Korkak siyasetcilere “go home”

Korkak siyasetcilere “go home”

0
PAYLAŞ

Siyasetci dediğin cesur olmalı…

Madem ki politika yapacaksın.

Madem ki halk adına hizmete talipsin.

Madem ki hamama gireceksin ve terlemeye hazırsın.

Cesur davranacaksın arkadaş.

Halk, gözükara siyasetciyi sever.

Halka en iyi hizmeti cesur insanlar sağlar.

Doğru siyasetci isen, dik durmasını biliyorsan, çapaksız ve çaplı biriysen.

Özetle adam gibiysen, adam gibi siyaset yapacaksın.

Siyasetci görev yaptığı sürece hem üretmeli, hem de iz bırakmalı arkasında.

Yoksa devlet memuru gibi gidip-gelen, sadece Meclis lokantasındaki beleş öğle yemeğinde bülbül kesilip kürsüden konuşmayan, ay sonu bankamatikten maaşını çeken biriysen ne işin var mecliste.

Ben iki-üç dönem, yani 8-12 yıl milletvekilliği yapmış ama kürsüye çıkmamış nice mebus (milletvekili) tanırım.

Yazık.

Kimi arkadan itilerek gelir meclise.

Zorla siyasete soyundurulur.

Nicelerini gördüm.

Kimi “şan olsun” diye paralar saçıp seçilir gelir melise.

1965-1969 TBMM’sinde Rahmetli Osman Bölükbaşı’nin Millet Partisinden seçilmiş, hatta meclis başkanvekilliğine getirilmiş bir milletvekili vardı. Adını yazmayacağım, şu anda yaşayan ailesi rencide olmasın diye.

TBMM’ye ilk defa seçilen Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekillerinden gazeteci-yazar Çetin Altan, işte bu Ahmet B. adlı milletvekiline gıcık oluyordu.

Nedeni, TİP’lilere kötü muamele yapıyor, başkanlık kürsüsünden onları incitici sözler sarfediyor, solcuları aşağılamak için elinden geleni ardına koymuyordu.

MP’li milletvekilinin bir kere konuştuğu görülmemişti. Moron tiplerden biriydi. Spastik görünümüyle de dikkatleri çekerdi bu sağcı, hatta dinci milletvekili Ahmet B.

Bir gün Çetin Altan söz almak için bu başkana dilekçe gönderdi. Oturumu yöneten sağcı başkan Ahmet B. söz vermemekte kararlıydı.

Çetin Altan’a bakarak “Sayın Altan size söz vermiyorum. Çünkü konuşacağınız konu Türkiye’nin konusu değil. Yanlış bir konu seçmişsiniz” dedi.

Çetin Altan oturduğu koltuktan kalkarak kürsüye doğru hızla yürümeye ve bir yandan da yüksek sesle bağırmaya başlamıştı bile:

“Benim seçtim konu son derece doğru ve isabetli. Yanlış olan sizin o kürsüde başkanlık yapmanız. Esas yanlışlık, marangoz hatası yüzünden sizin o kürsüde yer işgal etmenizdir”

Bu sözler genel kurulda dalgalanmalara, itirazlara, itiş kakışlara, sonunda kavgaya neden oluyordu.

Gözü pek Çetin Altan, bu kargaşa ve tartışmalar sırasında epey dayak yedi, hırpalandı ama sözlerini asla geri almadı.

Neden anlatttım bu olayı?

Siyasetci doğru bildiklerinin arkasında durmalı.

Korkacağı tek şey olmalı.

Sadece kendisini seçen halktan korkmalı.

Eğer ona verdiği sözleri yapmıyorsa, pısırık, sadece maaş almak için seçilmiş biriyse bence siyasete asla soyunmamalı.

Tabii siyasetci cesur olmalı derken, olur olmaz şeyler için kabadayılık yapmak değil amaç.

Popüler olmak için değil.

TV ekranlarından “van minit” asla değil.

Hele eski Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel gibi askerden korkarak şapkayı kapıp kaçmak hiç değil.

Ne geldiyse başımıza hep korkak siyasetcilerden geldi.

Şimdilerde cesur adım atanlar var biraz.

Hiç olmazsa ayak sesleri duyuluyor.

BİR CEVAP BIRAK