Krizin çözümü İslam ekonomisi mi?

Son yaşanan ekonomik kriz ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler mevcut sistemlerin günün ihtiyaçlarına cevap veremediğini gözler önüne seriyor. Kapitalist sistem kendi iç çelişkileriyle, krizleriyle işlemediğini göstersede ekonomik dinamikler kapitalizmin enstrümanlarıyla dönmekte. O yüzden şu an için“kapitalizm çöktü” demek olası değil.
Peki ne yapmalı?
Prof. Dr. Osman Eskicioğlu, İslam ekonomisini önermiş. “Enflasyon fakiri ezer, zengini korur” diyen Eskicioğlu enflasyonun ekonomik ve sosyal hayatta tedavisi mümkün olmayan yaralar açtığını, gelir dağılımını altüst ettiğini söylüyor. “Millî gelirin dağılımı zengin sınıfın lehine değişir. İşçi, memur, esnaf enflasyon dolayısıyla fakirleşir; zengin daha zengin; fakir de daha fakir hale gelir. Orta sınıf ezilir ve ufalır. Sermaye, karın çok olduğu yerlerden vurgunculuğun bol olduğu sahalara kayar. Sanayi yatırımları değil, arsa ve gayrimenkuller prim kazanır. Arsa ve taşınmaz mallar, aşırı derecede değerlenmiş olur” ifadesini kullanan Eskicioğlu, insanların refahtan aldıkları payın değiştirmesinin de sosyal bünyede tepkilere yol açtığını kaydediyor.
Ve ekliyor: “Enflasyon devrelerinde millî karakter temellerinden sarsılır. Manevî ve ahlakî değerler küçümsenir. Kumar iptilası yaygın hale gelir. Keyif verici maddelerin tüketimi artar. Gıda şartları bozulur ve genel sağlık durumu sarsılır. Yolsuzluklar çoğalır, memurların rüşvet aldıklarına dair söylentiler fazlalaşır. Polis vakaları, trafik kazaları ve boşanmalar yoğunlaşır. Netice olarak enflasyon, servet ve gelirlerin taksiminde değişikliklere yol açar. Üretim ve hizmet kalitesinin az-çok bozulmasına sebep olur; sosyal gerginliklerin doğmasına ve şiddetlenmesine zemin hazırlar; manevî kıymetlerde ve ahlak seviyesinde düşüşler meydana getirir. Devamlı enflasyonlar siyasi istikrarsızlıkların tohumlarını filizlendirir, hükümetlerin düşmesine sebep olur…”
Prof. Eskicioğlu İslam ekonomisinde enflasyon diye bir şey olmadığına, devletin hakkı olan vergiyi alması gerektiğine dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor;
“Devlet, hakkı olan vergi ne kadar ise, ancak o kadar vergi alabilir. Bu konuda ‘vergi olarak malın iyisini almak, mükelleflere zarar verir, kötüsünü almak da hak sahiplerine, fakirlere zarar verir’ denilmektedir Kar, sermayenin rizikosuna karşılık verilmiş olan helal bir kazançtır. Bu sebeple İslam en çok, sermaye kadar kar elde etmeye izin vermiştir. Bundan fazlası haksız iktisap sayılır.
Müşteri kızıştırmak da enflasyona sebep olduğu için nehyedilmiştir. Fazla fiyat vermek suretiyle, müşteri kızıştırarak pahalılığa ve fiyatların yükselmesine sebep olan bu tür davranışı bazı alimler tahrimen mekruh saymış, bazıları da helal değildir demiştir.

Günümüzde devletin karşılıksız para basması yüzünden, zengin-fakir herkesten, kendisinden hiç vergi alınmayacak olan kimselerden bile vergi alınmaktadır. Günümüz ekonomik sistemlerinde hiç vergi vermemesi gereken fakirin, zengine göre kat kat daha fazla vergi ödemek mecburiyetinde tutulduğu görülür. Çünkü para değerinin düşmesi ile zengin fakir, miktar olarak aynı vergiyi ödemektedirler. İbn Âbidin, “Belli bir hak olmadıkça, Devlet başkanının hiçbir kimsenin elinden bir şey almaya hakkı yoktur” der. “
Görülüyor ki İslamiyet eşitlik temelinde kurallar koymuş. Mevcut sistemi yeniden tersyüz etmek mümkün olmasa da İslami bazı önerilerin hayata geçirilmesi mümkün. En azından az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here