Küreselleşen Türk-İslamcı Gülen Cemaati (I)

KÜRESELLEŞEN TÜRK-İSLAMCI GÜLEN CEMAATİ-1

Fehtullah Gülen cemaati, Türkiye’nin iç politik dengelerini etkileyebilecek bir güce ulaşmış bulunuyor. Hem iç politikada hem de uluslar arası ilişkilerde kendisinde ciddi oranda söz ettiren bu cemaatin çok yönlü analiz edilmesi önemlidir. Özellikle Avrasya ve Ortadoğu coğrafyasında artan etkinliğinin ideolojik-politik ve ekonomik arka planını sorgulayarak gerçek kimliğinin deşifre edilmesi gerekiyor. Son 20 yıldır, Kürdistan coğrafyasının dört parçasında Kürtlere yönelik geliştirilen asimilasyon politikasında Gülen cemaati önemli bir rol oynamaktadır.
 
Gülen cemaati İslamcı hareketinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Geçmiş tarihsel sürecin bir parçası olarak gelişen ve kendilerini Neo-Nurcu hareket olarak tanımlayan cemaat, kendisini dönemin sosyo-politik koşullarına uyarlayarak gelişmektedir. Said Nursi’nin fikirlerinin takipçisi olduğunu iddia eden Gülen, Nursi’nin görüşlerini kendisine özgü bir tarzda yorumlayarak ve hatta esasen onun dışına çıkarak bugünkü politik güce ulaştı. İslamcı düşünceyi toplumun geneline yayarak etkin kılınması için önemli bir çaba içerisinde olan Gülen’in belli başlı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz. Birincisi, İslamcılığı toplumsal bir örgütlenme modeli olarak ‘özel ve kamusal’  gibi her iki alanda yaşam bulması için ‘İslamcılaşma’ projesini uygulamaya büyük bir önem vermektedir. İkincisi, kamusal alanın İslamlaştırılması için devletin merkezine yakın durmayı tercih eder ve örgütlenmesini buna göre belirler.   Üçüncüsü, cemaat örgütlenmesini salt ‘ümmetçilik’ olarak değil, ‘ulus-ümmetçilik’ biçiminde formüle eder. Ancak Örneğin statükocu değildir, liberal piyasa ekonomisini açık olarak savunur, küresel sermaye ile ilişkilerini geliştirir, diğer birçok İslami grup¬tan farklı olarak ‘Türk milliyetçiliğiyle ser¬best piyasa ve modern eğitim temalarına birlikte vurgular. Dördüncü, İslam’ın küreselleştirilmesine özen gösteren Gülen hareketi,  ulusal ve küresel eksinli bir çalışmayı esas almakta ve kapitalist küreselleşmenin getirdiği ideolojik-politik değişime kendisini uyarlamaktadır. Beşincisi, Gülen’in en önemli hedeflerinden biri Türk-İslam sentezinin billurlaştığı ulus-devlet merkezini yönetmeye aday İslamcı kadrolar yetiştirmektedir.  İslamcı ‘altın neslin’ yetiştirileceği yerler olarak gösterilen ‘Işık Evleri’ kadroların yetiştirme merkezleri olarak ön plana çıkar Altıncısı, bölgesel ve uluslararası ilişkilere çok önem vermektedir. Hatta gücünün ana kaynaklarından biri de uluslararası alandaki ilişkileridir. Küreselleşmenin bütün toplumsal ilişkileri zorunlu olarak etkilediğini belirten Gülen, küreselleşen İslam’ın geliştirilmesi düşüncesini de gündeme getirir. Ekonomik ve sosyal yaşamda meydana gelebilecek bir değişimin İslam dünyasını da yönlendireceğini belirtmekle birlikte, İslam’ın toplumsal işlevinde reformlara kapalı duruyor. İslam’ın siyaset ve toplum ilişkisini daha çok küresel ilişkilerin yeni modern kavramları ile bütünleştirmeye yönelirken İslam’ın toplumsal değerlerinin özünde bir değişikliğe yönelmez.  Yedincisi, Cemaatin ideolojik-politik kimliği netleşirken aynı zamanda üzerinde yükseldiği sosyo-ekonomik taban da biçimlenmektedir. Ekonomik ilişkilerin yarattığı politik şekillenme aynı zamanda devletle olan ilişkilerini belirlemektedir. Yeni ‘İslamcı’ kimlikli bir yönetici sınıfının oluşmasının çok önemli olduğunu Gülen’in, bu alanda çok kapsamlı bir örgütleme yarattığı biliniyor. Devlet yönetim işinde ekonomik gücün belirleyici olduğunun farkındadır. Bu amaçla küresel sisteme adapte olmuş İslami’ sermayenin egemen bir sınıf oluşturmasına bütün gücüyle katkı sunmaktadır.

Gülen’in genel politik yönelimlerini genel yönelimlerini birkaç alt başlık altında değerlendirmek mümkün.

– Demokrasiye Karşı Cihat
İslam ile politika arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerini genellikle dolaylı yapar. ‘İslam demokrasi, de¬mokrasi İslam değildir’ der. Demokrasinin bir tefferuat olduğunu söyler.   Gülen’in stratejisinde demokrasi yoktur, devleti İslamlaştırmak vardır. Toplumsal özgürlüklere hiç bir vurgu yapmaz, ama söylemlerinde İslami kurallara dayanan bir hükümetin var olması gerektiğini vurgular. İktidar mücadelesinde Cihat’ı esas alır.

Türk iç politikasında önemli bir etkinliği olan ve uluslararası alanda bilinmeyen bir kısım gizli ilişkilere sahip olan Gülen’in ‘Cihada ilişkin tanımlaması da bize somut bir fikir vermektedir: “Cihat bir hayat kapısıdır; o kapıdan giren iki hayırdan birine mutlaka kavuşacaktır. Evet, ya şehit olup ebedi bir hayat, ya  da gazi olup hem dünya, hem Ukbe nimetlerine kavuşacaktır. İşte bu cihat da bir de böyle bereket vardır…  Cihat sözcüğü; Gün olur, mal-mülk her şey feda edilerek bu vazife yerine getirilir, zaman gelir, yıllar gider bir can pazarına ulaşılır ve can alınır verilir. Cihat bir mümin’in uğruna canını feda edebileceği en tatlı mefkûre ve en yüksek bir idealdir. Zira mümin, kendi teri içinde boğulmaya ve kendi kanıyla abdest alma gibi bir payeyi ancak cihatla elde edebilir…”   Bir Müslüman’ın/mümin’in cihat edebilmesi için kendi ‘kanında abdest almaya’ çağırması ve cihat için  ‘can alınır verilir’ düşüncesi yoruma yer bırakmayacak kadar, cihadın şiddet kullanım yönünü çok açık bir şekilde savunmakta ve ‘İslam için ölmeyi ve öldürmeyi’ teşvik etmekte ve desteklemektedir. 
Cihat için politik örgütlenmeye ve mücadele biçimlerin  önemine dikkat çeken Gülen şu sözlerle devam ediyor: “Hz. Muhammed Mustafa’nın askerleri, Cindullah; Allahın ordusu… HİZBUL-LAH; Allahın cemaati, tabiri caizse Allah Partisi… Siyasi boğuşmalar, siyasi partiler karşısında Allahın Partisi… Rüyalarınıza girer. Hayal âlemlerine girdiğimiz zaman sizi yakalarlar… Ve ben bunu size anlatmaya  çalışıyorum. Allah’ın askerleri olduktan sonra kutsiler ordusu olduktan sonra, Allah’ın kulu olduktan sonra, Hz. Muhammed’in erleri olduktan sonra zaman ve mekân onları ayıramaz…”  Türkiye’nin iç politikasında ciddi bir etkinliği olan, devlet kurumlarında önemli bir örgütlenmeye gitmiş ve aynı zamanda ekonomik ve sosyal alanda çok aktif biri tarikat ilişkisine sahip Gülen’in cihada yönelik politik analizleri ve mücadeleye ilişkin perspektifleri çok nettir.  Gülen, Türkiye’deki mevcut politik rejimi değiştirmek ve İslami esaslara göre bir yönetim biçimini kurmak  amacıyla müminlerden ve özellikle de ‘Allahın Askerleri’ne cihat için savaş ve mücadele çağrısını yapmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × five =