Kırmızı başlıklı kızın nesi var?

Her masalda aşk vardır görmek isteyene, bu kırmızı başlıklı kız masalı olsa bile. Hiçbir şey bir aşığı hain ve kurnazca pusu kurmuş bir kurt olmaktan alıkoyamaz. Biliyor musunuz hiç bir aşık, masum ve sıradan görünmeyi başaramaz. Sinsidir aşk, çarçabuk yenip yutmaya hazır bir lokma gibi avını bekler.


Diğer taraftan bizi aşka hazırlayan bir hayat vardır, elmalı turta sepetiyle sevgili babaannemize yollayan, ormanın hayatla örtüşen o karanlık ama cezbedici havasının içine  yapayalnız bırakan…


fien şarkılarımızı mırıldanırken patikalarda, ağaçların, çalıların, çukur ve tümseklerin arkasına gizlenmiş, bir şeyler olduğunu biliriz, biraz ürpererek, biraz tedirginlikle ilerleriz…
‹çimizdeki ses, korkuyorum der , dışımızdakiyse kim korkar hain kurttan…


Birden bire bir boşluk anında çıkıverir karşımıza, o her nereye saklandığı belli olmayan aşk, kurt kimliğinde belkide. Ve ne büyük teslimiyettir ki o, sizden önce midesinde vıcık vıcık 
kaynayan diğerlerinin yanına gitme pahasına, kurt‘a teselli verme ihtiyacıyla içiniz kaynar… Aşkın tek açıklanabilir yanı, bu saflığı körlük mertebesine taşımasıdır. Sizi bekleyen orman size açtığı kucak kadar öldürmeye de hazırdır.


Kör göze batırılan çomak gibi acıtır aşk. Mutluluk olsa bile sonunda, kazanmak kadar kaybetmek de vardır bu yolda. Masallarda iyiler yaşar, kötüler hep ölür ya, her nasılsa hayatda, kendimizi bile bile attığımız ateşlerde acısada etimiz, bedenimizi bu aşk pahasına öldürebiliriz.


İçimizdedir masal, ister kabul edelim ister etmeyelim, bazen taverna da, bazen tren garında,  bazen bir topluluk yahut yalnızlık anında. Daima bir kurt ve daima bir kırmızı başlıklı kız olma durumu vardır hayatta. Kimi yer, kimi yutulur, ister ormanda, ister  kulübede, ister yatakta…


Ben kırmızı başlıklı kızın yerinde olsaydım eğer, kurda bir pusu kurardım ancak öldürtmezdim onu avcıya. Korkulardan kaçmanın yolu,  onu öldürmekten değil onunla mücadele etmekten geçer çünkü. Kaç kişi ben kurdum der gözünüze baka baka  ve 
mide fesatına rağmen daha fazlasını  ister  yahut kaç kişi gözünün içinden fışkıra fışkıra yalan, ben senin babaannenim yavrum deyip sizi yemeği dener?


Nasıl bir cesarettir ki bu? Bence sırf bu cesaret bile kurtarılmaya değer. Ve kaç kırmızı başlıklı kız, intikamını midesini deştiği kurttan alacak kadar kendini sever?..


Ben öldürtmezdim kurdu. Çıkarıp alırdım babaannemi midesinden ama öldürtmezdim.
Eğer bir kurt varsa hayatınızın bir yerinde ve siz her şeyin farkındaysanız, siz de öldürtmezdiniz, yaşamasına izin verirdiniz. Kendinizi kurttan daha fazla sevmediğiniz için, ölme pahasına onun midesine girmeyi göze aldığınız için, bir güzel söz uğruna, yalana  göz yumacak kadar çok sevdiğiniz için, bu cesareti onda görebildiğiniz için, aşk olduğunuz için…


Masalların böyle dirlik içinde bitmesine şaşıyorum. şüphesiz kırmızı başlıklı kız olmadığım için. aşkım için yutulmaya hazır olduğum ve geri dönmeyeceğim için, öleceğimi bile bile… kurdu öldürmezdim.


Ve kurt olsaydım diğer taraftan, çünkü hayat, kurt olma talihsizliğini de verebilir size zaman zaman, yerdim kırmızı başlıklı kızı ne yalan söyleyeyim. ‹ster sövün, ister dövün! Ben cesaretime kimseyi bulaştırmam.


Masalın sonunda her ne kadar 3 elma düşse de, siz bir ders çıkarasınız diye anlatılır masallar, masalların içindeki kahramanlıklarıyla, hayatta kayboldukları gibi değildir insanlar.


Hiç sönmeyen ve hiç bitmeyen bir yıldız gibi parlamak sabır, Hiç unutulmayacak  masalların kahramanı olmak yürek ister.


Ama ne acı ki herkes, kolunu kıpırdatmadan, kahraman olmak ister. Tüm aptal görüntüsüne rağmen ne kırmızı başlıklı kız o kadar saftır ölümüne, ne kurnaz kurtun bakışları, duygularını kusamayacak kadar katildir öldüresiye.


İki kişi vardır aslolan.  Kırmızı başlıklı kız ve kurt, akarlar geceye… Kız kurdun karnında ölmeyi, kurt kızı iştahla yemeyi göze aldığı taktirde, bu masalı dinleyene de vah vah demek değil, afiyet olsun demek düşer.


Avcı da kurdun karnını deşmek yerine, çekip gider!


E-mail: sibelbengu@yahoo.com


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.