplumun vicdanı bunu kabul etmez. Bütün uluslararası raporlarda da gayrimeşru bir referandum olarak tanımlanıyor. Hangi demokraside yasalara aykırı bir düzenleme meşru sayılır. Siz parlamentonun yetkilerini alıp bir kişiye teslim edeceksiniz ve bu ülkenin insanları buna evet diyecekler, hayır dediler.

Her sandık başında sizinde temsilciniz vardı. Sandıklar açıldı oylar sayıldı sizin temsilciniz not aldı belki tutanak tuttu. Var mı elinizde şu kadar oy mühürsüz pusulayla çıktı, o oylarda şu kadar evet bu kadar hayırdı gibi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Başlangıçta mühürsüz oy pusulaları ayrılmıştı. Dolayısıyla onlar tutanağa daha sonra sayılıp geçirilecekti. YSK bu kararı verip bir mesajla sayılacaktır dendiği andan itibaren hepsi sayıldı. Dolayısıyla kaç tane var kimse bilmiyor.

Bu uygulamanın daha önce 5 seçimde de uygulandığı yönünde eleştiriler var. Dolayısıyla işlerine gelmediği için itiraz ediyorlar daha önce uygulanmış kuraldır dendi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Hiçbir tutarlılığı yok. 2010’dan sonra hangi örneği veriyorlar? 2010’dan önce doğrudur var örneği. YSK mühürsüz oy pusulaları kullanıldı diye bir seçimi iptal etti ve ilçede o seçim yenilendi. Yasa bu kadar açıkken sizi nasıl kendinizi parlamentonun iradesinin üstünde konumlandırıyorsunuz ve nasıl yasanın sayılmaz dediğine siz sayılır diyorsunuz.

Az evvel çete ifadesini kullandınız YSK için, bugün bir açıklama yapıldı eleştiriler üzerinde suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Çok memnun olurum. Eğer benimle ilgili çete lafıyla ilgiliyse suç duyurusu götürüp hakimin önüne bunu koyacağım. Başka illerdeki hakimlerin yazdığı muhalefet şerhlerini de koyacağım. Bazı hakimler muhalefet şerhi koydu yasa bu kadar açıkken biz bunu nasıl sayarız dediler. Kendileri muhalefet şerhleri yazdılar. Kanun böyle diyor, genelge böyle, eğitim filmlerinde de böyle, bütün uygulama böyle, sabahtan akşama böyle, 17’de bir talimat alıyorlar ve bir kişinin başvurusu üzerine bütün bunları yok sayıp yeniden sayıyorlar. O yüzden burada kazanan hayır. Çalınan oy YSK’da gasp edildi. YSK’nın nasıl olsa evet çıkaracağı konusunda o kadar eminler ki seçimler sonuçlanmadan biz kazandık dediler, balkon konuşması yaptılar vesaire. Ama bütün dünya bu olaya tanıklık etti ve bunun doğru olmadığını bütün dünya kabul ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak AİHM’e başvuracaksınız. Ne hedefliyorsunuz beklentiniz nedir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Gayrimeşruluğun hukuki olarak onaylanmasını bekliyoruz. Yasalara aykırılığı çok açık. Oradaki hakimlerde bakınca şaşıracaklardır büyük ihtimalle. Önce AİHM’in konusuna girer mi girmez mi ona bakacaklar. Bununla ilgili güzel bir dilekçe hazırlığımız var akademisyenlerle çalıştık ve önümüzdeki günlerde başvuruyu yapacağız. Bir yasa mühürsüz oy pusulaları geçersizdir diye tanımlar ve hakimde mühürsüz oy pusulaları geçerlidir diye karar verirse herhalde yargıç sen kendini ne zamandan beri parlamentonun üstünde konumlandırdın diyecektir. Ne zamandan beri TBMM’nin yetkilerini kullanmaya başladın diye soracaktır.

Beklentiniz yönünde bir karar çıkarsa sonrasındaki yol haritanız ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Şu andaki gayrimeşruluk onaylanmış olacaktır.

AİHM’in seçimin yenilenmesi veya iptal ettirilmesi gibi bir karar vermesi mümkün değil.

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz sadece hayır oyu kullananların hakkını savunmuyoruz evet oyu kullananlarında hakkını savunuyoruz. Halk oylamasına şaibeyi bulaştıran evet veya hayır oyunu kullanan vatandaşlar değil. Şaibeyi bulaştıran YSK’da konumlanmış bir grup çeteci. Yasaya aykırı çıkıp karar almaları. Dolayısıyla evet oyu kullanan vatandaşın tercihi bizim başımızın üstünde. Siz seçimlerin s ağlıklı sonuçlandırılmasıyla görevlendirilmişken yasaları bir tarafa atıp ben bildiğimi okurum derseniz bu doğru olmaz. AİHM’e gideceğiz derken yeniden Avrupa’ya gittiler Türkleri devleti şikayet ediyorlar dediler. Biz devleti filan şikayet etmiyoruz. Bir haksızlık olduğu açık hiçbir yoruma vermeyecek kadar açık. Peki nasıl olur da ben haksızlık karşısında susacağım. Kim bana sen sus diyecek.

Olumlu bir sonuç çıkmazsa bunu biz değerlendiremeyiz yanıtını alırsanız örneğin…

Kemal Kılıçdaroğlu: Onu bilemem. Değerlendiremeyiz demesi buna meşruluk kazandırmaz. Bizim bütün arzumuz kendi görev alanına girdiğiniz görüp bunu incelemesi. İncelediği andan itibaren bütün gerçekler ortaya çıkacaktır. AGİT raporunda var, Avrupa Konseyi’nde Türkiye’nin denetime alınmasında bu da var. Bütün dünyanın bildiği bir gerçeği yargı kararıyla tescillemek istiyoruz. Sandığa gitti bu vatandaşlar. Görevlerini yaptılar. Kimisi evet dedi kimisi hayır dedi. Siz kullanılan bu oyların tamamını yasalara aykırı şekilde gayrimeşru bir hale getiriyorsunuz. YSK üyeleri hakkında ayrıca suç duyusunda bulunacağız. Bir yargıcımız var ona saygı duyuyorum gayet güzel bir muhalefet şerhi yazmış. Hem anayasaya hem yasalara aykırılığı gayet güzel yazmış. Dolayısıyla diğerleri hakkında hem Danıştay hem Yargıtay üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Çünkü yasaları açıkça ihlal etmişler. Bunu anlamak için hukuk fakültesini bitirmeye gerek yok ilkokulu da bitirmeye gerek yok. Akıl sahibi olmak yeter.

YSK’nın sizin itirazınıza verdiği yanıtı oy çalındığına dair bir kanıt konulmadığı için reddine dendi.

Kemal Kılıçdaroğlu: Birden fazla gerekçesi var her gerekçede biraz daha batıyor. Tam kanunsuzluk oluşmamıştır diyor. Yarım kanunsuzluk hali mi var? Bunlar hangi hukuk fakültesinden mezun olmuş anlamakta zorluk çekiyorum. Zarflar geçersiz sayılır diyor sen geçerli sayıyorsun. Bundan daha tam kanunsuzluk olur mu? Çalınan oylar siz zaten çaldınız. Bizim seçim kurullarına çok sayıda itirazımız var onlar buraya gelmiyor. Oy pusulaları filigranlı olduğu için bunların sahte olmadığı düşünülüyor oradan yola çıkıyorlar onun için geçerli saydık diyorlar. Kalpazanlıktan da haberleri yok. Adam sahte dolar basıyor, TL basıyor senin oy pusulanı mı basamayacaklar. Bana çıkıp yasa şunun mührü öngörmüş, öngörmesinin temel nedeni sahte oy pusuları kullanılmasın diye. Siz mühürsüz kullandığınız andan itibaren yeni sahte oy pusularları ya da başka oy pusulaları, çünkü seçmenden fazla oy pusulaları basıldı ve dağıtıldı. Mühürlemeden oy kullanabilir birileri.

Cumhuriyet Halk Partisi bu seçimin meşruiyetini tartışmak yerine 2019 stratejisi için bir an evvel çalışmaya başlasın eleştirisi yapılıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu: Asla vakit kaybı değil. 1982 anayasası yüzde 91.7 yanlış hatırlamıyorsam kabul edildi. 1982 anayasası aradan kaç yıl geçti hala meşruiyetini tartışıyoruz. Bu yapılan düzenleme bir YSK kararıyla zaten gayrimeşru hale getirildi, bizim anayasamıza fiilen aykırı hükümler var, tek adam rejimi var bütün bunlar ortadayken biz bunun gayrimeşruluğunu gerçek bir anayasa değişikliği yapıncaya kadar her platformda dile getireceğiz. Ama biz sadece bununla uğraşacağız diğer konularla uğraşmayacağız anlamına gelmesin. Yasa yürürlükte olabilir ama meşruiyeti tartışmalı olabilir. Bu da aynı 1982 anayasası gibi yürürlüğe girdi ama meşru değildir.

Seçmen nasıl bir mesaj vermek istedi sizce? Bir de sizce kimler hayır oyu verdi?

Kemal Kılıçdaroğlu: Demokrasiden yana olan herkes hayır oyu verdi. Bunun için ülkücüler vardı, milliyetçi dediğimiz kesim vardı, sosyal demokratlar, liberaller vardı, HDP’liler, Saadet Partliler vardı. Demokrasi paydasında buluşturlar. Bir kesim Türkiye’nin bekası açısından bu anayasa değişikliğinin çok tehlikeli olduğunu düşünüyordu. Bir ülke bir kişiye emanet edilemez ama YSK kararıyla ettik. Bazıları hak, hukuk özgürlükler açısından karşı çıktı. Sonuçta biz kendi ülkemizde demokrasi istiyoruz, birlikte yaşamak istiyoruz, ayrılıklarımızı farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görüyoruz. Bir ortak paydada yeri geldiğinde buluşabiliyoruz. HDP ile ülkücülerin aynı paralelde oy kullanmaları Türkiye için çok değerli bir olaydır. Mesela ben gidip evet verip büyük bir vebalin altına girmek istemiyorum diyen çok vatandaş duydum. Sonuçta ortaya çıkan tablo Türkiye’nin demokrasiye olan bağlılığı kanıtlaması açısından bütün eşitsiz koşullara rağmen, devletin bütün olanaklarını kullanılmasına rağmen ve YSK’ya rağmen bu ülkedeki insanların en azında yüzde 49’u ben hayır diyorum dedi. Anayasa değişiklikleri toplumsal uzlaşma belgesidir. Bu anayasa değişikliği Türkiye ortadan ikiye ayırmıştır karpuz gibi. Süratle Türkiye’nin siyaset kuruma düşen görev bir toplumsal uzlaşma belgesini oluşturmaktır. Yapacağız ve vatandaşın bilgisine sunacağız ve desteğini alacağız. Binali beyin söylediği iki cümlesi var, “OHAL koşullarında referanduma gitmeyiz ve bunu dedirtmeyiz.” Tam tersi oldu. 12 Eylül’ün sıkı yönetim koşullarında gidildiği gibi. Bir şey daha söyledi,” yapılan değişiklik toplumun kahir ekseriyetinin çoğunluğunu almazsa bu anayasa değişikliği doğru olmaz” diye bir cümle de kurdu. Sakıncalarını önümüzdeki süreçten itibaren göreceğiz. İlk sakıncasını gördük cumhurbaşkanı partili oldu.

Bir o kadar seçmende evet oyu verdi, evet oyu verenler demokrasiden yana tavır koymadılar mı, birlikte yaşamaktan yana tavır koymadılar mı?

Kemal Kılıçdaroğlu: Onlarında değerlendirilmesi lazım. Neden evet oyu kullandın diye özel bir suçlama getirtmek benim hakkım da değil haddim de değil. “İçeriye girdim evet oyuna mührümü bastım dışarıya çıkınca büyük bir pişmanlık duydum bu kadar yetki bir kişiye verilir mi” diyeni de duydum. Evet veren vatandaşlarımız sakıncaları ortaya çıkınca neden kullandım diye kendilerini sorgulayacaktır. Ayrıca araştırmamız lazım onu. Hayır oyu kullananların hangi gerekçelerle kullandıkları evet oyu kullananların hangi gerekçelerle kullandıklarını araştırıyoruz. Partinin dışında çalışan ekipler var.

15 günlük süre içinde özelikle büyükşehirlerde çıkan hayır oylarıyla ilgili bir araştırma yaptınız mı?

Kemal Kılıçdaroğlu: Büyükşehirlerde yaşayanlar hayatı daha hızlı sorgulayabiliyorlar. Büyük kentlerde yaşamanın getirdiği artıları ve eksileri biliyorlar. Özellikle demokrasi eksikliğinin can ve mal güvenliğinin bir kişiye teslim edilmesinin yaratabileceği risklerin çok farkındalar. Hem iş dünyası hem sivil toplum kuruluşları buralarda daha güçlü. Hayır oyunun buralarda yüksek çıkması bizi şaşırtmadı olması gereke buydu.

Yüzde 48.6’lık bir blok var ve bu bloğa referandum sürecinde ben liderlik ettim diyor musunuz? Eğer diyorsanız 2019 için cumhurbaşkanlığına adaylığınızı düşünüyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz öteden beri partili birisinin cumhurbaşkanı olmasını istemedik ve karşı çıktık. Cumhurbaşkanı dediğiniz tarafsız olmalı, toplumun her kesimine güven vermeli, kucaklamalı her kesimi. Eğer Parti ile ilişkisini sürdürürse o cumhurbaşkanı olamaz. Adı cumhurbaşkanı olabilir ama 80 milyonun cumhurbaşkanı olamaz sadece kendisine oy verenlerin cumhurbaşkanı olabilir. Hem vali temsil edecek hem partili mil başkanı temsil edecek aynı kişiyi. Vali mi etkili olacak partili il başkanı mı? Partinin genel başkanı aynı zamanda cumhurbaşkanı mahkemeye tayin yapacak. Partili birisinin cumhurbaşkanı olmasını doğru bulmuyoruz. Ahlaki olarak ya da vicdani olarak, adalet açısından da doğru bulmuyoruz. Ben bir partinin genel başkanı olarak bir mahkemeye hakim tayin edersem o mahkeme adalet dağıtır mı? Halk güvenir mi? Ben şahsen güvenmem. Cumhurbaşkanı yemin metni hala duruyor değişmedi. 103. Maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarihi huzurunda namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”

Aday olacağım demiyorsunuz yani.

Kemal Kılıçdaroğlu: Bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olmamalı. Eğer olursa nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek? Benim namusum ve şerefim bu kadar ucuz mu? Ben nasıl tarafsız davranacağım diyeceğim. Namus ve şeref kavramı bu topraklar için çok değerlidir.

Partili cumhurbaşkanı olmaz dediniz. Aday olabilirsiniz cumhurbaşkanı seçildiğiniz anda parti ile ilişiğinizi kesersiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Abdullah Gül partiliydi, cumhurbaşkanı seçildi gitti istifasını edip yaptı. Bir sorun var mıydı? Yoktu. Şimdi siz seçildiniz yemin ettiniz metin burada duruyor nasıl tarafsız olacaksınız? İki futbol takımı var karşılaşan birisinin antrenörüne gel sen hakemlik yap diyorsunuz. Yapması mümkün değil kendi takımını tutacak. O nedenle her zaman söyledik oy kullanırken düşünün.80 milyonun cumhurbaşkanı olacak bir kişi nasıl bir partinin üyesi olur. Bir partinin üyesi olursa nasıl tarafsız olur. Şimdi ayrıca partinin genel başkanı olacak ve hakim tayin edecek.

Cumhurbaşkanı adayı olmaya Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı sıfatını bir kenara bırakarak olmaya nasıl bakıyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Önümüzde uzun bir süre var. Bizim kurullarımız var, biz kendimizi lider partisi değil kadro partisi olarak görürüz. Lider partileri lider gidince biter. Yüzde 49 oyu önce tahlil edeceksiniz bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu mudur? Değildir. Bu referandumda partili cumhurbaşkanı olmasın diye hayır oyu verildi. Hem cumhurbaşkanı hem partinin genel başkanı olmasın diye hayır oyu verildi. Siz bütün bunları düşünerek bir aday belirlenecekse bu çerçevede belirlenecek.

Eski genel başkan sayın Deniz Baykal’ın, “Eğer Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı olarak adaylığını koymuyorsa koltuktan insin, kurultay toplansın yeni bir genel başkan seçilsin ve yola devam etsin” açıklamasını yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Deniz Baykal’ın açıklamalarını saygıyla karşılarız ama bizi diğer partilerden ayıran yetkili kurullarımız var. Kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı, hangi strateji ile belirleneceğini kurullar konuşular. Biz bunun çalışmalarına bugünden başladık zaten. Bugün buraya gelmeden önce 50’nin üzerinde sivil toplum örgütünün başkanıyla konuştum. Referandum sürecini değerlendirdik. Önümüzdeki hafta bazı siyasi partilerin liderlerini ziyaret edeceğim. Dolayısıyla ben şöyle olacak diyeceğim ve öyle olacak yok. Yetkili kurullarda karar alır ve ortaya koyarız.

Sayın Fikri Sağlar’ın açıklamaları var. Bu çatı aday belirlendiği dönemde Fikri Sağlar’ın, “Biz konuştuk ama ne parti meclisinde ne yetkili kurullarda konuşuldu sayın İhsanoğlu’nun ismi. Birden bire sayın genel başkan çıktı bizim çatı adayımızdan açıklamasını yaptı” dedi. O tercih şimdi gelen eleştiriler nasıl değerlendirirsiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu: O da konuşuldu ama çok dar bir alanda ve dışarıya sızmamasına da büyük özen gösterdik. Birden fazla kurulda görüşülmedi kurulunun kararıydı. Bu kez sadece kurulumuz, kurullarımız değil diğer siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar bunlarla oturup konuşmak durumundayız. Bu yüzde 49 bir demokrasi paydasının oluşturduğu bir oran. Dolayısıyla bu oranı güçlendirmek zorundayız.

Ekmeleddin İhsanoğlu isminin arkasında durur musunuz geriye baktığınız da doğru bir isim miydi?

Kemal Kılıçdaroğlu: Dururum tabi doğru bir seçimdi. Dünyada tanınan bir isim, adına uluslar arası ödüller düzenlenen verilen değerli bir insan. Ekmeleddin bey bugün cumhurbaşkanı koltuğunda olsaydı Ortadoğu’da bunların hiç birisi olmazdı. Seçmen için aday belirlemek elbette oturacağız konuşacağız nitelikler konusunda…

Nedir o nitelikler? Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayında neler olmazsa olmazınız?

Kemal Kılıçdaroğlu: Türkiye’nin temel değerlerine inanacak, Türkiye’nin tarihine inanacak, parlamentonun güçlendirilmesini inanacak, sivil toplumun sendikaların, meslek kuruluşlarının varlığının demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanacak. İnsan haklarına inanacak. Barıştan yana olacak. Bir demokraside aranan bütün kurallardan yana olacak yani. Bu niteliklere uygun dünya kadar insan var. Bu nitelikleri sahip insanları diğer kişilerle de oturup konuşacağız bir dayatma kültürü yapmayacağız. Bizim aklımıza gelmeyen ama bir sivil toplum örgütünün aklına gelen çok önemli birisi vardır. Hepsi oturup konuşulur. Acele işe şeytan karışır diye çok güzel bir laf vardır.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde bu grupları bir araya getirebilecek örneğin HDP’nin ve Milliyetçi Hareket Partili muhaliflerin de tamam diyeceği bir aday var mı?

Kemal Kılıçdaroğlu: Belki birden fazla aday çıkacak. Siz bir aday çıkarırsınız 100 bin oyla bir başkası aday çıkar. Olmazsa 2. tura kalıyor ve en çok oyu alan cumhurbaşkanı seçilir.

Bu 1. ve 2. tura dair kararınızı da uzun istişareler sonucunda mı kara vereceksiniz yoksa önceliğimiz 1.turda bitirmek mi diyeceksiniz yoksa önemli olan 1.turu geçmek ve nihayete 2.tur sonunda erdirmek m diyeceksiniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Siyasette koşullar her an değişebilir. Bugün için söylediğiniz düşünceler yarının koşullarına göre değişebilir. Düne kadar yan yana gelmeyen milliyetçilerle HDP’lilerin yan yana oy kullanabileceğini düşünür müydünüz? Adalet ve Kalkınma Partisi’nden hayır oyu veren çok insan var. Demokrasiye sahip çıkacak, parlamentoyu güçlendirecek, milli iradeyi güçlendirecek, yüzde 1 oy alan partinin genel başkanının da meclise gelip konuşmasına imkan verecek, çağdaş ülkelerde öngörülen demokratik standartların tamamını Türkiye’ye getirecek bir süreci istiyoruz. Bu süreci sadece ben istemiyorum diğer siyasi partilerde istiyor. Emin olun evet oyu veren çok sayıda vatandaşta bunu istiyor. Biz bu evet oyunu sadece ve sadece sayın Erdoğan için veriyor diyen çok kişi var. Kişiler fanidir dedim kişiye endeksli oy kullanmayın dedim referandum öncesi. Türkiye’nin geleceğini dikkate alın ve oyunuzu öyle kullanın dedim.

Abdullah Gül’le ilgili açıklamaları da çok konuşuldu Deniz Baykal’ın. 367 krizinin yaşandığı düşünülürse Cumhuriyet Halk Partisi’nin Abdullah Gül’ün adaylığına bakışına dair sizin fikrinizi yorumunuzu almak isteriz.

Kemal Kılıçdaroğlu: Ben bu süreçte isimleri konuşulmasını asla ve asla doğru bulmam. Kişileri yıpratmaya, alıp hedef tahtasına koymaya hakkımız yok. Sayın Gül ister mi istemez mi onu bilmem ama bugünden kalkıp belli isimleri vererek o isimleri öğütmek gibi bir şey doğru olmaz.

Baykal ve çevresinin önerisi gibi duyuruldu bloğun bütün birleşenlerinin üyelerinin bir araya gelmesi ve onların bir oylamayla bir seçimle bir aday belirlemesi alternatifi ya da cumhurbaşkanı ve belki diğer bileşenlerden bir isimle cumhurbaşkanı yardımcıları.

Kemal Kılıçdaroğlu:Gelişen koşulara göre bakılır. Tek arzumuz demokrasiyi savunacak, tarafsız olacak, partisiz olacak, 80 milyonu kucaklayacak, bu ülkenin geleceği için her türlü fedakarlığı yapmayı göze alacak. Kişisel beklentileri olmayacak. İsimler çıktıktan sonra kararı yine vatandaşlarımız verecek.

Takvim bir yandan işlerken sıcak gelişmeler yaşanıyor, bugünde sayın Fikri Sağlar için disiplin sürecinin başlatıldığı açıklandı. Onun sözlerini nasıl yorumluyorsunuz? Disiplin sürecinden beklentiniz ne yönde? Bir de Muharrem İnce’nin konuyla ilgili sizin, “kapının önüne koyarım” cümlenizle ilgili “önemli olan farklı düşüneni kapının önüne koymak değil, seçim akşamları kapının önünü bayram yerine çevirmek” twitini attı.

Kemal Kılıçdaroğlu: Bizim partimizde bütün arkadaşlarım rahatlıkla düşüncelerini aktarırlar. Genel başkan dahil herkesi eleştirirler. Ama kimse kendisini partinin önünde görmemeli. Kamuoyu önünde ben istediğim lafı söyledim dememeli. Partiyi kim yıpratırsa kapının önüne koyacağım. Parti benim değil Türkiye halkının partisidir. Ben olduğum için parti var değil parti olduğu için ben varım. Biz böyle çalışmazsak onların bu partide yeri yoktur. Salı günü bu konuşmayı yaptım 5 dakika alkış kesilmedi. Partili de bunu bekliyor. Kimse kusura bakmasın her kafadan bir ses çıkmasın. Bu ülkede yoksulluk var, insan hakları ihlali var, binlerce çocuk işçi var, YSK’nın engellemelerine rağmen yüzde 50’nin üzerinde çıkan bir hayır var. Dolayısıyla tolum ilk kez kutuplaşmadan bir referandum sürecinde bir araya gelerek bir ortak paydada buluşabiliyorlar. Bunu yüceltmek yerine oturup kısır çekişmeler yapacaksın. Kısır çekişmeler yapanın partide yeri yoktur. Ya oturacaksın bu ülke için çalışacaksın, taşeronun derdini, çiftçinin yerini dinliyorsan başımın üstünde yerin var. Bunları partinin dışına çıkaracağım. Kendi partileri kurabilirler dedikodu partisi diye bir parti kurabilirler. Bu parti bu ülkenin çıkarları için çalışıyor. Bu partiye Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz deniyordu bir ara Sivas’ın ötesine değil dünyanın her ülkesinde gidiyor ve saygınlığı var artık. Bu parti şimdi Türkiye’yi hiçbir ayrım yapmadan yönetmek istiyor. Sadece Türkiye’yi değil Ortadoğu’yu da Balkanları da Avrupa’yı da Türkiye’ye kardeş yapmak istiyor. Turist gelmeli, ihracat yapılmalı, yatırımlar yapılmalı, eğitim tam bir felaket. Bu ülke eğitimi çağdaş bir eğitim yapmak için söz veriyoruz. Bunlara çözüm üretiyorsan gel başımın üstünde yerin var. O onu dedi bu bunu dedi diyorsan kusura bakma kapının önünde yerin var.

Sayın Fikri Sağlar, “Ben bunu yaptığım açıklamayı parti meclisinde de dile getiriyorum. Hangi açıklama disiplin kuruluna gerekçe” diyor. Bunun yanında parti içi muhalefetin önünü kesmek olarak yorumlayan da var.

Kemal Kılıçdaroğlu:Kim nasıl yorumlarsa yorumlasın ben bütün açılığıyla ortaya koydum. Kişiler üzerinde bir tartışma yapmayı doğru ve etik bulmam, disiplin kurulunu etkileyebilir. Bizde disiplin kurulunu ben seçmen kurultay seçer. Onlar hesabı kurultaya verirler. Bizim görevimiz tüzüğe aykırı bulduğum olaylar varsa disiplin kuruluna sevk ederiz. Bu arkadaşımız Parti Meclisi üyesi olduğu için biz MYK olarak ceza veremiyoruz. Kararı Parti Meclisi verecek.

Mesela Cumhuriyet Halk Partisi iyi yönetilmiyor, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başarısız demek mesela kısır bir çekişme midir?

Kemal Kılıçdaroğlu: Böyle bir açıklamayı yapanı hiç bir zaman disipline vermedim. Bana gelip bu eleştirileri yapan arkadaşlar var. Ben hem parti meclisinde hem kapalı grupta, “Benim en iyi dostum benim eksiklerimi gelip bana söyleyendir” dedim. Benim arkamdan konuşan değil. Bende insanım yanlışım olabilir. Ama bunu kamuoyu önünde dile getirirseniz bu partiye zarar veriyor. Bire referandum sürecinde geçmişiz, bütün Türkiye’yi kucaklamışız, bütün STK’larla, bütün meslek kuruluşlarıyla bir anlamda barış imzalamışız ve bu insanların tamamı demokrasi paydasında buluşmuş. Büyük kentlerin tamamında hayal kırıklığı yaşadılar. Biz bunları bırakmışız bir tarafa. 49’u sonraki seçimlerde nasıl 55 nasıl 60’a çıkarırım mücadelesini vermemiz lazım. Önümüzdeki iki ay içinde gittiğiniz bütün STK’lara, sendikalara, bütün evlere tekrar gideceksiniz talimatını verdim arkadaşlarıma. Evet hayır ayrımı yapmadan herkese geldik teşekkür ediyoruz sandığa gidip oyunuzu kullandınız. Bir süre sonra aynı evlere tekrar gidecekler. Toplumun her kesimiyle diyalog kucağız. Oyumuz falan yerde az çıktı. Ben oradaki vatandaşı mı yoksa kendimi mi suçlayacağım? Kabahat bende. Git konuş vatandaşla, elini uzat tokalaş neden Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermiyor bak bakalım. Dediler ki halk oylaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisi dilini değiştirdi. Milletin derdi var neyle uğraşıyoruz. Ben siyasette de kısır tartışmaları kabul etmedim. Erdoğan’da, sayın Bahçeli de, sayın Binali Yıldırım da ne eşim kaldı ne ailem kaldı ne sülalem ne partim kaldı her gün sabah öğle akşam Kılıçdaroğlu ve küfür. Hiç birisine cevap vermedim. Millet bıkmış bunlardan.

Bu kısır tartışmalar gündeme geldiğinde öfkeli olduğunu anlaşılıyor. Neden kızıyorsunuz? Bu tartışmanın kapalı kapılar ardında değil de medya önünde yaşanmasına mı yoksa bu söylediğiniz referandum analizi seçmen analizini gölgelediğini mi düşünüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Referandum sürecinde bağımsız olarak düne kadar tahammül ettim. Ama tabanımız engelleyin bunları diyor. Kardeşim sen genel başkan değil misin sen engelleyeceksin diyor. Gel bana derdini anlat eksiğimiz varsa söyle. Hiçbir yarım yapmadım milletvekilleri arasında. Sırf insanlar daha rahat genel başkan adayı olsun diye tüzüğü de değiştirdim. Aday olunacaksa zamanı vardır aday olursunuz. Adaylık iddiasında bulunan adaylığını kaybettiği zaman çıkardım elini de havaya kaldırdım. Çünkü kavga değil demokratik bir yarıştan yanayım.

Olağanüstü kurultay talepleri vardı ama bugün olağan kurultay için takvimin işlemeye başladığını öğrendik.

Kemal Kılıçdaroğlu: Seçim kanununa göre zaten biz kurultay yapmak zorundayız. Takvim açıklanacak delegeler, il başkanları, ilçe başkanları seçilecek ondan sonrada belli bir takvim öngörüyoruz. Örgütler diyorlar ki biz bunu bir ayda yapamayız biz onlara 1 buçuk ay süre veriyoruz. Sonrada kurultayın gününü de parti meclisi belirliyor. Biz MYK olarak takvimi başlattıktan ve süreç ilerledikten sonra göreceğiz takvimi parti meclisi toplantısında oturup bunları anlatıyoruz. Parti meclisi üyelerimiz sunduğumuz raporların zamanında ulaşmadığını söylediler erken göndermeye başladık. Parti meclisi üyelerimi gönderdiğimiz raporlardan memnunlar. Diyeceğiz ki şu Pazar veya bu Pazar günü olsun onlarda karar verecekler.

Genel başkanlık yarışı olacak gibi gözüküyor. Kaç aday çıkar nasıl bir yarış görüyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Kaç aday çıkarsa adaylardan korkmamak lazım. Biz diğer partilere benzemeyiz. Diğer partilerde işte Davutoğlu olacak dediler kimse ses çıkarmadı gitti oldu. Sonra darbe yaptılar Davutoğlu’na seni kapının önüne koyduk dediler Binali bey olacak dediler. Bir kişi karar veriyor orada. Bizde demokrasi var. Hepsi bizim arkadaşlarımız gelmeliler aday olmalılar. Bir genel başkanın görevi yeni genel başkan adaylarının çıkmasına katkı vermektir.

Sayın Cumhurbaşkanının AK Parti’ye üye olmasını değerlendirirken, “Artık bir partiye üye olmuştur tarafsızlığını yitirmiştir ve buna göre saygı görecektir” dediniz. Ne demek istediniz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Bir partinin genel başkanına nasıl saygı gösteriyorsak o çerçevede saygı göstereceğiz. Bir cumhurbaşkanına göstereceğimiz saygı değil çünkü cumhurbaşkanı olarak orada oturuyor ama aynı zamanda bir partinin üyesi ve bir süre sonra genel başkanı olacak. Binali beye, Devlet beye nasıl saygı gösteriyorsam kendisine de aynı çerçevede saygı göstereceğiz.

Cumhurbaşkanına hakaret yasasını aleyhinizde bir tablo oluşturacağını düşünüyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: O yasa artık çalışmayacaktır. Bir partinin genel başkanı olarak Salı günlere çıkacak konuşacak bende eleştireceğim veya eleştirmeyeceğim. İki başlılığı kaldırıyoruz diyorlardı iki başlı bir devlet yapısı çıkıyor ortaya.

Sayın cumhurbaşkanı kalabalıklara hitap ederken sürekli idam konusu gündeme geliyor. İdam konusunu da Meclis’te görüşsünler önüme gelirse ben imzalarım diyor. “Sayın Bahçeli tamam diyor bu işe sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun onay verdiğini söyledi arkadaşlarım” dedi. Meclis’e gelirse Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutumu ne olacak?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz idam cezasına karşıyız. Binali neyin başbakanlığı döneminde o da sona ermek üzere başbakanlık konutunda Devlet beyle otururken idamı uygun bulmadığımızı yine söyledik. İdamı isterseniz Fettullah Gülen’i alamazsınız. Acaba vermesinler diye mi idam getirilmek isteniyor. Kaldı ki zaten kendisi başbakan olacak getirsinler.

İdam konusunun referandum konusu olmasına nasıl bakarsınız?

Kemal Kılıçdaroğlu: Biz hayır diyeceğiz, HDP ne der bilmiyorum. Çoğunluk olmazsa o zaman referanduma gider. Halk istiyorsa o zaman tekrar geri gelir.

Referanduma götürülmesi düşünülen bir diğer mevzu da AB üyelik süreci. Bu gerilimli fay hattını siz nasıl yorumluyorsunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu: Doğru bulmuyorum. AB ile ilişkilerimiz niye bozuldu? 2004’te bizi denetimden çıkardılar. Türkiye’de demokrasi var dediler, demokratik standartlar gelişiyor dediler hiçbir sorunumuz yoktu. Ne oldu birden bire? İşkenceyi ben söylemiyorum Anadolu Ajansı bütün dünyaya servis etti. Sonra bu da yetmedi Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Birleşmiş Milletler’deki sözleşmeye tutulanlara insanca davranmak diye bir kural var bunu askıya alıyorum dedi. Adil yargılama yapmayacağım demektir bu. Hakimler, hapishaneler tıka basa dolu, 150’nin üstünde gazeteci hapiste. Bunlar gazeteci değil terörist dediler. Hanginin elinde silah vardı? Kadri Gürsel’in, Atilla Taş’ın mı elinde silah vardı, Murat Aksoy’un, Nazlı Ilıcak’ın mı elinde silah vardı? Bunların gazeteci olduğunu bütün dünya biliyor sen yakalayıp terörist diye içeri atıyorsun. Hakim hakim değil savcı savcı değil tamamı siyasi otoritenin elinde olan insanlar. Savcı tutuksuz yargılansınlar hakimde diyor tutuksuz yargılansınlar vay siz misiniz tutuksuz yargılansın diyenler ikisini de açığa aldılar. Hangi adaletten hukuktan bahsediyoruz. Buna ben kızıyorum Avrupalı da kızıyor. Bunların tamamı bir süre sonra göreceksiniz tamamı beraat edecekler. Ergenekon’da bunu yaşadık Balyoz’da bunu yaşadık işkence gördüler insanları perişan ettiler. Sonra onların tamamı beraat etti. Bunun hesabını hangi siyasi otorite verdi. Benzer bir tabloyu şimdi yaşıyoruz. Aldılar Cumhuriyet’in yazarlarını hala içerdeler. Aylarda iddianame yazılmadı. Bu tablonun düzeltilmesini bizde istiyoruz. Bu ülkede neden 1.sınıf demokrasi olmasın.

Suriye’de yaşananlarla ilgili Kuzey Suriye’de YPG unsurlarıyla gerek ABD’nin gerek Rusya’nın verdiği fotoğraf gerçi Soçi’deki son görüşmede bir çatışmasızlık bölgesi üzerine anlaşıldığı ifade ediliyor ama değerlendirmenizi alabilir miyim?

Kemal Kılıçdaroğlu: Ortadoğu’yu bu hale getiren mevcut iktidar. Suriye’de ne işi vardı bunların? Referandum diyorsunuz Suriyeliler konusunda referandum yapsınlar. Türkiye’de kalsın mı kalmasın mı, Suriyelilere vatandaşlık verelim mi vermeyelim mi? İşlerine gelmez çünkü vatandaş istemiyor. Suriyelilere bakalım, besleyelim hiçbir sorunum yok ama Suriye’de savaş bittikten sonra kendi ülkelerine gitsinler. Bu ülkede binlerce insan işsiz perişan vaziyette. Suriye’deki gelişmelerin tek sorumlusu mevcut iktidardır. Amerikalılar oraya geldiler, Ruslar oraya geldiler, İran orada, İsrail zaten bölgede, Türkiye’de orada. Sözü dinlenen hangi ülke var, Türkiye’nin hangi sözü dinlendi? Suriye’de Türkmenler perişan vaziyetteler, Irak’ta Türkmenler perişan vaziyetteler. Kerkük’te o bayrağı indirin diye bağırıyor. Niye inmedi? Sen koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanısın söylediğin sözün ağırlığı olması lazım. Tüy kadar ağırlığı yok. Bir de dalga geçtiler. Bu benim ağrıma gidiyor. PYD’nin bayrakları var Amerika bayraklarıyla Rus bayraklarıyla bölgede geziyorlar. Ne yapıyorlar? Bir gece ansızın gelebiliriz. Gidebiliyorsan git. Bir gece gittiler uçaklarla ikincisine gidemiyorlar. Bölgedeki dengeleri bilmeden dünya dengelerini bilmeden bir devleti yönetemezsiniz. Hele Türkiye gibi stratejik bir alanda varlığını sürdüren devlet için çok önemlidir. Rus uçağını düşürdüler önce yarışa gittiler ben talimat verdim hayır ben talimat verdim. Sonra gittiler el ayak öptüler özür dilediler, araya bir sürü adam soktular biz ettik sen etme dediler. Bu Türkiye’nin onurunu zedelemiyor mu? Ortadoğu bataklığına Türkiye’yi serdiler. Başika’ya gittik evet gitmesi gerekiyordu. Gittiler Musul valisinden izin istediler. Bana Irak büyükelçisi şunu söylüyor, “Biz bir ülkeyiz. Eğer buraya bir askeri birlik gelecekse biz size izin veririz. Siz gidiyorsunuz Musul valisinden izin istiyorsunuz.” Yani düşünün başka bir ülke gelecek Konya valisinden izin isteyecek Konya valisi de izin verecek.

Kendi seçim performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz hiç bırakmayı düşündüğünüz oldu mu?

Kemal Kılıçdaroğlu: Seçim performansını benim değerlendirmem çok yanlış olur. Benim dışımdaki organların, gazetecilerin, sivil toplum kuruluşlarının yapması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin referandum sürecinde kullandığı dil olarak ve çalışma alanı olarak bir övgüyü aldığımızı biliyorum. Bunu hak ettiğimizi de çok iyi biliyorum. Bugüne kadar hiç konuşmadığımız tokalaşmadığımız insanlara gidip konuşma ve tokalaşma imkanımız oldu. Bu kazanımı sürdürmek zorundayız. Eksiğimiz var tabi. Ben çok mükemmel bir insanım hatam yoktur dersem önce ben inanmam buna. Ama önemli olan yanlışı tekrar etmemem ve ders çıkartmaktır. Özeleştiri MYK’dan da gelir parti meclisinden de gelir. Bunları büyük bir saygıyla dinlerim. Hatta mesela konuşma süresini 5 dakikayla sınırlarız ama MYK’yı veya beni eleştirecekse birisi ona sınırlama getirmem. Ama bütün bunların tek ölçüsü olmalı, partiyi yıpratan bir süreci başlatan kişiyi artık partide tutmayacağım.

CEVAP VER