Küresel totalitarizm

Dünyada çok şey değişti. İki kutuplu dünya yıkıldı. Komünizm tehlikesi silindi. Kapitalizm, tarihin sonunu (!) ilan etti. Kapitalist sistemin egemen gücü ABD, dünyanın farklı bölgelerindeki diktatörlüklere demokrasi ihraç etmeye hız verdi. Medya, insan hakları ve demokrasi (!) temelinde yeniden yapılanarak kapitalizmin en sadık hizmetçisi durumuna geldi. Dünyada diktatörlüklerin ve totaliter yönetimlerin sonu geldi. Her şey iyiye gidecek diye beklerken, kapitalizmin ve küreselleşmenin gerçek yüzüyle karşı karşıya kalıverdik: Küresel Totalitarizm.


Dünyada siyasal sistemleri ilk sınıflandıran, eski Yunan filozofu Aristoteles olmuştu. Aristoteles’e göre,  dünyada “iyi” ve “kötü” olmak üzere iki tür hükümet biçimi vardı. Kötü yönetim biçimleri ; tiranlık, oligarşi ve demokrasi idi. Aristoteles, ülkeyi tek bir kişi, kendi çıkarları için yönetirse, buna tiranlık ismini vermişti. Ülkeyi yönetenler kötü yönetirse, fakat küçük bir azınlık iseler, bunun ismi de oligarşi idi. Aristoteles’e göre, eski Yunan toplumundaki siyasal sistem, yetişkin erkeklerden oluşan vatandaşların kendi kendini yönetmesi olup demokrasi olarak isimlendirilmekte ve iyi bir yönetim biçimi değildi. Halk, kendisini nasıl yöneteceğini bilmediği için iyi bir yönetim oluşturamazdı.  Aristoteles, demokrasiyi içermeyen iyi yönetim biçimlerini üçe ayırmış ve aristokrasi, oligarşi ve polity olarak üç başlıkta ele almıştı. Eğer ülkeyi tek bir kişi, tüm toplumun ortak çıkarı ve ortak aklı temelinde yönetiyorsa, bu yönetim biçimi monarşi idi ve iyi bir yönetim biçimiydi. Eğer, bu iyi yönetim biçiminde, yönetenler, toplumdaki  küçük bir azınlık ise bu yönetime de aristokrasi diyordu Aristoteles. Polity ise en pratik yönetim biçimi olup monarşi, aristokrasi ve demokrasinin karışımıydı.


Aristoles’ten bu yana çok yıllar geçti. Köleci toplum yıkıldı, feodal toplum yerle bir oldu, kapitalizm ortaya çıktı, sosyalizm filizlendi ve sosyalist ideolojinin pratiklerinin çok büyük kısmı, bir yüzyıl yaşayamadan tarihe gömüldü. Küba ve Kuzey Kore gibi parmakla sayılacak kadar az kalan bir kaç sosyalist ülke ise sosyalizmi yaşamak idealinde direnmeye hala devam ediyor.


Kapitalizm, dünyanın tek ideolojisi durumuna geldi. Dünyaya bütünüyle egemen oldu. Çok kutuplu dünya yıkıldı. Fukuyama’nın ilan ettiği gibi, tarihin sonu geldi ve kapitalizmin zaferi ilan edildi. Zafer sarhoşluğuna giren kapitalist ideoloji, küreselleşme çağını ilan etmekte gecikmeyecekti. Irak, küreselleşme çağının temel parametrelerini içermesi açısından hepimize örnekler sunmaya başlamıştır. Bu örnekler, terörizm, kan, vahşet, uygarlıklar çatışması, dinsel hoşgörüsüzlük, güven kaybı, istikrarsızlık, bilim düşmanlığı ve her şeyden önce de totalitarizmdir.


 Kapitalizm ve küreselleşmenin geldiği nokta, KÜRESEL TOTALİTARİZM’dir.


Totaliter yönetimlerin dayandığı dört temel unsur bulunmaktadır.


1.     İdeolojik yaklaşım


2.     Tek Parti sistemi


3.     Planlı ve kontrollü ekonomi


4.     Baskı ve kontrol altına alınmış bireyler


Küresel kapitalizm, bu unsurların hepsini barındıran totaliter bir siyasal sistemi üretmiş ve bütün dünyaya dayatmaktadır.


Kapitalizm, sözde serbest piyasa ekonomisi temelinde eşitsizliğe dayalı bir ideolojik pratik temelinde yapılanmaktadır. Yoksul kitlelerin sömürülmesine dayalı bu sistem, dolara bağlı dünya ekonomisi ile dünya ekonomisini, doğal kaynaklarını ve gelişmekte olan ülkelerin gelişme potansiyellerini kontrol eden bir planlı dünya ekonomisi yaratmıştır. Geriye kalan ise tek parti sistemi ve kontrol altına alınmış bireylerdir.


Noam Chomsky’ye kulak verirsek, ABD gibi birçok kapitalist ülkede “tek partili sistem” olduğunu görmek çok kolaydır. ABD’de bütünüyle benzer politikaları, benzer araçları kullanarak gerçekleştirmeye çalışan ; kapitalist ideolojinin çıkarları için eşitsizlikçi yapıyı, Amerikan hegemonyası ve sömürgeciliğini yaşama geçiren iki partiden birisinin kapitalist sınıfın sol versiyonu (Demokratlar), diğerinin ise tutucu sağ versiyonu (Cumhuriyetçiler) olduğunu kim inkar edebilir ? Bugün ABD, pratik olarak tek partili sisteme verilebilecek bir örneğe dönüşmüştür. Aynı düşünceleri İngiltere için seslendirmek de yanlış olmayacaktır. Bu gerçeğin bilincinde olan siyaset bilimciler, devlet ve devleti biçimlendiren ideolojik söylem ile bütünleşmiş siyasal partileri, Kartel Partileri olarak sınıflandırmıştır.


Totaliter küresel kapitalizmin son unsuru, kontrol altına alınmış bireydir. Eski totaliter yönetim biçimi olan faşizmin yerini alan küresel kapitalizm, bireyi kontrol altına alma araçlarını değiştirmiş ve çeşitlendirmiştir. Eski dönemlerde bireyi ve toplumu kontrol altına alan araçlar olarak propaganda, siyasal suç ve ceza, ölüm cezası, sürgünler, tek seslilik, parti hegemonyası gibi unsurlar kullanılmıştır. Bugün küresel kapitalizm, bütün bu unsurların değişik biçimlerini başarıyla kullanmaktadır. Kapitalizmin insanları işsiz bırakarak yaşama olanaklarından yoksun bırakması, kitle iletişim araçlarını bütünüyle denetim altına alması, siyasal suikastlar gerçekleştirmesi, dünyanın bir çok bölgesinde çatışmalar ve istikrarsızlıklar yaratması, bir çok ülkede gizli CIA hapishaneleri ve işkence merkezleri kurması, terörü desteklemesi ve kontrol altında tutması, siyasal parti ve liderlerini kuklalara dönüştürmesi ve kontrol dışına çıkanları güçsüzleştirmesi ya da telefonlarını dinlemek ve özel yaşamlarını kontrol ederek etik dışı yöntemler ile siyasette etkisizleştirmesi gibi uygulamalar, totaliter kapitalizmin yeni yöntemleridir. Bilimin bile denetim altına alındığı, uluslararası akademik nitelikteki index yayınların bile küresel kapitalizmin gizli örgütleri aracılığıyla kontrol edildiği bir dünyada, totaliter kapitalizmi inkar etme olanağımız bulunmamaktadır. Bir çok ülkede bilim insanları ve özellikle sosyal bilimciler, kendi dillerinde yayın yaptıklarında küçümsenmekte ve dikkate bile alınmamakta iken, küresel kapitalizmin denetimindeki uluslararası yayınların çok büyük kısmı, İngilizce dilinde kontrollü yayınlara dönüştürülerek küresel kapitalizmin aydınları yetiştirilmektedir.


Bugün dünya üzerinde küresel bir totaliter dünya devletine doğru hızla ilerlemekteyiz. Bu ilerleyişte küresel kapitalizmin aydın görünüşlü çanak yalayıcıları ile kapitalizmin küresel cehennemini cennete dönüştürmekle görevli medya görevlileri, akıl almaz kaynakları ile toplumları ve ülkeleri teslim almak için çalışmaktadırlar. Totaliter dünya devletinin aydın kılıklı okumuşları ile gazete ve televizyonlardaki görevlileri, bunu isteyerek ve bilerek yapmıyor olabilirler. Ne var ki, insanlığın yeni bir totaliter yönetim biçiminde eşitsizlikçi ve sömürücü bir döneme sürüklendiği bugünlerde, en çok eleştirilmesi gerekenler, ihanet çizgisindeki aydınlar ve medya çalışanları olmak zorundadır. Gördüklerini söyle(ye)meyen bir insanın “aydın “ olması söz konusu olamaz. 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.