Korkuyu aşmak…

Korkuyu insan yarattı, geliştirdi ve de büyüttü! Sonuç ne mi oldu? Büyük biraderin gözlediğini inanarak yaşayan sinmiş bir birey! Peki, bu büyük biraderi kim yarattı? Bu işte bizim suçumuz yok mu? Bir kenara çekilip, işte bütün sorunların temeli korkudur demek biraz bana işin kolayına kaçmak gibi geliyor. Yıllar insanı yoruyor, dinlenmek istiyor, fakat yılların üzerine bıraktığı kimliği de çıkarıp atamıyorsun, atsan bu sefer anne bak eski lider çıplak diye bağıracak bir çocukla karşı karşıya kalma korkusu da var!


Bırakamıyorsun kimliği, üstüne yapışmış! Peki, doğada üstüne yapışmış kimlik ile dolaşan insan haricinde başka canlı var mı? Kimlik ve korku, ne kadar uzak iki kelime değil mi? Fakat aynı zamanda  da çok yakın geliyor bu açıdan bakınca.


“Anne bak kral çıplak!” diyen çocuk sesini duyalım, ikide bir arkamıza dönüp bakmayalım her hişşt diye ses duyduğumuzda! Kendi yolumuzda doğaya uygun şekilde yola devam edelim! İşte bunu yapmak demek korkuyu yenmek demektir.


Sakın o yoldan gece geçme, çünkü tinerci çocuklar önüne çıkar ve ne olacağı bilinmeyen maceraya girersin diye diye sokaklar geceler boş kaldı! Boş kalan sokaklarda Arnavut kaldırımına düşen ışıklar dans yapsalar kime ne? Kim görecek o muhteşem dansı? Kaç kişi farkına varacak?


Sokaklar şimdi bizsiz daha bir boş! Korkularımız yüzünden sokaklar bize yabancılaştı! Gündüz geçtiğimiz sokaklardan geceler artık geçemiyoruz!


Korkmak gerçekten boşuna mı?


Elbette değil! Gerçek nedenlerden oluşan korkularda var!


Her şeye rağmen karayolunda araba kullanmaya devam ediyoruz! Hem gece hem de gündüz! Sarhoş bir şoförün karşı yola girip sizin ile çarpışma olanağını hiç düşünmeden! Geceler bazı sokaklarda tek başına yürüyemiyoruz! Geceleri her yolda araba ile geçiyoruz! Zırhlı olunca mı insana öz güven geliyor! Hep zırhlı mı dolaşıyoruz? Yoksa çıplak olduğumuzu hissettiğimizde mi korkuyoruz?


Korkular toplumu teslim almış!


Korkular insanı teslim almış!


Peki, korkuyu nasıl yeneceğiz?


Nasıl çıplak olarak ve doğaya uygun şekilde yollardan geçeceğiz? “Ferman devletinse dağlar bizimdir!” diyen o asi içgüdü ne zamandan beri yerini korkuya bıraktı? Annesinden uzaklaşan çocuk gibi ağlayarak annemizi mi arıyoruz?


Anne koruma demek!


Baba koruma demek!


Büyük koruma demek!


Devlet koruma demek!


Ne yazık ki ilk tokatları ve korkuları hep bu büyüklerden öğreniriz!


Korkuyu yenmek demek, kendini doğaya çıplak olarak bırakmak mıdır?


Çıplak kalan insan korkmaz üşür mü dersiniz! Siz de haklısınız!


Korumaya alışmış ve alıştırılmış canlılar hep korkar! Bakın şehirlerde yaşayan köpeklere! Onların cesaretli olanı gördünüz mü? Yabancı biri yaklaştığında hemen sahibinin yüzüne bakar, sonra sahibine daha çok yakınlaşır! Sonra kuyruğunu bacaklarının arasına alır! Yabancı yanından geçene kadar başını eğer ve yürümeye devam eder!


Neden anlattım bu örneği?


Bilmiyorum, işte kendimce izlenim! Doğaya aykırı olunca canlı korkar!
Koruma arar kendisine!


Savunmasız.


Tek başına..


Boynu bükük!
 
Neden arabesk şarkılar bu kadar dinleniyor? Nedeni bu korkuda gizli olmasın?
İşte öylesine bir soru, nasıl yanıtlanır bilmiyorum!



www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.