Köylüler bakanlığa karşı ormanı koruyor!

Türk ormancılığının duayeni gelinen noktayı özetledi: ‘Bu ormancılık açısından utanılacak bir durumdur!’

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Zonguldak’ın Çaycuma İlçesine bağlı Adaköy’de endüstriyel ormancılık için ayrılan 400 dekarlık ormandaki ağaçların kesilmek istenmesi köylüleri isyan ettirdi. Tamamen tıraşlanarak yerine endüstriyel amaçlı hızlı büyüyen türlerin dikilmek istenmesine karşı çıkan köylüler, alanda anıt ağaçların da bulunduğuna dikkat çekerek Çaycuma Orman İşletme Müdürlüğü’nün kesim çalışmasını durdurmasını talep etti. Damgalama için alana gelen görevlileri engelleyen köylülerin tepkisi üzerine açıklama yapan Çaycuma Kaymakamı Serkan Keçeli, proje alanının bozuk orman olduğunu belirterek ormanda gençleştirme yapılacağını söyledi. Türkiye’nin arazi yapısının Endüstriyel Plantasyona uygun olmadığını dile getiren Prof. Dr. Doğan Kantarcı ise “Ormanlar yukarıdan emirle yönetilmez. Orman vatandır. Eskiden biz ormancılar köylüleri uyarırdık, şimdi köylüler orman teşkilatına karşı ‘ormanı kesmeyin’ diye mücadele ediyor. Bu ormancılık açısından utanılacak bir durumdur” dedi.

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Adaköy’de 400 dekarlık ormanlık alanda uygulanmak istenen endüstriyel plantasyon projesi, yöre halkının tepkisini çekti. Ormanlık alandaki ağaçların tamamen tıraşlanıp, yerine hızlı büyüyen türler dikilerek uygulanmak istenen projeye karşı imza toplayan yaklaşık 100 köylü, Çaycuma Orman İşletme Müdürlüğü’ne ilettikleri dilekçe ile girişimin durdurulmasını talep etti.

KÖYLÜLER ‘ORMANI KESMEYİN’ DİYE DİLEKÇE YAZDI

Çaycuma Kaymakamı Serkan Keçeli ile de görüşen köylülerin dilekçesinde şu ifadelere yer verildi: “Bizler Adaköy halkı olarak Malmüdürlüğünüzün aldığı, ‘ormanın kesilerek yeniden fidanlama yapılması’ kararına şiddetle itiraz ediyor, kararın yanlış ve bölge gerçeklerine uymadığını savunuyoruz. Öncelikle ormanın kesim kararında köylü ile hiç istişare yapılmamış, hiç bilgi verilmemiş, tek taraflı karar alınmıştır. Bu yanlıştır. Çünkü bu ormanı bugünlere getiren Adaköy halkıdır. Yüzyıllardır dedelerimiz korumuş, şimdi ise bizler koruyup torunlarımıza bırakmak istiyoruz. Bizler bu ormanı seviyoruz. Orman bizim yaşam kaynağımızdır.”

‘FİDAN DİKİLEREK ORMAN OLUŞACAĞI DÜŞÜNCESİNDEN VAZGEÇİLSİN’

Proje alanı ayrılan ormanda kesilmek istenen ağaçların arasında 100 ila 200 yaşlarında tarihi değeri olan ve yaşatılması gereken ağaçların bulunduğuna dikkat çeken köylüler, alanda kapsamlı bir araştırma yapılmadığını belirterek, çalışmanın hayvancılığı da yok edeceğini savundu. Ormanın kesilmesinin, alanda yaşayan tüm doğal türlerin de yok olması anlamına geldiğini kaydeden köylüler, yüzlerce yılda oluşan ormanı kesilip yerine fidan dikilerek yeniden orman oluşacağı düşüncesinin de yanlış olduğunu vurgulayarak bu düşünceden vazgeçilmesini istedi.

KAYMAKAM: ‘BURASI BOZUK ORMAN, BİR ŞEKİLDE YENİLENMELİ’

Köylülerin tepkisi üzerine açıklama yapan Çaycuma Kaymakamı Serkan Keçeli, proje için ayrılan alanın ‘bozuk orman’ niteliğinde olduğunu belirterek, ormanların gençleştirilip gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğini söyledi. Bazı ormanların küçük çalışmalarla kurtulduğunu bazılarının ise yenileme çalışması ile kurtarılamadığını savunan Kaymakam Keçeli, “Kesilen ağaçların yerine sanayi tesisi yapmayacağız, imara açıp bina dikmeyeceğiz. Orası orman olarak devam edecek. Bir yılda orman ortaya çıkmayacak ama şu anki orman da bir yılda ortaya çıkmadı. Bir şekilde yenilenmesi lazım. Şayet siz orman ve ağacı düşünüyorsanız yapılan çalışmayı destekleyin. Orman Bölge Müdürlüğü şu anda bir komisyon kuruyor. Yerinde inceleme yapılacak. Şayet anıt ağaç olarak değerlendirilecek ağaç varsa karşısında ben de dururum” ifadelerini kullandı.

ZONGULDAK’TA ENDÜSTRİYEL ORMANCILIK GİRİŞİMLERİ

Türkiye’de ise geçmişte kumul arazilerin ağaçlandırılmasında uygulanan yöntem, son yıllarda özel sektörün de bu alanda üretim yapma talebiyle birlikte yeniden tartışılmaya başlandı. Türkiye’nin orman varlığı bakımından en önemli bölgelerinden biri olan Zonguldak ve çevresinde de son yıllarda endüstriyel ormancılık için girişimler bulunuyor.

KÖYLÜLERİN TEPKİSİNİ ÇEKEN ‘ENDÜSTRİYEL PLANTASYON’ NEDİR?

Çaycumalı köylülerin tepkisini çeken ancak Türkiye’de yeterince tartışılmayan bir üretim modeli olan ‘Endüstriyel Orman Plantasyonu’, bir tür orman tarımı olarak biliniyor. Hızlı gelişen orman ağacı türleri ile büyük arazilerde toplu üretim ve yüksek miktarda ham madde sağlamaya yönelik ticari bir uygulama olan endüstriyel plantasyon, Brezilya, Avustralya, ABD, Kanada ve bazı Afrika ülkelerinde uygulanıyor.

YAĞMUR ORMANLARI KESİLEREK YERİNE YAĞ PALMİYESİ DİKİLDİ

Amazon ve Afrika’daki yağmur ormanlarının önemli bölümü son yıllarda yağ palmiyesi üretmek için yok edilerek devasa palmiye plantasyonlarına dönüştürüldü. Okaliptüs, kavak ve çeşitli çam türleri, enerji, kereste, kağıt ve odun üretimi amacıyla bu plantasyonlarda yetiştiriliyor.

TÜRKİYE’NİN İKLİMİ VE ARAZİ YAPISI BU MODELE UYGUN MU?

İklimi, coğrafi yapısı ve her bölgede farklı ekosistemlere sahip olması nedeniyle son derece özel bir konumda olan Türkiye’nin endüstriyel orman plantasyonu için uygun olup olmadığı konusu ise yeterince tartışılmış değil.

PROF. DR. KANTARCI: ‘BU İŞ TAM BİR ÜÇKÂĞITÇILIĞA DÖNDÜ’

Çaycumalı köylülerin tepkisiyle gündeme gelen konuyla ilgili Türkiye’nin önde gelen toprakbilim ve ekoloji uzmanlarından biri olan Prof. Dr. M. Doğan Kantarcı ile konuştuk. İstanbul Üniversitesi Toprak İlmi ve Ekoloji A.B.D Em. Öğr. Üy. Prof. Dr. Doğan Kantarcı, Türkiye’de 1970’li yıllardan bu yana endüstriyel plantasyon çalışmaları yapıldığını ancak bunların daha çok kumul alanlardaki erozyona karşı olduğunu belirterek, “Bu konuda çalışan birkaç uzman yaşamını yitirdi. Onlardan biri de bendim. Benim de yaşım 79 oldu. Şimdi bu uzmanların yerine gelenler bu bilgilere sahip değiller. Bir iki özel firma kalkıp ‘ben burada bu işi yapacağım’ diyor. İktidar da kulaktan dolma bilgilerle olur olmaz yerlerde endüstriyel plantasyon çalışması yapmaya kalkıyor. Ama bununla ilgili ekolojik değerlendirmeler ortada yok. Birisi kalkıyor rapor veriyor, bu raporun işi bilenler tarafından irdelenmesi lazım ama öyle yapılmıyor. Bu iş artık tam bir üçkâğıtçılığa döndü. Çünkü bu işe yatırım yapalım para kazanalım gözüyle bakılıyor” dedi.

Zonguldak’ın Çaycuma İlçesine bağlı Adaköy'de köylülerin isyanı
Zonguldak’ın Çaycuma İlçesine bağlı Adaköy’de köylülerin isyanı

‘ESKİDEN ORMANI KÖYLÜDEN KORURDUK, ŞİMDİ KÖYLÜ ORMANCIDAN KORUYOR’

Söz konusu çalışmanı yapılabilmesi için uygun alanların belirlenmesi gerektiğine işaret eden Kantarcı, şöyle konuştu: “Eğer bizim orman teşkilatımızın gücünün yetmediği yerler varsa ve bu işe uygunsa özel teşebbüs bunu yapsın. Buna bir itirazımız yok. Ama orman teşkilatımızın gücünün yetmediği bir yer yok ki bu ülkede. Türkiye’de ordu neyse orman teşkilatı da odur. Biz ormancıyız, bizim erişemeyeceğimiz, gidemeyeceğimiz, yapamayacağımız iş yok. Ama iş o noktaya geldi ki, eskiden biz ormancılar köylüyü uyarırdık, ‘kardeşim ormanı kesmeyin, yakmayın’ diye. Şimdi köylüler teşkilatına karşı ‘ormanı kesmeyin’ diye mücadele ediyor. Bu ormancılık açısından utanılacak bir durumdur. Ama benim ormancı arkadaşlarımın bu konuda yapabileceği pek bir şey yok.

‘ORMANA EMİR VERİLMEZ, KÖYLÜLER VATANINA SAHİP ÇIKIYOR’

Ormancı arkadaşlarımız mesleklerini icra etmek üzere serbest bırakılsa görevlerini yaparlar ama yukarıdan emir gelince baskıyla karşı karşıya kalıyor. Orman işletmeleri yukarıdan gelen emirlerle idare edildiği vakit Türkiye’de ormancılık yapmak mümkün değildir. Ormana emir verilemez. O zaman işte ülkenin orman varlığını köylüler korumaya çalışıyor, vatanına sahip çıkıyor.”

‘KAVAK İŞLETMESİ GİBİ ORMAN İŞLETİLMEZ’

Plantasyon çalışması için yaşlı ağaçların sökülmesinin de doğru olmadığını dile getiren Prof. Dr. Doğan Kantarcı, “Biz gençleştirilecek alanlarda bu işi yaparız ama anıt ağaçları kesmeyiz. Niteliği olan yerleri korumaya ayırırız. Çürük çarık, büyük ağaçları ormanın içinde hayvanların barınması için bırakırız. Ta ki o ağaç yıkılana kadar. Dolayısıyla ormancılık bir ekosistem işletmesidir. Kes- dik işletmesi, mekanik bir işletme değildir. Kavak işletmesi gibi orman işletilmez. Kavakçılıkta kesersin, satarsın, köklerini de söker yerine yenisini dikersin. Ama ormanlar öyle değil. Ormanda sadece ağaçlar yok ki, ekolojik bir sistem bu. Türkiye ormancılığı bu ekolojik sistemin idaresini yapıyor. Böyle abuk subuk gözüme kestirdiğim yerde burayı kesiyorum olmaz. Sonra ne olacak. Yarın öbür gün 80-100 milimetre yağış gelecek, senin toprağını götürecek, sen orada arazide cascavlak kalacaksın.

‘ORMANCIYA EMİR VERİRSEN ÇAYCUMA’YI SEL GÖTÜRÜR’

Maalesef orman teşkilatı ormancılık tekniğini bilmeyen, bilgisiz insanlar tarafından verilen emirlerle yönetiliyor. Çaycuma’da plantasyon yapacaksın. E yap. İklim de buna müsait. İyi de siz orayı veremezsiniz. Bunun verilip verilemeyeceğine ormancı karar verir, yukarısı değil. Ormancıya sen yukarıdan emir verirsen işler ters teper, Çaycuma’yı sel götürür ondan sonra” görüşünü dile getirdi.

‘BU TÜR AĞAÇLAR KİLLİ TOPRAKTA BÜYÜYEMEZ’

Türkiye’nin arazi ve toprak yapısı bakımından bu tür çalışmalara uygun olmadığının da altını çizen Kantarcı, şöyle konuştu: “Avustralya, Tazmanya gibi ülkelerde böyle araziler var. Ama bizde orman arazileri dağlık. Düz arazi çok az. Varsa da toprağı uygun değil. Çünkü bu hızlı gelişen türler hızlı kök yaptıkları için killi topraklarda yetişemez. Toprak ağacı besleyecek ki kök sistemi geliştirebilsin. Bu türler kumlu topraklarda olur. Mesela sahil çamı Fransa’da kumullarda kullanılınca bizde de Terkos gölünün kumulunun ilerlemesini durdurmak için dikildi. Ama bu ağacı alıp killi toprağa dikersen büyüyemez. Büyümeye kalkarsa da devrilir, bir sürü başka maskaralıklar çıkar. Ama bütün bunların etüdünü kim yapacak? Ormancı. Sen ormana yukarıdan emirle buraya bu yapılacak dersen, ters teper.

‘ORMANIN GETİRİSİ MISIR TARLASIYLA KIYASLANMAZ’

Ormanın getirisi buğday ve mısır tarlasıyla kıyaslanamaz. Mısırı, buğdayı her sene ekersin para kazanırsın ama orman öyle değil ki. Bir ormanın idaresi 300 yıl. Ancak şimdi mesela kızılçamın idare süresini 60 yıla indirdiler. Oysa kızılçamın idare süresi 120 ile 300 sene arasında değişir. Bunu 60 seneye indirdiğin vakit o ormandan ancak maden direkleri gibi direk elde edersin. Bu kadar cahilce, bilgisizce bir şey olamaz.

‘ORMAN RANT YERİ DEĞİL, BİZATİHİ MEMLEKETİN TA KENDİSİDİR’

Ormancının görevi, odun ham maddesi üretirken aynı zamanda toprağı korumak ve su üretmek. Hayvanlara yaşam ortamı sağlamak. Orman doğrudan para kazandırmaz ama ormanı korursan ekonomik kazanç 50-100 yıl sonra gelir. Orman rant yeri değil, bizatihi memleketin ta kendisidir. Dolayısıyla ormanı korumak vatanın korumaktır.”

Önceki haberSinağrit Baba’nın sesi
Sonraki haberABD/KANADA… Çifte telli Türkikoooo…
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here