Krizin açığa çıkardıkları

Krizin ortaya çıkmış olması, size çok çarpıcı geliyor olabilir ama, doğrusu, beni pek mutlu etti. Bu mutluluğum, krizin bazı sermaye kesimlerini ve daha çok sermaye dışı kesimlerini vurmasından dolayı sadistçe bir haz değil. Bu mutluluğum, kapitalistlerin insanları nasıl kandırdığının çok net olarak ortaya çıkmış olmasındandır. Gerçi, kapitalizmin yalanları tarihteki bir çok olumsuzluklarla kanıtlanabilir olmakla beraber, insan aklının unutkan olması yanında, kapitalizmin bazı kesimleri besleyerek kendi kulu haline çevirmesi, güçlü bir toplumsal bilinçlenmeyi engellemiştir. Bu krizin böyle bir güçlü bilinçlenme oluşturacağı yönünde de fazla bir inancım olmamakla beraber, yine de bazı kişileri bazı düşüncelere sevk edebileceğine inanmak istiyorum. Şimdi, ana hatlarıyla, son krizin kapitalizmin hangi yalanlarını açığa çıkardığını görelim.

Kapitalizmin en büyük yalanlarından biri, devletin karışmadığı bir işleyiş sürecinde hiçbir sorunun oluşmayacağı, tam tersine, devlet ne zaman ekonomik işleyişe müdahale ederse bazı sorunların ve işleyiş aksaklıklarının ortaya çıkacağıdır. Son krize nasıl gelindiği konusuna bir göz atarsak, finansal genişleme ve yayılmada devletler hemen hemen kısıtlayıcı hiçbir müdahelede bulunmamıştır. Kendi doğası içinde gelişen finansal genişleme, bugün bütün kapitalist dünyayı ürküten bir hal almıştır. O kadar ki, tüm gelişmiş ülke devletleri birlikte hareket ederek, piyasaları düzenleme ve rayına oturtma yönünde çeşitli önlemler almaya başlamışlardır. Diyebiliz ki, son önlemler, kapitalist devletlerin almış olduğu en önemli ve en etkili olanlarından, hatta Keynesyen dönüşümlerden sonraki en radikali ve güçlüsüdür. Önlemlerin çok güçlü olması krizin önlenebileceği anlamına gelmemekle beraber, devletlerin ekonomik işleyişe çok ciddî müdahalesini açıkça ortaya koymaktadır. Kapitalizm-devlet-silah ilişkisini reddetmek işin doğasına aykırıdır. Zira, kapitalizm kendi ulus-devlet yapısını oluşturmuş, gelişmesini devlet desteği ile gerçekleştirmiş, devlet vasıtasıyla halkları soyarak sermaye birikimi yapmış, devlet yardımı ile ve onun gölgesinde simürgeler oluşturmuş ve en sonunda da, küreselleşme dalgası ile yine devletler matrifertiyle tüm çevre ekonomileri ekonomik hakimiyet altına almaya yeltenmiş ve bunda da başarı sağlamıştır. Kapitalizmi devlet ve silah erkinden ayrı düşünmek söz konusu olamaz! Ancak, devletin kimin yanında güçlendirici, kimin yanında ise baskılayıcı olduğunu bilmek gerekir.

Kapitalizmin diğer bir yalanı da piyasanın tüm sorunları en kolay ve ucuz yoldan çözeceği hikâyesidir. Yukarıda işlediğimiz, devletin ekonomik işleyişe karışmaması çarpıtması piyasa mantığına dayandırılıyordu. Oysa, son kriz, tam da bu mantık ve işleyişin sonucunda ortaya çıkmış oldu. Anormal finansal işleyişe ve genişleyişe sebep olan piyasa sürecidir. Bu piyasa süreci sonucunda piyasalarda aşırı şişkinlikler oluşarak, içinde bulunduğumuz krize yol açtı. İşleyişin piyasa süreciyle çözüleceği düşünülmüş olsa idi, kriz daha da derinleşiyor olabilirdi. Zaten, kapitalizmin tekelleşmesi ve yoksulluğun yaygınlaşması süreçleri piyasa işleyişleri çerçevesinde gerşekleşmiştir. Piyasalar, sistemleri olgunlaştırarak, çarpıklıkları giderici süreçler olmayıp, tam tersine, güç ilişkilerinin etkisi altında sosyo-ekonomik çarpıklıklar oluşturan işleyişlerdir. Piyasalar kısa-dönem kararları için elverişli olabilir, ama uzun-dönemli süreçlerde piyasa değil, plânlama ve programlama kullanılır.

Kapitalizmin üçüncü ideolojik yalanı da “piyasada tüketici hakimiyeti” söylemidir. Bu söylem, sermayenin ve üreticinin piyasadaki başat hakimiyetini perdeler ve tüketici gücünün istenmeyen sermaye dokusunu piyasadan kovabileceği görüşünü yaygınlaştırarak, gücün üreticide değil, tüketicide olduğunu vurgular. Bu kadar reklam, küreselleşme ve sermayenin elindeki ideolojik baskı araçarı karşısında hâlâ piyasada tüketici hakimiyetinden söz etmek abesle iştigal etmek anlamına gelir. Nitekim, son kriz tüketici hakimiyetinden değil, tüketiciyi basiretsiz kararlara iten üretici (burada finansal kuruluşlar) hakimiyetinden meydana gelmiştir.

Kapitalizmin üç temel noktada toplanabilecek temel ideolojik yalanlarının arka plânında ve sermayenin fiziksel çatışma alanında nelerin saklı olduğu, yâni kapitalizme işleyiş dinamiğini sağlayan “sermaye DNA’sı”nın temel niteliğinin açılımını da gelecek sefer tartışalım.

________________

* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.