Krişna’da doğaya saygı…

Hemen hemen son on yıldır sergileri ıskalıyoruz nedense. Oysa geçmiş yıllarda çağdaş ressam  ve heykeltraşlarımızın açtığı birbirinden güzel sergileri hiç ihmal etmezdik.
Ya yaşlandık…
Ya ufak-tefek birikimlerle almaya çalıştığım çağdaş ressamlarımızın yağlıboya ya da suluboya tabloları çok uçuk rakamlara ulaştı, şevkim kırılıyor.
Ya da  her ikisi…
Neyse geçen hafta şeytanın ayağını kırdım.
Tam sayılmasa da…
40 yıllık arkadaşım, gazeteci dostum ve fotoğraf sanatı ile tanınan Recep Peker Tanıtkan’ın Krişna Sanat Galerisinde açtığı “Doğaya saygı” adlı fotoğraf sergisine gitttik eşimle.
Beş yıl önce açılan Krişna Sanat Merkezinden haberimiz bile olmamış.
Oysa Kennedy Caddesi üzerinde şirin, sıcacık bir galeri…
Tabii böyle yerleri güzelleştirenler de sahipleri ve çalışanlar
Neyse sergi bir gün önce açıldığı için fotoğrafları çok rahat inceleme şansımız oldu.
Kaç ödül aldığını unutan gazetecilerden biri olan Recep Tanıtkan, kaç sergi açtığını da unutmuştur sanırım.
Bu sergide yurt içi ve yurt dışı doğa fotoğraflarını buluşturmuş.
Potbori harika…
Bu tür sergilere açılışta gitmemenin ne kadar isabetli olduğunu yeni yeni anlıyorum.
Sigarasız ortamlar, hem sanatcıya saygı açısından çok önemli, hem de galerideki eserlerin korunması açısından.
Açılış kokteylleri zaten eserleri seyretmek, anlamak, görmek ve üzerinde konışmaktan çok, siyaset geyiği yapmaya yarıyor.
Bir elde kadeh, diğer elde sigara ve ağız ishali olmuş bir çuval siyasetci “ne olacak bu memleketin hali” geyiğini galeriye, kokteyllere taşıyor.
Neyse ertesi gün gitttiğimiz Krişna’da ince belli bardakla çayımı içerken Recep Tanıtkan’ın objektifinden yansıyanları da çıplak gözle görme fırsatını elde ettik.
Demekki yıllardır gittiğim Tanıtkan sergilerinde, hiç bir  zaman fotoğraflara gazeteci gözüyle bakmamışım.
Hayret.
Oysa aynı odada, yanyana çalıştığım Tempo’daki günlerimiz dün gibi hafızamda.
Recep, doğa fotoğrafcısı değil, siyaset dünyasının, politikacıların fotoğraflarını çekerek ünlenmiş bir arkadaşım.
Gazetecilik başarı ödüllerini de daha çok siyasete yönelik fotograflardan almış bir gazeteci.
Meğer bu kadar güzel doğa fotoğrafları da çekilebiliyormuş.
Yeni farkettiğim için kendimden utandım.
Recep Tanıtkan tam bir emekci.
Çılgın gibi çalışan bir emekci.
Ama bir o kadar da haksızlıklara maruz kalan, ezilen ama bükülmeyen  bir gazeteci.
Buna rağmen tevazu sahibi.
Buna rağmen yüreğinde kin tutmayan bir insan…
Hala emekliliğin tadını çıkarma niyetinde değil.
Hala özel dergiler çıkarıyor tek başına.
Tek kişilik bir ordu gibi..
Savaşıyor ve ayakta kalıyor.
Böyle insanlara, böyle emekcilere sadece şapka çıkartılır.
Sözde gazetecilerin köşe yazarların küplerini doldurdukları dönemlerde, Recep Tanıtkan emeğini 40 yıl bu mesleğe adadı ama iki odalı bir ev sahibi dahi olamadı…
Ama hiç şikayetci olmadı.
Şimdi de değil.
Arkada bıraktıkları, bırakacakları çok daha  önemli bence…
İki evlat yetiştirdi, eğitimli, sağlıklı pırıl pırıl.
Ve bir çok ödül almış fotoğraf kareleri gözler önünde onlar da pırıl pırıl.
Bundan daha güzel “küp” olur mu?
Kimi küpün içine altın, dolar veya Törkiş lira doldurur…
Kimi de eser…
Hatta eserler…
Hangisi daha değerli sorarım sizlere.
Hangisi?

Not: Tanıtkan’ın sergisini 18 ekim’e kadar gezebilirsiniz. Sanat Merkezi Krişna Kennedy Caddesi 29/3-Kavaklıdere adresinde. Makul fiyatlarla satılan fotoğrafları edinmek isteyenlere tavsiye ederim. Hem harika, hem ehven fiyatlı doğa fotoğraflarına sahip olmak isteyenlere duyurulur.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × three =