Küresel ısınma ciddi bir tehlike mi? (I)

HAZIRLAYAN: Dr. Levent ALTAŞ

Bir düşünürsek yapmadığımız kalmadı şu dev mavi miskete, kesin bu yüzdendir son yıllardaki isyanı, ne de olsa o da dev canlı bir organizma, insanoğlunun tüm kendisine yaptıklarına volkanlarıyla, hortumlarıyla,  selleriyle, kasırgalarıyla, depremleriyle karşılık veriyor…

Atmosferimizi kirlettik, Ozon tabakasını incelttik, denizlerimizi mahvettik, ormanları tahrip Ettik, Dünya’nın manyetik dengesini bozduk bütün bunların sonucunda ekosistem denilen; Dünya’daki canlılar ve içinde yaşadıkları biyolojik ortamı, ciddi risk altına soktuk…

Geçenlerde ekosistemimiz hakkında tüm Dünya’ya ‘sert bir uyarı’ niteliğinde geniş kapsamlı bir rapor sunuldu…

95 ülkeden, 1360 bilim adamı tarafından “Milenyum Ekosistem Değerlendirmesi” isimli raporda yeryüzünde yaşamın devam edebilmesi için gereken doğal kaynakların üçte ikisinin insanlar tarafından tüketilmekte olduğu belirlendi…

İnsanoğlu Kurduğu Uygarlığı Yok Ediyor…

Su ve besin maddelerinin yeniden kullanımını sağlayacak döngüye geri dönülemez şekilde zarar verildiği, bunun sonucu olarak da, insan türünün hem kendisi, hem de dünya üzerindeki diğer 10 milyon canlı türü için tehlike oluşturduğu vurgulandı…

Milenyum Ekosistem Değerlendirmesi’nin bazı tespitleri şöyle:

– İnsanların yiyecek, tatlı su, kereste, lif ve yakıta yönelik yoğun talebi nedeniyle sadece son 60 yıl içinde tarım arazisi haline getirilen bölgelerin yüzölçümü, 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda bu amaçla kullanılan alanların toplamını geçti.

– Yeryüzündeki karaların yüzde 24’ü ekilip biçilir hale geldi. İnsanlar sulardaki ekosistemlerinde de dengeyi bozmak için üstün başarı sağladılar! Göl ve nehirlerdeki su çekilmesi son 40 yıl içinde iki katına çıktı. İnsanlar şu an yüzeydeki bütün tatlı su kaynaklarının yüzde 40 ile yüzde 50 arasında bir bölümünü tüketiyor.

– Bazı bölgelerde av balığı sayısı, endüstriyel balıkçılık öncesi dönemin yüzde 1’i seviyesine düştü! Ormanların yok olması ve diğer olumsuz değişiklikler sıtma ve kolera riskini artırabilir. Bilinmeyen yeni hastalıklar ortaya çıkabilir.

– Karbondioksit oranı artıyor,okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor,deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor…

– Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor, kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor…

– 1960’lardaki kirlenme, buzulların yüzde 20’sini eritti. Kuzey Kutbu’ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Bugünkü ise 2070’te dünyayı buzulsuz bırakacak, küresel çölleşme olacak, denizler yükselecek.

– Dünya küresel ısınma yüzünden 10 yıl içinde geri dönülmez bir noktaya gelecek. Ormanların yok olması sonucu çölleşme yaşanacak, bu tarıma da yansıyacak, deniz seviyesi yükselecek ve dünya salgın hastalıkların pençesine düşecek.

– Sıcak dalgaları ve seller daha sık meydana gelmeye başlayacak. Hızlı ısınma böyle giderse 2080 yılından itibaren kışlar tamamen ortadan kalkacak, yaz aylarıysa daha da sıcak olacak…

– Avrupa kıtası diğer bütün kıtalara göre çok daha hızlı ısınmakta, “2050 yılına kadar” Alp buzullarının 4’te 3’ü tamamen dünyadan silinecek…

– Dünya bir kez daha büyük bir iklim değişikliğiyle yüz yüze ve bunun sebebi insan kaynaklı. Sera gazı emisyonları dünyanın iklimini etkiliyor ve bu yüzyılda da devam edecek…

Düşünebiliyor musunuz ne ürkütücü tespitler bunlar; ancak biz kısacık ömrümüzde “sadece ben yaşayayım, adam sende, bana ne dünyadan, çevreden, börtü böcekten” mantığıyla torunlarımıza güzel bir miras bırakmak zorunda olduğumuzu hiç düşünmeden yağmalayıp, yakıp, yıkarak, hızla kirleterek bencil yaşamımızı sürdürüyoruz…

Raporda yer alan bu anlatılanların bazıları felaket senaryoları gibi gözükse de değil, “korkutucu” fakat ne yazık ki ” böyle gidersek hepsi birer birer gerçekleşecek”…

Doğanın en vahşi hayvanı insan

BM şemsiyesinde yürütülen bir çalışma, insanoğlunun yeryüzündeki biyo-çeşitliliğe bıraktığı zararın muhasebesini çıkardı. Rapora göre balık türlerinin yüzde 90’ı son 100 yılda yok oldu. 20 Mayıs 2005’te  Kanada’nın önde gelen araştırma kurumlarından McGill Üniversitesi’nde yapılan konferansta açıklanan bir rapor teknolojik gelişmenin ekosistemi ve buna bağımlı yaşayan yerli topluluklara zarar verdiğinin altını çiziyor. Uzmanların tahminine göre, biyoçeşitlilik geri döndürülemez eşiğe yaklaştı ve bir süre sonra tüm çabalara karşın doğa, çöküş sarmalına girecek…

İklim değişikliğine çözüm yok

İklim değişikliği sorununun çözümü için ise yöntem bulunamıyor. Son olarak 20 ülkenin enerji ve çevre bakanları İngiltere’nin başkenti Londra’da bir araya gelerek, atmosferi en fazla kirleten ülkeleri, küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarını azaltmaya ikna etmek için görüşmelerde bulundu. Ancak, tatmin edici bir sonuca ulaşılamadı. 20 ülkenin enerji ve çevre bakanlarının Londra’da katıldığı çevre  zirvesinden tatmin edici bir çözüm önerisi çıkmadı.

Bakanlar toplantıda, gelişmekte olan ülkelerin sera etkisi yayan gazların atmosfere yayılımını  ekonomik büyümelerini etkilemeden nasıl sınırlandırabileceklerini araştırdı. Çin ve Hindistan sera gazı emisyonlarını sınırlayıcı bir hedef henüz koymuş değil, Amerika Birleşik Devletleri ise bu uygulamayı tümüyle reddediyor. Üretim kapasitesi hızla artan Çin ve Hindistan’ın önümüzdeki yıllarda sera etkisi yaratan gazların yayılımını artıracaklarına kesin gözüyle bakılıyor.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Kanada’nın Montreal kentinde ay sonunda iklim değişikliği zirvesi düzenleyecek. Zirveye 150 ülkeden yetkililerin katılması bekleniyor. Zirvenin konusu ise Kyoto Protokolü .

141 ülkenin imzaladığı Kyoto Protokolü sera etkisi yaratan gazların yayılmasına kısıtlamalar getiriyor. Ancak atmosfere en çok sera gazı yayan ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Kyoto Protokolünü uygulamayı reddetmesi anlaşmanın etkinlik kazanmasına büyük darbe vuruyor. (devam edecek) .

e-posta : altas@boun.edu.tr 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five − two =