Köylere hayvanların girmesi yasaklandı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Konya’nın Torosların koynundaki Taşkent ilçesinde küçükbaş hayvanların köylere girişi belediye tarafından yasaklandı, çobanlar tepki gösterdi: “Köyde hayvancılık yapılmayacaksa nerede yapılacak?”

Konya’nın Taşkent ilçesi, bölgedeki önemli küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri. Orta Torosların dağlık coğrafyasında yer alan 1620 rakımlı ilçe, yüzlerce yıldır bu coğrafyaya uyumlu kıl keçisi yetiştiriciliği yapılıyor. Yaz aylarında ilçedeki yayla ve meralarda hayvancılık yapan çobanlar, kış aylarında ise keçilerini köylerine getiriyor. Ancak Taşkent Belediyesi’nin çobanlara gönderdiği tebligat ilçede tartışma yarattı. İlçe Hıfzısıhha Kurulu’nun 2014 yılında aldığı bir kararı dayanak gösteren Taşkent Belediyesi, küçükbaş hayvanların ilçe merkezi ile mahalle merkezlerine girişinin yasaklandığını bildirdi. Belediye Başkanı Osman Arı imzasıyla gönderilen tebligatta, mağduriyet yaşanmaması için çobanların yerleşim yerleri dışında gösterilen alanlara ağıl yapmaları istendi. İlçeye bağlı Çetmi Mahallesi’nde yaşayan çobanlar belediyenin bu kararına tepki gösteriyor. Çobanların iddiasına göre bu kararın arkasında yerel seçimlerde kendisine oy vermeyen insanları cezalandırma düşüncesi yatıyor. Taşkent Belediye Başkanı Osman Arı ise kararın belediye kanununa göre alındığını belirterek çobanların olayı siyasi tartışma konusu haline getirmeye çalıştığını savunuyor.

‘KÜÇÜKBAŞ HAYVANLARIN MAHALLEYE GİRMESİ YASAKLANMIŞTIR’

Konya’nın Taşkent ilçesinde belediyenin aldığı karar küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapan çobanlarla ilçenin AKP’li Belediye Başkanı Osman Arı’yı karşı karşıya getirdi. 27 Temmuz 2019 tarihinde Taşkent Belediye Başkanı Osman Arı’nın imzasıyla Çetmi Mahallesinde ikamet eden çobanlara gönderilen tebligatta, 2014 yılında İlçe Hıfzısıhha Kurulu’nun aldığı karara atıfta bulunularak, “İlçe merkezi ve mahalle merkezlerine küçükbaş hayvanların girmesi ve barındırılması yasaklanmıştır. Bu sebeple herhangi bir mağduriyet ve olumsuzluk yaşanmaması için küçükbaş hayvanlarınızın barınacağı ağılları yerleşim yerinden uzak, imar sahası dışında bulunan alanlara yapmanız gerekmektedir” ifadelerine yer verildi.

KEÇİLERİNİ KÖYE SOKAN ÇOBANLARA YASAL İŞLEM UYARISI

Çobanların Çetmi Mahallesinde Belediye tarafından belirlenen alanda ağıllarını yapabileceği belirtilen tebligatta ayrıca dileyen çobanlara da yüzde 70’i devlet tarafından karşılanacak olan 40 bin TL’lik çoban çadırları sağlanabileceği belirtildi. 12 bin TL’sini çobanların karşılayacağı çadırların 400 hayvan kapasiteli olduğuna işaret edilen tebligatta, isteyen çobanların İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne başvurabilecekleri kaydedildi. 319 sayılı İmar Kanununa ve Afet Kanunu’na göre bu tür yerlerde küçükbaş hayvancılık yapılması yasaklandığına değinilen Taşkent Belediyesi’nin tebligatında, Çetmi Mahallesinde yaşayan çobanlara “Mağdur olmamanız için mevcut ağıllarınızı kaldırmanızı ve bu bölgelere küçükbaş hayvan sokulmamasını, aksi takdirde hakkınızda yasal işlem yapılacağı” uyarısında bulunuldu.

ÇOBANLAR CİMER’E BAŞVURDU, KAYMAKAMLIK HAREKETE GEÇTİ

Taşkent Belediyesi’nin yerleşim yerlerine küçükbaş hayvanların girişini yasaklayan tebligatının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’e başvuran çobanlara gelen yanıtta, belediyenin yasaklama kararına dayanak olarak gösterilen İlçe Hıfzısıhha Komisyonu’nun söz konusu kararında bulunan “küçükbaş hayvanların meraya çıkartılması” ibaresinin kış aylarında mümkün olmadığı, “ahırların boşaltılıp temizlenmesi” ibaresinin ise hayvanlar içeride olmaksızın temizlenmesi anlamını ifade etmesinin yanında, hayvanların başka bir yere taşınmasını ifade etmediği kaydedildi. Çobanların CİMER üzerinden yaptığı başvuruya Taşkent Kaymakamlığı’nın verdiği 27 Kasım 2019 tarihli yanıtta, kış aylarında olunduğu belirtilerek ilçedeki bütün mahallelerde aynı koşullarda bulunan hayvancıların mağdur edilmemesi için talebin Taşkent Belediyesine iletildiği kaydedildi.

‘KÖYDE HAYVANCILIK YAPILMAYACAK DA NEREDE YAPILACAK?’

2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı yasa ile mahalleye dönüşen köy ve beldelerden biri olan Taşkent’e bağlı Çetmi Mahallesi’nde yaşayan çobanlardan birinin oğlu olan Ahmet Aslan, bu sorundan 12 çoban ile yaklaşık 2 bin civarında hayvanın etkilendiğini belirterek, “İki üç çobanın 150-200 civarında hayvanı var. Diğerleri ise kendi evinin altındaki ahıra sığacak kadar, 80-90 civarında hayvanı olan insanlar. Nisan’da yaylaya çıkıp, Kasım ayında kar yağmadan köye dönmezler. Biz kış aylarında, Aralık-Mart arasında dört ay hayvanların idare edilmesini istedik. Ama köyün içinde keçilerden dolayı koku oluyor diye şikayet eden insanlar olmuş. Bunu gerekçe gösteriyorlar. Oysa şikayet ettiği söylenen insanlar köye yazın gelip, Eylül Ekim gibi dönüyorlar. Bunlar zaten davarı görmüyorlar. Kışın bizim köye kar yağar ve koku olmaz. Koku yazın olur, yazın da çobanlar yaylada oluyor. Eğer köyde bir koku oluyorsa, bu belediye başkanının akrabalarının inekleri var köyün içinde, bundan kaynaklanıyordur. Ben ineğe de, büyükbaşa da karşı değilim. Burası Torosların ortasında, 1500-1700 rakımlarında bir köy. Köyde hayvancılık yapılmayacak da nerede yapılacak. Ama zorluğu sadece küçükbaş hayvancılığa gösteriyorlar, büyükbaşa gösterilmiyor. Eskiden herkesin davarı vardı, herkes yaylaya çıkardı. Birazı emekli olup Antalya’ya göçtü. İnsanların kendinde davar kalmayınca diğerlerini şikâyet etmeye hakkı yok” diye konuştu.

‘BELEDİYE BAŞKANI KENDİSİNE OY VERMEYENLERİ CEZALANDIRIYOR’

Taşkent’te benzer sorunun daha önce de yaşandığını dile getiren Ahmet Aslan, belediye başkanının bu tavrının 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde kendisine oy vermeyen çobanları cezalandırma düşüncesinden kaynaklandığını iddia ediyor. Taşkent Kaymakamlığı’nın sorunu çözmek için çaba harcadığını ancak hala çözülemediğini de belirten Aslan, “Bizim köyümüz dört duvar arasında, dağlık bir arazide. Çardak yapacak yer kısıtlı. Eski çardaklar da bu bölgede inşa edilen Avşar Barajı’nın sularının altında kalıyor. Biz kışın dört ay müsaade istedik. Yıllardır böyle yapılıyor, yazın yaylaya çıkılır, kışın köye inilir. Belediye Başkanı ceza yazarız diye ısrar ediyor. Çardak yapılması için gösterdikleri yerler hazine ve orman arazisi. Belediye başkanı çobanların köyün dışına çıkması için ısrar ediyor. Ancak ‘ben çadır yeri önerdim, yarısını devlet ödüyor’ demekle iş bitmiyor. Burada elektrik, su lazım. Çoban evi, samanlık lazım. Nereden baksanız 50-50 bin liralık bir külfet. Devlet bir yandan hayvancılığı desteklemek için çaba harcıyor ama diğer yandan da çobanları üretimden soğutan uygulamalar yaşanıyor” dedi.

‘BAKANLIK HAYVANCILIĞI GÜÇLENDİRMEK İSTİYOR, BELEDİYELER BİTİRMEYE UĞRAŞIYOR’

Kar yağışının başladığı bölgede bazı çobanların halen yaylada olduğunu, bir kısmının ise köye döndüğü bilgisini veren Aslan, şunları dile getirdi: Benim babam 67 yaşında ve emekli ama hala hayvancılık yapıyor. Ancak köydeki çobanların birçoğu bu sorunlardan bıktılar. Artık bu sorunlarla uğraşamayacağı için hayvanlarını satmak istiyorlar. Bu, hayvancılığın önünün kesilmesi anlamına geliyor. Bakanlık bundan 5-6 yıl önce genç bir arkadaşımıza 50 küçükbaş hayvanı hibe olarak verdi. Amaç, hayvancılığı güçlendirmek. Ama aynı sorun o zaman da karşımıza çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı hayvancılığı geliştirmek için hibeler veriyor ancak belediye başkanları ise küçükbaş hayvancılık yapan çobanlara eziyet ediyor. Belediye yasalarını kullanarak hayvancılığı dışlıyor, hayvancılığı bitirmek için uğraşıyor.

‘HAYVANCILIK YAPMAYAN AİLELERİN ÇOCUKLARI YARDIM KUYRUĞUNDA’

Küçükbaş hayvancılık köylerde tarımın sürmesini de sağlıyor. Babam ve diğer çobanlar buğday ve nohut ekiyor ve samanını hayvanlara yediriyorlar. Hayvancılık yapmayan emekliler ise ‘marketten 5 kilo bulgur alsam bana yeter’ diye düşünüyor. Hayvancılığın olduğu yerde tarımsal üretim de gelişiyor. Köyümüzde 20-30 kurbanlık satıp geçimini bununla sağlayan insanlar var. Bizim bu üretimi korumamız lazım. Ama şu anda bazı çobanlar hayvanını satıp bu işi bırakmayı düşünüyor. Çünkü bu sorunlardan bezmiş durumdalar. Anaç hayvanlar çobanın sermayesidir. Hiç ana sermaye satılır mı? Babaları köyde hayvancılık yapan gençler şehirlerde ev alabiliyorlar. Çobanlar köyde istihdam sağlayıp Antalya’da otellerde sezonluk olarak çalışan çocuklarına destek oluyorlar. Ama hayvancılık yapmayan ailelerin çocukları İŞKUR önlerinde bekliyor, kaymakamlık önlerinde yardım kuyruklarına giriyorlar.”

‘BASKILAR DEVAM EDERSE DAVA AÇACAĞIZ’

Taşkent Belediyesi’nin aldığı yasaklama kararının düzeltilmesi için Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den Konya’daki yetkililere kadar birçok makama başvurduklarını anlatan Aslan, “Biz Konya’da bu sorunu çözemiyoruz. Yetkililer fark edilmesin diye sorunu yukarıya taşıyamıyorlar. Burada devletin iki kurumu çakışıyor. Devletin kurumları, iktidar partisini belediyesine karşı çobanını, hayvancılığını koruyamıyor. Bakanlığın güçlendirmeye çalıştığı hayvancılık eziliyor. Biz çözüm istiyoruz. Belediye Başkanı idarenin bulduğu çözümü beğenmiyor. ‘Bugün yetki bende, nasıl olsa Ak Partiliyim, bakanlık bende, vali bende’ edasıyla şımarıklık yapıyor. Kanunu gerekçe gösterip ‘ceza yazarım’ diyor. Henüz o aşamaya gelmedi ama sorun çözülmezse, bu baskılar böyle devam ederse dava açma yoluna gideceğiz. Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir konuda emsal teşkil edecek kararı var. görüşünü dile getirdi.

BELEDİYE BAŞKANI ARI: ‘İMAR PLANI İÇİNDE 10 BİN TANE MAL BESLENMEZ’

Bir süredir ilçede tartışma konusu olan yasak kararıyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Taşkent Belediye Başkanı Osman Arı ise çobanların tepkilerinin seçimi kaybeden bir tarafın konuyu tartışma haline getirerek algı yaratma çabası olduğunu iddia ediyor. Biz bir yasak koyduk ama malları zaten soktular, şu anda yapılan bir şey de yok” diye konuşan Taşkent Belediye Başkanı Osman Arı, yapılan işlemin yasal olduğunu savunarak , “Bu normalde her yerde var. İmar planı içerisinde 10 bin tane mal beslenmez zaten. Düşünsenize, evinin yanında çardağa binlerce malı katıyor. Orada pireden, gübreden, pislikten geçilmiyor. İmar planı içerisinde kanuna aykırı bunlar. Biz bu işin kurumsal yapılması için yer gösterdik, devlet desteği de var. Bir problem yok yani” görüşünü dile getirdi.

‘BU İŞİ YAPAN 3-5 KİŞİ, ALGI YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR’

Köyün bin metre yakınında hayvancılık alanı ilan ettiklerini dile getiren Belediye Başkanı Arı, Devletin hayvancılık konusunda 40 bin TL teşviki vardı, çoban evi de dahil olmak üzere. Bunu da kendilerine bildirdik. ‘Elektriğini ve suyunu çekeceğiz, bütün imkanları hazır’ dedik. Ancak bunlar şu anda bu konuyu siyasi bir polemik haline getirip böyle bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Başka bir şey yok yani. Taşkent ilçe merkezinde de aynısını yaptık biz. Bir bölgeyi hayvancılık alanı ilan ettik. Hayvanları dışarıya çıkardık ve şu anda herkes memnun. Bu işi yapmayan insanların da kurumsal yapmasını istiyoruz. Ancak bunlar işi kendilerince farklı bir tarafa götürmeye çalışıyorlar. Bu işi yapan da üç beş kişi zaten. Aslı astarı yok, hikaye yani” görüşünü savundu.

‘ÜÇ-BEŞ TANE ÇOBANDAN BİNLERCE İNSANIN RAHATSIZ OLMASINA GÖNLÜMÜZ RAZI GELMEZ’

Çobanlara gönderilen resmi yazının kanun kapsamında kaleme alındığını dile getiren Taşkent Belediye Başkanı Osman Arı, ilçedeki hayvancılığın kurumsal olarak yapılmasını istediklerini belirterek şöyle konuştu: “Üç tane çobandan binlerce insanın rahatsız olmasına bizim gönlümüz razı gelmez. Şehrin için şu anda yaşanmaz hale geldi. Baharın dışarıdan gelen insanlar ‘pislik oluyor, gübre oluyor’ diyor. Binlerce insanın şikayeti söz konusu. Dolayısıyla biz de onlara yerleşim yerine en yakın bölgede hayvancılık alanı ilan edip yer gösterdik. Zaten onların bir kısmı da köyün dışında hayvancılık yapıyor. Biz kanun kapsamında arzu etmeleri halinde yer gösterdik. Hem teşviğini verdik, hem yer gösterdik. Bütün imkanı sunduk. Onlar bu işi seçim polemiği olarak piyasaya sürmeye çalışıyorlar.”

‘BUNLAR BBP’NİN TARAFTARLARI, BURADA BİR PROBLEM YOK’

Taşkent’teki bu tartışmanın yaklaşık 5 yıldır sürdüğünü dile getiren Belediye Başkanı Arı, imarlı alanın içerisinde 10 binlerce hayvan olduğu için mahallelerdeki yaşam olanağının ortadan kalktığını savunarak, “Biz de insanları toparladık ve Kaymakam Bey’e gittik. Burada 3-5 kişi var ama burada binlerce insanın sıkıntısı söz konusu. Çobanlar, ‘bize süre verin yerimizi yapalım’ dediler. 2016’dan beri bekliyoruz. Bu yılın ortalarında tekrar yazı yazdık,’ burada binlerce insanın şikayeti devam ediyor yerinizi yapın’ diye. Belediye kanununun, 5393/15/a ve 15/b maddeleri kapsamındaki çalışmalar. Halkın refahını ve sağlığını etkileyen, sağlık açısında problem üreten unsurlar kapsamında böyle bir yasak koymuş belediye kanunu. Dolayısıyla bu anlamda yapılan bir çalışma. Benim gösterdiğim yere de yapmayabilirler. Köyün dışındaki derede kendi çiftliklerini yaptılar. Kaldı bu yeni bir olay değil, üç beş ay önce olan bir olay. Bunlar Büyük Birlik Partisi’nin taraftarları. Şu anda epeyce bir kısmı da soruşturma geçiriyor. Burada bir problem yok yani” ifadelerini kullandı.

BİR GECEDE YASAYLA KENT SINIRINA SOKULAN KÖYLERDE 14 BİN KEÇİ VAR

TÜİK verilerine göre 2018 yılındaki ilçe nüfusu 7 bin 635 kişi olan Taşkent’te halkın yüzde 50’si tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyor. İlçedeki hayvancılığın önemli bir kısmını kıl keçisi yetiştiriciliği oluşturuyor. 2018 yılı verilerine göre Taşkent genelindeki keçi varlığı sayısı 14 bin 142. Bu rakam Konya ilindeki toplam keçi varlığının (250.421)yaklaşık yüzde 6’sını oluşturuyor.  Ancak 2012 yılında Taşkent’teki nüfusun yüzde 76’sı köylerde yaşarken, aynı yıl çıkarılan Büyükşehir Yasası ile 2013 yılından itibaren nüfusun tamamı ‘kentlerde yaşar’ durumunda görülmeye başladı. Yasayla tüzel kişiliği ortadan kaldırılarak mahalleye dönüştürülen köyler bir gecede kent olmadı ancak, binlerce yıldır hayvancılık yapılan dağ köyleri şehrin bir parçasıymış gibi görülmeye başlandı. Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan bu dönüşümün kırsal alandaki üretimi nasıl etkileyeceği çok hesap edilmediği için bu yasadan en çok etkilenenler çobanlar oldu.

KIL KEÇİSİ TOROSLARIN GERÇEĞİ

Mevlana Kalkınma Ajansı’nın bölgesel gelişmeyle ilgili verileri ele aldığı 2019 Taşkent İlçe Raporu’nda yer verilen bilgilere göre 2018 yılı itibariyle Taşkent’te sigortalı çalışan sayısı sadece 362 kişi. Bunun büyük kısmını ise öğretmenler oluşturuyor. İlçedeki kayıtlı iş yeri sayısı ise 59. Ancak aynı raporun canlı hayvan bölümüne bakıldığında Taşkent’te en çok kıl keçisi varlığının olduğu görülüyor. Bölgenin coğrafyası ve ekolojisine uygun olan ve yüzlerce yıldır süregelen kıl keçisi yetiştiriciliğini yerli koyun ve kültür sığırcılığı takip ediyor. 2004 yılında ilçede en fazla sağılan hayvan yüzde 56 ile kıl keçisi olmuş. Ancak kıl keçisi sağılan hayvan oranında 2018’de de ilk sırayı korusa da toplam sağılan hayvan içindeki payı yüzde 51’lik orana gerilemiş durumda.

 

Önceki haberRANT EKONOMİYİ ABAT EDEMEZ
Sonraki haberAta yurdu denilen Horasan’ı ne kadar tanıyoruz
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.