Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime

0
PAYLAŞ

Vatandaş bu konuda ne düşünüyor sormak da lazım tabii… Çıktık sokağa, başladık sormaya… “Türkçe asimile oluyor” diyen çıktı… “Mağazalara, işyerlerine yabancı isimler verilmesi normaldir ve turizmin gereğidir” diyen vardı. Baktım olacak gibi değil, arkadaşlarıma başka bir yere gitmeyi teklif ettim, hemen kabul ettiler. Gittiğimiz çay bahçesinde gözüme kestirdiğim, kültürlü görünümlü bir vatandaşın yanına koşa koşa gittim ve fikrini sordum. Tabi koşa koşa gitmemdeki tek sebep kültürlü görünmesiydi yoksa sarışınlığıyla ve yalnız oluşuyla ilgisi yok. Ama bayandan aldığım cevap geldiğim hızla arkadaşlarımın yanına dönmeme neden oldu: “Türkçe’ ye gereken önemi vermiyoruz. Nothing yaniee!”


Konuşamayacak hale geldiğimden “nabız yoklamaya” arkadaşlarım devam etti.
“Türkçe yozlaşıyor mu?”
“Ne alakası var! Yok öyle yozlaşma falan!”
“Peki neden insanlar Türkçe’ nin yozlaştığı düşünüyor?” diye sordu arkadaşım. Yanıt sertti. “Onlar yalan konuşuyor!” Kitap okuyup okumadığını sordu arkadaşım. Okuyormuş. Hem de çok sık okurmuş ama en son hangi kitabı okuduğunu hatırlayamadı!


Artık umudumuzu kaybetmek üzereydik ki gelecekte Türkçe öğretmeni olacak bir gençle karşılaştık.
“Gazete okur musunuz?”
“Evet. Üç dört günde bir kesin okurum.”


Artık bu iş dayanılmaz bir hal almıştı. Yanımdaki arkadadaşıma baktım, umutsuzluğu gözlerinden okunuyordu. “Ne yapacağız” dedim. “Bilmiyorum Hakan bööö geldi artık, kimse gramere dikkat etmiyo, language bilinci kalmamış” dedi. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Koşarak eve gittim. Kuzenim deneme sınavına girmiş, dönüşte bize uğramış. Beni görür görmez “Hakan Türkçe sorularım full, hepsini doğru yapmışım” dedi. Çıldırmak üzereydim. Annem mutfaktaydı. Yanına gittim. elinde telefon, anneannemle konuşuyordu.


“Okey anne, ben sana dönerim, bay bay…” Babam! Evet babamı bulmalıydım. Tek tutunabileceğim dal babam kalmıştı. Aradım. Açmadı. Az sonra bir ileti geldi telefonuma. “Crsdym, glyrm, grsrz.” Sen de mi Brütüs! Ah baba ah! Beynimde sözcükler uçuşmaya başladı: kabine, medya, dizayn, miting, enternasyonel, legal, ekonomi, format…” Yok bu sesler kafamda değilmiş, televizyondan gelen seslermiş. Dayanamadım, anneme seslendim. “Anne cankurtaran çağır!” Çok kötüyüm, bayıldım bayılacağım annemin verdiği cevaba bak, “Ambulans çağırsam olmaz mı?” “Allah allah, aynı şey değil mi? Çıldırtma beni anne!” diye bağıracakken uyanıyorum. Ohh, çok şükür rüyaymış… Radyoyu açıyorum… Radyodan gelen ses… “Good morning Türkiye!” 


“Anneeee cankurtaran çağır!”
“Ambulans çağırsam olmaz mı?


NOT: 7 TEMMUZ 2007 DE HAMLE YAYIMLANDI—

BİR CEVAP BIRAK

one × three =