Kırk sene önce bir Londra anısı…

Kırk sene önce bir Londra anısı…

0
PAYLAŞ

Gezinin ilk ayağı Almanya sonrası İngiltere idi. Tren veya Uçak yolculuğu tercihim olmadığı için, Tophanedeki işçi bulma kurumunun önünden, Almanya’dan gelen işçiler, dönüş yol masrafını biraz olsun çıkarmak için yolcu arıyorlardı. Benim rastladığım kişi EYÜP MARTİN adında vosvosu olan bir Türk arkadaş oldu. Birde şart’ı vardı çantalarımı arayacaktı. Ne için aradığını sorunca, insanlar belli olmuyor uyuşturucu taşıyorlar onun için dedi.


Sonrasında Eyüp’le Stuttgart’a kadar güzel bir yolculuk yaptık. Oradan Tren’le Düsseldorf’a geçtim, Eyüp isimli kardeşi de bir daha hayatımda görmedim. Almanya kökenli ( ERSEN MARTİN ) isimli futbolcunun bu arkadaşla alakası var mı yok mu diye düşünür dururum.


 Almanya’daki arkadaşlarımı ve ağabeyimi ziyaret ettikten sonra, İngiltere macerama başlamak üzere Tren’le Antwerpen oradan Vapur’la Dover,  o zamanlar vize falan yok ama gene de İngiliz gümrüğün de  bir sürü sorgu sual’den sonra, Tren’le Victoria istasyonuna vasıl oldum. Adres belli idi Londra’da ( DİVAN OTELİ )Sevgili arkadaşım CEM MAHRUKİ’NİN Robert kolej’den arkadaşı olan Mete Bey (müdür) beni çok iyi karşıladı. İlk iş olarak buradaki Kıbrıslı Türklere karşı dikkatli davranmamı söyledi, nedense bu Kıbrıslı Türk’ler hakkında birçok kimse hep aynı şeyi söyledi. Mete Bey ile arkadaş olduk. Birkaç gün sonra bir pansiyona çıkarsam, daha ucuza konaklayacağımı söyleyince,  Notting Hill Gate denen semtte bir pansiyon buldu bana, Otelden ayrılırken kendisine teşekkür ettim,  Erenköy den arkadaşım olan AYI ÖMER’İ sordum, Sormaz olaydım hakkındaki referans hiç iyi değildi, Ama ben gene de arkadaşımı buldum, bulmaz olaydım. Ayı Ömer öleli yıllar oluyor. Allah rahmet eylesin.


Ayı Ömer iri olduğu için ayı Ömer’di, altın gibi bir kalbi vardı, tek kötü tarafı kumarı çok sevmesiydi. Tabi olan oldu Ömer beni bir gece kumarhaneye götürdü ikimiz içinde çok şanssız bir geceydi. Sonrasında pansiyondan ayrılmak mecburiyetinde kaldım. Pansiyonu sevmemiştim zaten, Nasıl seveyim siz duş yaparken sular kesilse, sabunlu kalsanız sever misiniz? Meğer duşa para atmak lazımmış. Ömer bir Fransız restoran’ında garsonluk yapıyordu, İngilizce Öğrenmek için gelmişti Ömer Londra’ya, restoran’ın üstünde bir odası vardı. Orda kalıyordu Ömer,  güzel günler di paramızı kaybetmiş ama neşemizi kaybetmemiştik. Kırk gün kaldım Londra’da. Bu arada İngilizceme epey yardımı oldu.


Hildesheim’deki bir arkadaşımdan Londra’da baby-sitting lik yapan, Ankaralı bir kız arkadaşının ismini vermişti bana ALEV tiyatro tahsili yapıyor bir yandan da bir ailenin yanında çocuk bakıyordu. Picadilly’de buluşmak üzere sözleşmemizde randevuya DENİZ TÜRKALİ adında bir arkadaşı ile geldi. İkisi de aynı zamanda okuldan arkadaşmışlar.
Bir papda oturduk sohbet ederken, bizim yaşlarımızda bir Türk masamıza oturmak için müsaade istedi, sebebi konuştuğumuz Türkçe,  İstanbul Türkçesi, Kıbrıs Türkçesi olmayışı idi Kendisinin 27 Mayıs gemisinde üçüncü kaptan olduğunu isminin ERDAL olduğunu söyledi. Bende ona yüksek denizcilik okulundan mısın diye sordum. Evet diyince TANJU COŞAL adında bir arkadaşım var tanır mısın diyince, tanımaz olur muyum? Tabancalı Tanju’yu kim tanımaz ağabey dedi ve sözüne ekledi okulu tabanca zoru ile bitirdi. Tanju’da öleli yıllar oluyor Allah’tan ona rahmetler dilerim.  Sonrasında hep beraber bir dancinge gittik Deniz beni Rejisör olan babası VEDAT TÜRKALİ’YE göndermek istedi kendisine çok teşekkür ettim. Van’daki işimde mutlu olduğumu, iyi para kazandığımı söyledim. Sonrasında bir defa daha buluştuk Deniz’le ve ben Londra’dan Almanya’ ya Ömer’in yardımıyla döndüm, Almanya’da büyük ağabeyimden para alarak güzel vatanıma kavuştum. Her ne kadar Van’da Demir yolu inşaatında çalışmak kolay olmasa da, bir keresinde demiryolu güzergâhında bulunan Erçek köyünün muhtarı ile ters düştük. Biz demiryolu falan istemiyoruz diyince ben kendimi vahşi batıda zannettim. Buna rağmen demiryolu inşaatı bitti.


Kalın sağlıcakla



 

BİR CEVAP BIRAK