KKTC’nin nüfusu bazılarını neden rahatsız ediyor?

EDEK Başkan vekili Marinos Sizopulos, Kıbrıs ve Yunanistan’ın, Türk yayılmacılığından kaynaklanan tehlikeleri önleyecek bir politika oluşturmaları gerektiğinden söz ediyor! Sizopulos ayrıca Türk hedeflerinin uygulanmasını önleyecek ve işlevsel bir çözüme götürecek başka bir taktiğin izlenilmesi gerektiğini, Kıbrıs Rum tarafının, uluslararası konularla, yani işgal, istila, Türk orduları, yerleşikler, etnik temizlik konularıyla meşgul olacak doğru bir oluşumla uluslararası konferansın toplanmasını talep etmesi gerektiğini söylüyor.

KKTC’nin nüfusunun artması Türkleri azınlık statüsüne sokmalarını zorlaştıracağından, bu hesaplarını uluslar arası platforma taşıyarak, yandaş ağabeylerden destek alma düşüncesi içinde hamleler yapmakta komşular.

Yazık ki nüfustan rahatsız olanlar sadece fazla nüfusun avantajını kullanacak olan Rumlar değil. Rumların KKTC nüfusuna takmaları ve bu nüfus olayını “anlaşmanın” paradoksu olarak görmeleri, anlaşmayı birleşme olarak algılayan kesimi de tedirgin etmekte. “Biz bu adada çoğunluğuz, azınlık olan Türklerle aynı hakka sahip olmamız mümkün değil” şeklindeki düşüncelerini dile getirmekten çekinmeyen komşulara karınca kararınca destek olmak isteyen Kıbrıslı Türklerin bir kısmı, ülkedeki tüm olumsuzlukları yerleşiklere fatura ederek, linç politikası uygulamakta.

Mantık basit: Yerleşikler gidecek, Kıbrıs sorunu çözülecek!

Güney’in nüfusunu, vatandaşlıklarını sorgulamak bir yana, kendi nüfusuna karışılmasını normal gören zihniyete biz değil, rakamlar yanıt versin;
Rumlar Ada’da resmi olarak yüzde 70’e 30, halk arasında yüzde 80’e 20 kendi lehlerine bir nüfus olduğunu söylemekteler. Savundukları nüfus orantısının doğruluğuna- yanlışlığına girmeden, Kıbrıs’taki Türk nüfusunun azalmasının iki temel sebebi olduğunu söyleyelim. Bunlardan birincisi Kıbrıs’a farklı coğrafyalardan gelen Rumların ve/veya yabancıların Ada’daki Rum nüfusu artırması; diğeri ise farklı zaman ve sebeplerden dolayı adadaki Türklerin, Türkiye, İngiltere, Kanada, Avustralya gibi ülkelere göç etmesi.
Bu göçlerin sebep ve sürecini tam olarak anlatmak mümkün olmayacağı için kısaca özetleyelim; Kıbrıs Türkleri Osmanlı hâkimiyeti döneminde; asker, memur ve emlak sahibi olarak Ada’nın yöneticisi durumunda iken, 1878’de Ada’nın İngiltere’ye devri ile birlikte yönetici durumunda olan Kıbrıs Türkleri, yönetilen durumuna düşer.

Kıbrıs’taki devlet kurumlarında memur olarak çalışan Türkler, görevlerinden uzaklaştırılınca, geçimlerini sağlayabilmek için ellerinde bulunan emlak ve arazileri satmak zorunda kalır. Bu durumdan yararlanan Rumlar, Kıbrıs Türklerinin emlak ve arazilerini satın alarak Ada ekonomisi üzerinde daha baskın bir konuma gelir.

Adadaki Türk nüfusu Osmanlı Devleti’nin 1878’de Kıbrıs’ı İngiltere’ye devri ile birlikte Türklerin aleyhine değişir, Kıbrıs’ın İngiltere tarafından ilhakı, Kıbrıs’tan Anadolu’ya göç hareketini hızlandırır. Lozan Antlaşması’yla, Kıbrıs Türklerine Türkiye vatandaşlığına geçerek, Türkiye’ye göç etme imkânı tanınır. O dönem, Kıbrıs’ta görev yapan Türkler görevden alınıp, yerlerine Ermeni ve Rumlar getirilince nüfusunun oldukça önemli bir kısmı devlet hizmetinde çalışan Kıbrıs Türk toplumu olumsuz bir şekilde etkilenir ve Anadolu’ya göç kapısı açılınca da Anadolu’ya göç eder. Böylece, 1878’de Türkler aleyhine bozulmaya başlayan nüfus dengesi, 1914’te artarak devam eder, Kıbrıs’taki Türk nüfus Rum nüfusa oranla daha da azalır. Bu göçler, bazen kişilerin, bazen de bütün bir köyün göçü şeklinde gerçekleşir.

1923’te başlayan bu göç dalgası 1938’e kadar yoğun bir şekilde devam eder. (Antalya bölgesindeki Kıbrıslı Türkler o dönemde göç etmişlerdir.) Belgelere göre, Lozan Antlaşması ile belirlenen süre zarfında, Kıbrıs Türklerinden 9 bin 327 kişinin Türkiye vatandaşlığını seçtiği açıklanırken, Kıbrıs’taki İngiliz yetkililerin Londra’ya gönderdikleri 1928 tarihli Kıbrıs raporunda, Ada’dan ayrılarak Türkiye’ye göç eden Kıbrıslı Türklerin yaklaşık 5 bin kişi olduğu ifadesi yer alır.

Makarios’un cumhurbaşkanlığı döneminde de göçler büyük bir hızla devam eder. Adayı Yunanistan’a bağlama planının en basit uygulaması olan “gençleri yurtdışına gönderme” olayı da başarıyla gerçekleşecek, o dönem adada mevcut olan kaos ortamından uzaklaşmak isteyen Kıbrıs Türkleri Makarios’un “yol parası, otel parası, burs” gibi tekliflerine hayır diyemeyecektir. (Makarios, adayı topla tüfekle alamayacağını anlayınca çok akılcı bir yol seçti. Gençleri Ada’dan gönderecek, adada kalan yaşlı Kıbrıslı Türkler bir müddet sonra ölünce Ada kansız Helenleşecekti.)

Bugün bırakın Türkiye, Avustralya ve Kanada’yı, sadece Birleşik Krallık’taki Kıbrıslı Türklerin sayısının 300 bin civarında olduğunun resmi rakamlarla sabit olduğunu söylemek, adadaki nüfus politikasına ışık tutar ancak bu gerçekler göz ardı edilir. PKK terör örgütüne kucak açarak, birçok PKK’lıyı vatandaş yapan Rumlar, Ruslar için de aynı cömertliği göstermiştir ama nedense kimse onların vatandaşlığı sorgulama hakkına sahip değildir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here