KKTC’nin imajı mı kalır bu durumda

İnanın Almanya’da hatta Türkiye’de anlamak çok zor bazen KKTC Politikası’nda olanları. Anlatmak da çok zor.

Gelinde bir Almana anlatın “bizim ülkemizde bir partinin genel sekreteri meclise gitmediği için hükümette olan o parti zor durumda” diye. Bunu duyan Alman sanırki “politik ve de önemli bir kavga var”. Bir de ona işin nedenini anlatırsanız. Geriye imaj mimaj kalmaz.

Türkiye’nin insanları da hayretle okumaktalar bu haberleri.

Bir partinin niçin Genel Sekreteri olursunuz?

Davaya inandığınız için mi?

Ya da sizin ve çevrenizin işinize yarayacak bir makam olarak gördüğünüz için mi?

Son günlerde mecliste gündeme gelen tartışmalar doğal olarak bu soruları sormamıza neden olmakta.

“Yakınlarımı işe aldıramadım, öyleyse ben de sizin hükümet çoğunlunuzu sabote ederim.” tarzı politika aslında çoçuk yuvasında bile olmaz.

Ama oluyor işte hem de yetişkinler arasında.

İnanın başka hiç bir ülkede bu kadar açık yaşanmaz KKTC’de yaşadıklarımız, duyduklarımız ve gördüklerimiz.

Bir partiden diğerine ülkeye daha iyi hizmet için mi geçersiniz?

Yoksa oğlunuza ya da kızınıza önemli bir mevkide iş olanakları sunulsun diye mi?

Böylesine çok özel ve de şahsi nedenlerle bir partiyi terk edip diğerine gittikten sonra “bana verilen sözler tutulmadı” diyerek “kazan kaldırmak” acaba halkın gözünde nasıl değerlendirilmekte?

Çok merak ediyorum.

Üyesi ve de mecliste vekili olduğunuz partiye keyfinize göre “şantaj yapma hakkı” diye bir hak mı var KKTC Politikası’nda?

Bir partinin milletvekili olmak “en şerefli mertebedir” aslında. İnandığınız davaya hizmet için en önemli noktasındasınızdır cephenin. Cephe de bir köprü başı tutma sorumluluğudur. Yüce bir iştir her yurtsever için.

Partiniz iktidarda ise ve sizin oyunuz ile iktidarda kalabiliyorsa bu “davanız” ve de verdiğiniz haklı kavga” için oldukça onurlu ve değerli bir konumdur.

Eğer varsa öyle bir “dava” ve de “haklı bir kavga”!

Almanya’da demokraside düşünülemeyecek bir olaydır. Bir milletvekilinin “başbakana ya da partime küstüm” diyerek iktidarı tehlikeye düşürme girişiminde bulunabılmesi. Hatta imkansızdır!

Günümüz Türkiye’sinde de ne iktidar partisi AK Parti’de ne de muhalif CHP’de yaşarız böyle bir olayı.

İmkanı var mı bir AK Partili milletvekili çıkacak ve “çevresindeki birilerine iş verilmediği için” AK Parti iktidarını tehlikeye düşürecek bir çıkış yapacak.

Türk Halkı affetmez bu davranışı!

Elbette her milletvekili ve parti genel sekreteri “mensubu bulunduğu parti yönetimine ya da hükümetine karşı tavır alabilir”. Politik hatalar yapıldığında ve “savunduğu dava iyi savunulmadığında”. Hatta bu tarz bir tavır halk tarafından takdir de edilir.

Ancak “yakınlarım işe alınmadı öyleyse ben yokum” ya da “bana bakanlık sözü verilmişti, tutulmadı öyleyse ben de hükümete desteğimi çektim” tarzı hepsi aynı partinin üyesi vekillerden bazılarının medyatik çıkışlarla zaten binbir sorunu olan bir ülkenin meclisinin toplanmasını ya da hükümetin çoğunluk sağlayamaması gibi “akıl almaz” politik krizlere neden olması tam bir “made in TRNC”!

Hal böyle olunca “Ankara’da KKTC’nin imajı niçin iyi değil?” sormanın pek bir anlamı kalmıyor.

Bazı politikacılar tüm bu tavırlarına rağmen gelecek seçimlerde tekrar seçilirlerse sorumluluğu da onları seçenler taşıyacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.