Korkunun ecele faydası yok!

İnsanın korktuğu şey başına gelirmiş, korkunun ecele faydası yokmuş!

Bütün bu özlü sözler boşuna söylenmemiş, hepsi hayat tecrübesi ürünü. Benim de korktuğum başıma geldi, bugünlerin modasıyla  “çağırdım” demek ki! Allah beterinden saklasın.

Bir önceki yazımda Endonezya’nın tersine  Ankara’da sokak köpeklerinin çokluğundan ve nasıl insanlara saldırıp, ısırdıklarından bahsetmiştim.

Yazıya epey geri bildirim geldi. Bazı arkadaşlar bir saldırı durumunda neler yapılması gerektiğini anlattı, bazıları ise asıl tehlikenin köpekler değil de insanlar olduğunu kendi tecrübeleriyle bir kez daha vurguladı.

Halbuki Cakarta’da yıllardır sokakta bir köpek bile görmemiştik, orda asıl köpeklerin hayatı tehlikedeydi, hem de insanlardan gelen tehlike. Orada onlar yemek olarak tüketilmekte, sokaklardan toplanıp kasaplara tasınmaktaydı.

Bana verilen tavsiyelerden birisi  saldırı ihtimaline karşı elimde uzun bir değnekle dolaşmam ve köpeklerle karşılaştığımda onlara doğru patron benim dercesine sopayı savurmam şeklindeydi.

Bu arada bizim sokaktaki köpeklerle dostluğu ilerlettik, başlarını okşamamıza bile izin verir oldular ama ben yine de her günkü  zorunlu yürüme güzargahım üzerinde dolaşan köpeklere karşı temkinli olmayı elden bırakmıyor, sopamı elimden eksik etmiyorum. Yakında mahallede  adım sopalı kadına çıkacak. Alternatif olarak daha küçük,köpek savar aletler de olduğunu biliyorum aslında.

Birkaç gün önce boş bulundum, sopamı almadan yola çıktım, aksam saat 6 ‘ya doğru..

Zaten gittiğim yol vızır vızır arabaların geçtiği Cankaya caddesiydi,  bir sey olmaz dedim!

İngiliz Büyükelçiliğinin yanındaki küçük parktan kestirme yaparak  Şehit Ersan caddesine inecektim. Parka daldım, baktım 2 -3 köpek sere serpe uyuyor. Ayaklarımın ucuna basa basa geri döndüm ve daha uzun yoldan gideyim bari diye düşündüm. Sen misin öyle diyen, der demez köpeklerin sürü halinde havlayarak bana doğru arkamdan geldiklerini gördüm. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, aksilik bu ya sopam da yanımda yoktu. O korktuğum an gelmişti işte!

Caddeye baktım uzaktan birisi geliyor, görmüyor bile benim çaresizliğimi,  arabalar vızır vızır  100 km hızla geciyor kimseden umut yok!

Tek şansım öğrendiklerimi uygulamaktı.  Aniden elimdeki çantayı onlara doğru savurarak “Gidin başımdan gidin” diye bağırmaya başladım. Benim atağım üzerine bir adım gerilediklerini gördüm ve işe yaradığını anlayıp onlara doğru bir iki adım attım, gerilediler, epey havladılar, havlayarak dönüp parkın içine daldılar.

Onlar gidince nerdeyse oraya yığılacaktım, ama başarmanın gücüyle kendimi topladım, kendimle gurur duydum ne var ki  tekrar parka girmeye cesaret edemedim.  Azıcık ilerde, yüz metre var yok iki  tane polis arabası park etmişti, civarında oturan dolaşan bir iki  polis vardı.  Şaşkınlık ve merakla onlara doğru yürüdüm. Ne yazık ki ben biraz önce bas bas bağırırken ortada kimseler yoktu! Yanlarına yaklaştım “Biraz önce burada köpekler vardı gördünüz mü?” dedim.

“Evet şimdi  aşağıya doğru gittiler” cevabı geldi.

“Onlar bana saldırıyordu, çığlıklarımı duymadınız mı” diye sordum,

“Evet duyduk, o siz miydiniz? İnsan mıydı, köpek miydi  diye merak etmiştik dedi yakında olan..

Tam anlamadım aslında cevabı, saldıran mı insan mıydı, köpek miydi! Neyse,

“Yani duydunuz ve şurada iki adım  uzakta yardıma gelmediniz, beni ısırabilirlerdi “dedim.

“Yok yok bir sey olmaz, herkes saldırdıklarını söylüyor da şimdiye kadar biz görmedik öyle bir şey dedi, arabanın içinden.

“Ben hem gördüm hem de çok  duydum” dedim  ve hayretler  içinde ordan ayrıldım, parkın içinden kestirmeden yoluma devam ettim, bağırmam etkili olmuş, köpekler uzaklaşmıştı.

Bu son duyduklarım köpeklerin saldırısından daha korkunç değil miydi! Orada iki  polis arabası nöbet tutuyor, bağıran bir kadının çığlıklarını duyuyor ama duymazdan geliyor! Bağırmayı duyduklarını teyit ediyor ama bir geçmiş olsun, bir empati kıvılcımı bile yok. İşte ben asıl o zaman kendimi tehlikede hissettim, tutunacağım dal kalmamıştı!

Bir hayal kırıklığı, güvensizlik. İşte o  anda köpekleri bağrıma basasım geldi. Onlar belki tehlikeden korunma içgüdüsüyle saldırıya geçti ama orada bir insan, bir güvenlik görevlisi ihtiyacı olan başka  bir insana yardım eli uzatmamıştı! Keşke tam tersi olsaydı !

Ertesi gün boğazımda kötü bir ağrıyla uyandım, yutkunamıyordum, köpeklere avazım çıktığı kadar bağırmaktan olmalıydı. Bir kaç gün içinde boğaz ağrısı ilaçsız geçti ama güvenini kaybetti mi insan kolay kolay geri bulamıyor..

___________

Gülseren Tozkoparan Jordan
18 Ekim 2018
gjtozkoparan@hotmail.com

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here