Kırmızı

Doktor muayenehanesi..


Bekleme salonundayım.. Karşımda bir adam oturuyor..Yan koltukta da sanırım eşi..


İkisi de spor giyimli..Bakımlı..
Adamın üzerinde kıpkırmızı bir kazak..Altında güzel bir kot..
Boynunda uzun ama çirkin durmayan bir haç kolyesi..Tek kulağında küpe..


Yaş 60 üzeri gibi…


Ayakkabıları trekking ayakkabısı..Eşinin ki de öyle..


Adamın siyah hoş bir siyah çantası var yerde yanında..Eşi birara çantanın içinden adamın cüzdanını çıkartıp içine bir kart koydu..Cüzdan da kıpkırmızı..


Herşey uyumlu…


Ya başka gördüklerim..
Maalesef…


O trekking ayakkabılarını giymiş ayaklar iyice geriye çekilmiş korkak basıyor yere..


O kırmızı kazağı taşıyan kollar yanlarda öyle ürkek bırakılmıs koltuğun üzerine..


Küpeli adam..
Hafif bir top sakal..


Gözler…Herşeyi ele veren gözler..


Küçük bir çocuktan daha ürkek bakıyorlar etrafa..
Kim bana ne diyecek der gibi..


Birara konuştu esiyle..
Sesi duyulmasam daha iyi diyordu sanki..Çok kısık bir ses tonuyla konuşuyordu,…


Giyim kuşam herşey yerinde…


Ama..
Ama aaah ruh sağlığı…


Böyle özenli giyinmiş, belli ki maalesef eşinin yardımıyla  giydirilmiş küpeli adam..
Tüm o bakımlı haline rağmen,
Kendine güvensiz , ezik, ürkek, yavaş hareket eden birine dönüşmüş…


Tam karşımda oturuyor..
Görmemem imkansiz…
Gördükçe “güven kendine sen cok daha iyi bir yaşama layıksın aslında” diyesim geliyor..
Söylemem imkansız..


Eşi herseyine yardım ediyor..
Çantadan cüzdanı onun çıkartmasi bu sebeptenmiş meğer..
Hele..
Hele doktorun muayene odasından çıktıktan  sonra..
Sokağa çıkmadan önce kadın eşine dönüp:
-Tuvalete gitmeye ihtiyacın var mı diye sorunca..


Acı sızdı kalbimin derinlerine..


Eşi tuvalete gitti.Kadın bekledi..Çocuğunu bekler gibi..
Adam geldi..Montunu giydi yavaş yavaş eşinin yardımıyla..
Beresini takması coook uzun sürdü..Yavaş çekim gibi..
İçimdeki sızı da büyür gibi..


Kadın hoşcakalın dedi çıkarken danışmadaki yetkiliye..
Adam annesini tekrarlayan çocuk gibi aynısını söyledi..Çıktılar..


Onlar çıktılar..
Ben bir karanlığa girdim..


Psikiyatri muayenehanesiydi orası..Bir  romatizma uzmanı ile ortak paylaşılan bir
daire..Ortak bekleme salonu…


Benim ağrılarım birden yer değistirdi..
Omzumda, her yağmur burdayım diyen ağrı o yağmurlu günde aşağılara kaydı..
Kalbimin çevresinde dolandı durdu..


O adam..Kırmızılı adam..
Yaşam ona bunu hediye etmişti…
Eşi ona çok iyi bakıyordu..
Bakılmayı hediye etmişti..
O bakımlı kırmızı kazaklı kulağı küpeli adam
Ürkek gözlerle bakıyordu dünyaya..
Çekingen, korkak, yavaş..
Kendini hiç göremiyordu..
İçindeki asıl kimliği dışarı çıkartamıyordu…


Asıl kimliği…
Yaşam ne zaman aldı onu onun elinden..
Ve ne zaman geri verecek..
Ya da geri verecek mi..
Asıl kimliği…


Adam şanslı….
Kırmızılı adam saygı duyulacak biri..
Asıl kimliğini unutmuş…
Ama sebep hastalık..



Diğer adam..
Saygı duyulmayacak biri…
Asıl kimliğini unutmus …
Sebep  …..


Kendi itiraf edemeyecek kadar unutmuş kimliğini..
Unutmuş….
Unutmuş mu…
Unutmuş gibi görünerek prim mi yapıyor..


Yazık sana diğer adam..
Sen artık başka bir dünyadasın, yolsuz..
Birgün hatırlanma şansın yok.


Geçmiş olsun kırmızılı adam..
Sana saygım sonsuz..
Birgün kimliğini hatırlama şansın var..


Diğer adam/kadın kim..
Çevremize bir bakalım mı..
Saymaya başlayalım mı..
1- 2 -3 -10- 52- 102 -336…..



figenokandan@gmx.net


Sevgili dostlar,eski yazılarımı mail ile soruyorsunuz.Haber arama kutusuna OKANDAN yazarsanız hepsi görünür. Teşekkürler..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

nineteen − 9 =