İkinci “LAN” vakası “HADİ LAN!”

İkinci “LAN” vakası “HADİ LAN!”

0
PAYLAŞ

Törene (Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı) Karaosmanoğlu’nun sarfettiği sözler damga vurdu.
Rektörlere halkı önemsemedikleri için ‘HADİ LAN’ diyen Karaosmanoğlu, ‘Orman çakalsız olmaz ama artık Türkiye uyandı.
Tavukların başına tilkiyi koymuyor’, ‘Onlara artık mama yok’ gibi sözlerle şaşırttı. (…)
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Karaosmanoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimi için rektörlerin yaptığı toplantıyı hatırlatarak; ‘Sanki üniversiteleri değil, ülkeyi yönetiyorlar. Siz görevinizi yapın üniversiteleri düzeltin önce. Halk kim oluyormuş diyorlar, HADİ LAN.
Türkiye’de demokrasi, halkın gücü her zaman üstün gelecek’ diye sert konuşan Karaosmanoğlu, partililere de seslenerek; ‘iktidarımıza sahip çıkalım, böyle düşünenler gidecek dedi… (Çağdaş Kocaeli – 8 Nisan 2007)


Yorumuz, yukarıda ki haberin tümüyle doğru olduğu var sayılarak yapılacaktır. Aksi halde geçerli değildir. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Turgay Şahbenderoğlu’nu telefonla arayıp sorduğumuzda da ( Nisan 2007 – saat 17.20) ‘Hadi lan’ ifadesinin Sayın Karaosmanoğlu tarafından kullanıldığını kendisi bir kez daha özellikle teyit etti.


Her şeye karşın, yine haberin doğru olduğunu, bir yanlışlık olmadığını kabul ederek diyoruz ki, ülkede ikinci “LAN” vakası mı? Peki nereden musallat oldu dilimize bu günlük yaşamın dışında protokol konuşmalarında ve basının önünde ‘LAN’ kelimesini sıkça kullanmak?


‘HADİ ANANI AL GİT LAN!’ vakasından sonra şimdi de ‘HADİ LAN!’


Birçok kalemin kentte kendisinden “iyi adam” diye söz ettiği ve halim selim çevresine saygılı bir kimse olarak tanınan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Karaosmanoğlu’na bu sözleri söyleten ‘saik’ ne olabilir?


Yoksa, yukarılarda sinirler haddinden fazla gergin de, biz işin ayrımında değil miyiz acep? Her ne şekilde olursa olsun, ülke ve kent yönetiminin tepe noktalarında olan kişiler, sonuna değin sabırlı ve dengeli hareket etmeleri gerekir.


Umuyoruz haber de bir yanlışlık vardır.
Aksi halde, Sayın Karaosmanoğlu’nun şahsına yönelik yoğun eleştiriler nedeniyle, son günlerde sinirlerinin iyici yıprandığı kanısına varacağız. Kentte Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyetlerinden ve yöneticilerin başarısızlığından yakınan pek çok insan var.


Özellikle kentsel dönüşüm projesinden ötürü haksızlığa uğramış ve dava açmış insanların mahkeme kanalıyla haklı çıkmış olmaları; yargının konutları yıkılacak olanların mağdur edildiği yönünde karar vermiş olması; sanıyoruz, Belediye yönetimini ciddi ölçüde rahatsız etti.


Her zaman savladığımız bir konuyu, bu vesile ile bir kez daha öne sürüyoruz. Ülkemizde yaygın basın-yerel basın her şeyi açık açık yazamıyor. Gerçekleri halka yansıtamıyor. İktidarlara bağımlılık, yerel yönetimlerle ara iyi tutup, reklam ve ilan alma kaygı ve beklentisi, yerel basını bir çok ilde ciddi ölçüde pasifize ediyor ve gerçekleri yazmaktan uzak tutuyor!..


Bir ilde, örneğin 6- 7 dolayında günlük yayın yapan gazete var. Bakıyorsunuz, belediye yönetimlerine ya da faaliyetlerine dair ortak bir platformda yaşanmış bir olayı, bir ya da iki gazete gerçek biçimde sayfalarına (tv ekranlarına) yansıtıyorsa, diğerleri yaşananları hiç görmemiş gibi davranıyor ya da ‘Ne şiş yansın ne kebap’ türünden geçiştirme bir haberle işin üzerine gitmiyor…


Şu çok açık ki; bugün ki düzen ve sistemde, hemen her ilde ki yerel gazete ve televizyonların pek çoğu, belediye yönetimi ile iyi geçinmek, onlara hiçbir şekilde karşı olmamak için, tam bir bağımlılık içerisinde yayın hayatını sürdürüyor. Bu hangi parti iktidar olursa olsun, her devirde böyle oluyor!..


“Ekonomik özgürlüğü olmayan hiçbir gazete bağımsız olduğunu iddia edemez”


Bu tanımlama ünlü bir medya patronunun birkaç gün önce gazetelere yansımış olan değerlendirmesidir. Kim bunun doğru olmadığını iddia edebilir? Durum, sistem, düzen ve işleyiş böyle olunca; tabi ki basına saygı ve güven kalmıyor…


Bu sinirlilik ve konuşmalarda ki argoluk, güç odaklarına tam bağımlı olarak yayıncılık yapmak, bizi ülke ve halk nereye götürecek? Medya, halkın gözü kulağı ve denetleyicisidir. Kendi derdine düşmüş, gerçeklerden, vicdanı sorumluluktan soyutlanmış olarak, bütün enerjisini nereden bir akar sağlayabilirimin yolunda harcamakta olan basınla ülkenin hangi derdi çözülecek ve insanlara nasıl umut kapısı açılacak?




Burhanozbey21@hotmail.com
burhanaozbey@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK