Kılıç’ın orantısız çıkışı.

Anayasa Yüksek Mahkemesi, hem bu kurumun başına gelenlerin kimlikleri açısından, hem de aldığı kararlar nedeniyle 52 yıldır tartışılır durur.
1962 yılı “İhtilal üretimi” bir yüksek yargı olmasına rağmen, genelde hükümetlerin “hal ve gidişleri”ne not vermek gibi kendisine ait olmamaması gereken tavırlar aldı.
Tam 52 yıldır, bir çok siyasi kararın altına imza attı. Rejinin önünü açacağına, bazen tıkanmasına yol açan 366 gibi “garabet” kararların da mimarı oldu.

Bu kurumun 2014 yılındaki Başkanı Haşim Kılıç.
Zaman zaman eleştiri oklarına hedef olan, zaman zaman da aldığı kararlar nedeniyle alkışlanan bir başkan.
Bazen İsa’ya, bazen Musa’ya “göz kırptığı” için iki tarafa da yaranamayan bir hukuk adamı Kılıç.

Kurumun 52. kuruluş yılında yaptığı konuşma nedeniyle bugünden sonra aslanların önüne atılacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

Çünkü bu kez Kılıç, fena halde “açık” konuşmaktan yana tavır koydu.

Önce iktidara “gel gel” yaparak şöyle dedi:
“2010 referandumunda cesur adımlar atıldı. Bu kamuoyunda da büyük karşılık buldu”

Kılıç sözlerinin devamında ise “kılıcını kuşanmış” durumdaydı:
Sözlerine şunları ekledi:
“Bu kez farklı renkte yeni vesayeti oluştu. Gerçekleri itiraf etmek zorundayız. Yargı milletin iradesine tuzak kurulan yer değildir.”
Yani 17 Aralık ve sonrasına “atıfta” bulunarak tehlikeli sulara girmiş oldu.

Görüşleri, fikirleri, “ göndermeleri” ve “ima”larıyla çokça tartışılacak olan Kılıç’ın tüm eleştirel görüşleri. Pensilvanya’dakilerin alkışlarına yol açacacağı kesin.
Ama ya sonrası?

Bitmedi.
Yargıçların durumuna temas eden Kılıç’ın, 17 Aralık’tan sonra görevlerinden alınan “Parelel yapı”nın emrinde oldukları iddia edilen yargıç ve savcıların durumunu dile getiren şu cümlesi de çok tartışılacak gibi:
“Görevi, maddi gerçekleri ortaya çıkarmak olan yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur.”
Bu cümlede, atıf yaptığı alan hükümet. Ve hedefe konan hükümetin başı Başbakan Erdoğan’dan başkası değil.

Yani Kılıç, yine “siyasi alanda dans etme” sevdasına kapılıyor.
Siyasetin bu “çekici” anaforuna kapılan Kılıç’ın, on ay sonra emekli olması kesin. Ardından belki de siyasete atılacaktır. Bu “siyasi söylevi” bir koz olara kullanılabilir nitelikte. Eğer muhalefete mensup bir partide yer alırsa işi daha da zor demektir.
Kılıç 52. yıl konuşmasında AKP iktidarı ve onun genel başkanı ve Başbakan Erdoğan’ın son dört ay boyunca hukuk ve yargıyı eleştiren tüm konuşmalarına yanıt verdi denebilir.
Gelecek yıl ki kurumun 53. yıl konuşmasını Kılıç yapmayacağına göre, mesele yok demek ucuz bir yol. Bence tüm sözleri hayatı boyunca onu takip edecek nitelikte.

Hukuk adamı, yani hakimler “kararları ile konuşur” derler ya, AYM Başkanı herhalde siyasi alana “bilerek ve isteyerek” bodoslama girdiğinin farkındadır.
Hukuk dilinden çok siyasi üslupla isim vermeden ama herkesin bildiği birilerine “ mesaj” gönderirken, birilerinin de ayağına fena şekilde ve bilerek bastığının farkındadır.
Onun için, ileride “aslanların önüne atılacağını” bile bile böyle bir konuşma yapmasının nedenini, en çok kendisi biliyordur.
Bizim işimiz bazı “ince” noktalara dikkat çekmekten ibaret.
Ben yıllarca yazar dururum:
Herkes kendi işiyle uğraşsa, herkes işini iyi yapsa, herkes sorumluluk alanlarını iyi bilse, bu ülkeye herşey daha çabuk gelir.
İnsan hakları da…
Medeniyet de…
Demokrasi de…
Hukuk ve hukukun üstünlüğü de…

Yeter ki polis polisliğini, savcı savcılığını, öğretmen öğretmenliğini, yazar yazarlığını, imam imamlığını bilsin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 1 =