KKTC’de yeni siyaset anlayışı: Özgür Parti

KKTC’de yeni siyaset anlayışı: Özgür Parti

0
PAYLAŞ

KKTC’de 7 yıldan bu yana yaşayan bir siyaset bilimci olarak iddia ediyorum ki, KKTC’yi ve KKTC’de yaşananları anlayamayan Türkiye medyası, yaptığı haksızlığını ve bir çok temiz siyasetçiyi kulaktan dolma haberler ile karaladığını çok geçmeden anlayacaktır.


KKTC siyaseti, yıllardan beri “ganimet sistemi” biçiminde örgütlenmiştir. Devlet olanakları ile ayakta kalan iktidar partileri, bu olanaklar ile muhalefet partilerini bile denetleyebilmekte, seçimlerden önce gündeme gelen işe alımlar ve diğer yöntemler ile iktidarını uzun yıllar sürdürebilmektedir.
 
KKTC’de “ganimet sistemi”ni yaratan, bağımlı bir ekonomik yapı, ekonomik gelişmeye uygun olmayan ölçek ve Türkiye’nin hiç aksatmadan sürdürdüğü ekonomik yardımlar olmuştur. KKTC siyasetçileri ve Hükümetleri, bu yardımları, ülkenin ekonomik yapısını güçlendirmek yerine, daha kolay bir yol olarak, iktidarlarını sürdürmek için kullanmışlardır.


“Ganimet sistemi” kavramı, siyaset biliminde yeni bir yaklaşım değildir. Özellikle Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi kitaplarında, “Clientelism” ya da “patron-client relationship type of participation” olarak isimlendirilen bir siyasal katılım biçimi, siyasal iktidarların temel amacının siyasal istikrarı sağlamak olduğu ve bu amaçla iktidardaki siyasal parti ya da oluşumlar, iktidarlarını sürdürmek için toplumun ya da devletin olanaklarını dağıtarak vatandaşların oylarını aldığı bir “karşılıklı yararlanma” ilişkisini anlatmaktaydı. Bu siyasal katılım biçimi, daha sonra ingilizcede “spoil system” biçiminde “ganimet sistemi” olarak adlandırıldı.


Ganimet sistemi, gelişmekte olan ya da azgelişmiş ülkelerde görülen bir siyasal katılım biçimi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, KKTC’deki ganimet sisteminin dünyanın bir çok ülkesinde ve büyük ölçüde de yarısından çoğunda bulunduğunu gözlemekteyiz. 


KKTC’deki ganimet sistemi, 2000’li yılların başlarında, Türkiye’deki ekonomik bunalım ve banka krizleriyle zaafa uğratılmıştır. Bu kriz ortamında Türkiye’den gelen yardımların azalması ve KKTC’de de ekonomik önlemler alınmaya başlaması ile KKTC’deki siyasal yapı bir anda  değişmiş ve daha önceleri % 10’lar düzeyinde oy alan sol muhalefet partisi CTP-BG, % 45 oy alarak iktidara gelmiştir.


Türkiye basınında yapılan yorumlarda, KKTC’deki bu gelişmelere değinen tek bir yazıyı göremediğim için bir siyaset bilimci olarak bu yazıyı kaleme almamın gerekli olduğunu düşündüm.


KKTC’de ganimet sistemi ile işleyen yapı, son dönemde bazı sorunlar ile karşılaşmaya başlamıştır. M. Ali Talat liderliğindeki CTP-BG (Talat Cumhurbaşkanı olduktan sonra Soyer liderliğinde yoluna devam etmiştir) ile Serdar Denktaş liderliğindeki DP arasındaki koalisyon hükümeti, ganimet sisteminin bir siyasi parti tarafından eskisi gibi sürdürülmek istenmesi nedeniyle sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Koalisyondaki bu huzursuzluk, 50 üyeli Cumhuriyet Meclisi’nde 25 sandalyesi bulunan CTP-BG’yi başka seçeneklere yöneltmiş ve CTP-BG’nin yerel seçimlerde başkent Lefkoşa’yı koalisyon ortağına kaptırması ve tabanında DP’ye karşı tepkiler oluşması nedeniyle başka arayışlar ortaya çıkmıştır. Bu arayışlardan başlıcası, anamuhalefet partisi UBP ile koalisyon ortaklığı girişimleri olmuştur.  


Bu süreçte yeni bir siyasal oluşum olarak Özgür Parti ortaya çıkmıştır. UBP ve DP’de, Denktaş ve Eroğlu liderliklerine sıkı sıkıya bağımlı, gelişim  ve değişime kapalı, Kıbrıs sorunu konusunda halkın beklentilerini karşılamaktan uzak bir politikaya sarılmışlık gibi nedenlerden dolayı rahatsız olan çok sayıda milletvekili bulunmaktaydı. Koalisyon ortakları arasındaki sorun ve yeni hükümet arayışları, UBP ve DP’deki bazı milletvekillerini çabuk harekete zorladı ve partilerinden istifa ederek yeni bir parti kurmalarına kapıyı araladı. Bu parti, Özgürlük ve Reform Partisi ya da kısa adıyla ÖZGÜR Parti idi. 


Özgür Parti milletvekilleri, neden istifa ettiklerini açıklarken şu iddiaları ortaya koymuşlardır :


“KKTC’deki mevcut siyasi partiler, kendi aralarındaki kısır siyasal ve kişisel çekişmeler ile liderlerin hırsları ve lider çevresindekilerin çıkar mücadeleleri nedeniyle, KKTC’nin gelişmesini ve güçlenmesini sağlayacak bu değişime ayak uydurma yeteneğine sahip değildir. KKTC halkının genç ve dinamik toplum yapısı, girişimci ve çalışkan insanları ile hızla değişen bu yeni ortama uyumunu başarmak ve yönetmek amacıyla yeni bir partide BİRLEŞMEK VE BÜTÜNLEŞMEK amacıyla istifa ettik.


Özgür Parti’nin neden kurulduğu da şu şekilde açıklanmıştır:


“Dünyada ve KKTC’de siyasetin ve toplumun hızla içinden geçmekte olduğu değişim ve dönüşüm sürecine ayak uydurabilecek ve bu süreçleri yönetebilecek yeni bir siyasi harekete ihtiyaç duyulmaktadır. Bu siyasi partinin başarılı olabilmesi için dünyadaki gelişmeler ve çağın gerekleri doğrultusunda içine kapanmış bir ülke ve toplum yaratmak değil, özgür bir toplum ve bireyler yaratmayı hedef alması, ülkemizin ihtiyaçlarına akılcı ve bilimsel reformlar ile yanıt verebilen bir parti olması gereklidir. ÖZGÜR Parti, bu önemli ihtiyacı karşılamak  amacıyla ortaya çıkan yeni bir siyasi partidir.”


Özgür Parti’nin temel amaçları ise şöylece formüle edilmiştir:


“ÖZGÜR Parti, temel amaç ve beklentilerimizi gerçekleştirebilmek için bireyin ve toplumun gereksinimlerine ve özgürlüklerine, demokratik sivil toplum yapısına, serbest ve rekabetçi bir ekonomiye, etkin, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim yapısına dayalı bir devlet ve toplum yapısı yaratmayı hedeflemektedir. Bu yapıyı yaratmanın yolu, özgürlükleri kısıtlamadan reformcu bir anlayışı yaşama geçirmekle gerçekleşecektir.”


KKTC’de toplumun ihtiyaç ve beklentilerinden ortaya çıkmış olan ve yeni bir siyaset anlayışını temel alan yeni bir siyasal oluşum ortaya çıkmıştır. Bu oluşumu “Yavru AKP”, “Türkiyeliler Partisi” ya da “Türkiye’nin müdahalesi” olarak tanımlamak ve dayanaksız iftiralar ile istifa edip yeni parti kuran milletvekillerini eleştirmek, Türk medyası için büyük bir yanılsama ve KKTC konusundaki ezbere bilgilerin tekrar edilmesinden başka bir şey değildir.


Özgür Parti, yeni dönemde iktidar olarak yeni siyaset anlayışını yaşama geçirmeye başladığında, Türkiye medyasının erken tavır almış olduğu bu yanlış tutumu anlaşılacaktır.


_________________


* Dr. Birol Ertan / Siyaset Bilimci

BİR CEVAP BIRAK