Kronik yorgunluk sendromu

Kronik yorgunluk sendromu

0
PAYLAŞ

21.YÜZYILIN YENİ HASTALIĞI :KRONİK YORGUNLUK SENDROMU(KYS)


Taşınma, iş yaşamındaki yoğunluk, bahar yorgunluğu, teşhis konmuş başka bir hastalık gibi. Sebepler ortadan kalkınca  yorgunlukta bir süre sonra geçer.
Her 100 kişiden 50’si KYS yaşıyor.Ancak bir kısım yorgunluklar  kalıcıdır. Aşırı ve dayanılmaz yorgunluk hali yatak istirihati ile  geçmiyorsa, herhangi bir yorgunluk yapıcı aktivite ile alakalı değilse,  üstelik altı ay veya daha fazla zamandır devam ediyorsa kronik yorgunluk sendromu kurbanı olabilirsiniz.Yaşam boyunca devam eden bir yorgunluktan öte  yorgunluk yeni veya başladığı zaman hatırlanabilir,  yorgunluk yapan bir fiziksel aktivite ile ilgili değildir.Kişinin işini, eğitimini, sosyal ve özel yaşamını aksatıyorsa kronik yorgunluk       sendromu akla gelmelidir.


Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uzun yıllardır bilinen kronik yorgunluk sendromu, ülkemizde  henüz çok iyi tanınmayan, bu sebeple de çoğu kez tanısı konulamayan ve gözden kaçan bir problem.Ancak  son yıllarda ülkemizde de tanınmaya başlandı. Hatta bazı doktorlar “canlı cenaze sendromu “ olarak da adlandırmışlardır. Toplumumuzdaki yaygınlığı  hakkında kesin bir rakam söylenemiyor. Ancak çok fazla yaygın olmadığı ifade ediliyor.


Kronik yorgunluk sendromunu yaklaşık % 70 oranında kadınları ve özellikle 30-50 yaş grubunu etkiliyor. Kronik yorgunluk sendromu bugün modern tıptaki yerini almıştır. Hastalık 21. yüzyılın yeni ve yaygın bir hastalığı haline gelecek.Kronik yorgunluk sendromu, doktorlar ve sağlıkla ilgili yardımcı mesleklerde görev yapanlar ile yönetici kadrosunda çalışan ve sorumluluğu fazla olan kişilerde daha sık görülmektedir.


BELİRTİLERİ


*6 aylık süre  boyunca   devam eden ağır bir  yorgunluk,
*Kısa süreli bellekte veya konsantrasyonda bozulma,
*Boğaz ağrısı,
*Lenf bezlerinde hassasiyet,
*Kas ağrısı,
*Çeşitli eklemlerde kızarıklık veya şişlik olmaksızın ağrı olması
 Yeni oluşan, şekil değiştiren veya ciddileşen baş ağrısı,
* Sabah uyanınca kendine gelememe (uykulu olma halinin devam etmesi),
*Yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla sürede geçen kırıklık,
*Ayrıca karın ağrısı,  şişkinlik, göğüs ağrısı, kronik öksürük, ishal, sersemlik, ağız ve göz kuruluğu, kulak ağrısı, çarpıntı, çene ağrısı, sabah katılığı, bulantı, gece terlemesi, psikolojik problemler (depresyon, sinirlilik, panik atak), nefes darlığı, deri duyarlılığı, karıncalanma hissi ve kilo kaybı gibi bulguların varlığı da birlikte olabilir,
*Yeme bozukluğu, depresyon ve madde kullanımı gibi tıbbi durumlarla açıklanabilen uzamış  yorgunluk Kronik Yorgunluk Sendromu tanımlamasının dışındadır.
Yapılan biyokimyasal,radyolojik ve immünolojik araştırmaların sonucunda kronik yorgunluk sendromu tanısı koyduracak spesifik bir bulguya rastlanmaz. Bazı viruslar sorumlu olarak gösterilmişse de günümüzde  belirli bir enfeksiyon sonucu olduğunu gösteren uygun deliller yoktur.Asiklovir ve interferon  alfa gibi viruslara karşı ajanlar kronik yorgunluk sendromu tedavisinde yararlı olmamıştır. Bu sebepten kronik yorgunluk sendromuna sadece bir enfeksiyon ajanının sebep olması olası değildir. Ancak bir enfeksiyon grubu  veya enfeksiyon ajanı tetik çekici olabilir ve kronik yorgunluk sendromu semptomlarını devam ettirici olabilir.
Sizi yorgun hissettirecek başka sebepler de olabilir.
*Bahar yorgunluğu,
*Mutsuzluk yorgunluğu,
*Yaşam tarzındaki düzensizlikler,
*Kansızlık,
*Tiroid ve böbrek üstü bezi gibi organların yeterli çalışmamasından kaynaklanan hormonal eksiklikler,
*Tedavi amacı ile alınan bazı ilaçların yan etkileri,
*Depresyon,stres,
*Teşhisi konmuş hastalıkların varlığı,
*Madde bağımlılığı,
*Kronik enfeksiyon hastalıkları,
*Kanser,
*Uyku bozukluğu veya
*Cinsel sorunlar gibi
Nasıl başedilir?
*Uyku düzenini sağlamak,istirahat etmek, Uyku ritmine dikkat edin.
*Bol vitaminli ve mineralli besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Özellikle B ve C vitaminleri ile potasyum. Bol sıvı alın. En az günde 3 litre su için. Alkolden uzak durun.
*Bazen tatile-seyahata çıkmak,
*İş veya iş düzeninizde değişikler yapmak,çalışma ortamımızı yeniden düzenleyin. Yani aşırı iş yükünden kaçının, Finansal, bürokratik ve idari işlerde en az sorumluluk alın, yeterli uzman eğitimi ve yönlendirme yapılmasını isteyin, yaptığımız işi kontrol etme ya da etkileme duygusunun daha fazla kazandırılmasını isteyin, çalışanlar arasında destek ve sosyal ilişkilerin en üst düzeye çıkarılması için çaba sarf edin, kağıt işi ve bürokratik işlerin azaltın. İş hayatımızda ve özel hayatımızda yeni stratejiler belirleyin. Takım çalışması yapın. İşyerinde sosyal destek amaçlı gruplar kurun ve toplantılar düzenleyin. Eğitim içerikli uygulamalar ile bireysel baş etme yöntemlerini geliştirin.
*Aile içinde düzenlemeler yapmak,
*Manyetik alanlardan kaçınmak,(cep telefonu, mikrodalga fırın, TV,elektrik kabloları gibi),
*Kas gevşetici hafif egzersizler yapılması, Her sabah 10-15 dakika aç karnına egzersiz yapın. Her gün sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyüş yapın. Ancak bu yürüyüşleri güneşli günlerde yapmaya özen gösterin.
*Yorgunluk için, kavramsal davranış terapisi ve hayat tarzının değiştirilmesi gibi çeşitli tedavi yöntemleri uygulandığı psikoterapiyi de öneriyoruz.
*Hayat hızınızı yavaşlatın, fiziksel veya emosyonel stres meydana getirecek ortamlardan ve işlerden kaçının.
*Gün içerisinde kitap, gazete ve dergi okuma gibi, iş harici aktiviteler için zaman ayırın.
*Yaşamınızı renklendirecek uğraşlar bulun.
*Hoşunuza giden konuları düşünün veya hoşlandığınız bir film seyredin.
Havadaki eksi(negatif) iyonlar, temiz ve sağlıklı havanın doğal parçasıdır.Ormanlık bölgelerde, deniz kıyılarında, büyük şelalelerde  bol miktarda bulunmaktadır. Şehirleşme sonucu olarak, teknoloji ve endüstrinin gelişmesi ile şehirlerde santimetre küpte negatif hava iyonları sayısı düşmekte, bilgisayar ve televizyon önünde ise sıfırlanmaktadır. Bu da kapalı ortamlarda insanların “ölü hava” soludukları anlamına gelmektedir.Havadaki eksi iyon yetersizliğinin çok sayıda hastalıkların temel nedeni olduğu ispatlanmıştır. Şehirlerde yaşayan insanların neredeyse tümü negatif iyonların eksikliği sebebi ile kronik yorgunluk, sık sık tekrarlanan baş ağrıları ve uykusuzluktan şikayetçidirler.


Tedavi;
İlaç tedavisi;Antidepresanlar,ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler, antiviral ilaçlar kullanılmakla birlikte elle tutulur yararları izlenmemekle birlikte, hastaların bir kısmında bazı yararlar görülmüştür.


Egzersiz programları;Egzersiz vücudu yoran,yorgunluğu daha da  arttıran  tezatlık gibi dursa da uzmanlar sürekli yorgunluk çeken kişilerin egzersiz ile hem dayanıklılıklarını hemde  bağışık sistemlerini geliştirebileceklerini belirtiyorlar. Yorgunluk şikayetinde doktor kontrolünde bir egzersiz programı hazırlanır  ve sorunu çözmek için önemli bir adım atılmış olur. Egzersiz ile kanda endorfin adı verilen hormonun arttığı bilinir. Endorfin ağrının daha az hissedilmesini ve böylece ağrının azalmasını sağlar.


Detoks yöntemleri;Uzmanlar ‘detoks’ yani toksinlerden arınmanın,vücut için bahar temizliği anlamına geldiğini, sabahları zor kalkmanın,kronik yorgunluk ve çeşitli hastalıkların en büyük nedeninin vücutta ‘toksin’ (zehir) birikmesi olduğunu belirtiyorlar. Yılda 1-2 kez de olsa az toksinli diyet denilen 2 – 3 günlük özel bir beslenme ile  hücrelerden toksik maddelerin atılması, vücudun enerji toplaması sağlanıyor. Bunun için de öğünlerde bol sebze – meyve yenmeli, günde en az 1 – 2 litre su içilmeli, çay, kahve ve alkol yerine de ağırlıklı olarak bitkisel çaylar tüketilmeli.


Ozon terapi;Stres altında olduğumuz zaman vücudumuz çok oksijene ihtiyaç duyar. Nefes alma ile vücudumuza hava ve oksijen girer. Stres altında nefes hayli hızlı, gevşemişken yavaştır. Burada amaç nefesi hızlıdan yavaşa indirmektir. Ozon kaba tarifiyle size “Solunum Egzersizi” yaptırır.Kandaki oksijen miktarının artması ve oksijenin en uç kısımlara ulaşması stres altında ortaya çıkan adrenalin, noradrenalinin azalmasına ve kaybolmasına yardım eder,kişiyi sakinleştirir,Kaslardaki  kan akımını düzelterek , oksijeni az olan dokulara oksijen sağlar.Kronik yorgunluk sendromunun muhtemel sebeplerinden olan enfeksiyonu, bağışıklık sistemini güçlendirerek tedavi eder.  Antioksidan sistemi  uyararak kronik oksidatif stresi azaltır.Hastaya terapotik şok olarak adlandırılan iyilik ve öforik hal oluşturur.Bağışıklık sistemini uyarır, antioksidan kapasiteyi arttırır. Kronik yorgunluk sendromu düşünülen kişilere yapılan ozon terapiden sonra kişilerde belirgin klinik iyileşme izlenmiştir. Spesifik olarak düzenlenmiş egzersiz programları ve psikoterapi gibi ilaç dışındaki tedaviler kronik yorgunluk  sendromu sonuçlarında iyileşme vaat etmiştir.
Sauna; detoks edici en önemli yollardan birisi. 30 dakikalık sauna  seansı sonunda bol miktarda terleyerek  terle birlikte yağ dokusunda biriken kimyasal maddeleri, (pestisitler, tarım ilaçlarını,v.b)atmış olursunuz.Aynı zamanda sauna ,kaslarda biriken laktik asiti azaltarak yorgunluğunuzun giderilmesinde önemli katkı  sağlamış olur.
Psikoterapi;Görüşme ve önerilerde bulunma bile kronik yorgunluk  sendromu tedavisinde  yararlı olabilir. Kronik yorgunluk  sendromu’nun psikoterapi daha yeni ve kontrollü çalışmalar da hastaların %70’ den fazlasında kronik yorgunluk  sendromu’nun fiziksel ve diğer belirtilerinde azalma bulmuşlardır.


Bitkisel tedaviler,beslenme önerileri;Yorgunluktan şikayet eden kişiler için besin desteği büyük yarar sağlayabilir. Avokado, muz, yeşil çay, yoğurt, patates, kivi, turp, zeytin, pirinç, kırmızı pancar, balık, bezelye gibi besinler sizi canlandırırken, Alkol, asitli içecekler, hazır yemekler, yağ, sakatat, kahve, kırmızı et, tatlı çeşitleri yorabilir. B grubu vitaminler, C vitamini, Magnezyum,Demir, E vitamini,Potasyum içeren yiyecekler ile yorgunluğunuzu azaltabilirsiniz.


MUTSUZLUK YORGUNLUĞUYLA KARIŞTIRMAYIN


Kronik yorgunluk sendromunu mutsuzluk yorgunluğu ile karıştırmamak gerekir. Mutsuzluk yorgunluğunda şikayetler bedensel bir rahatsızlıktan değil, psikolojik sorunlardan kaynaklanmaktadır. Kendini sürekli bitkin, halsiz, isteksiz, yorgun hissedenler bu gruba girmektedir. Bu hastaların yorgunluk hisleriyle mutsuzlukları arasında bağlantı vardır. Mutsuzluk yorgunluğu, doğal olarak, insanın psikolojisiyle çok yakından ilgilidir. Bu sendrom duygusal tükenmişlik, depersonalizasyon ve bireysel beceride azalma nedeniyle; bireysel ya da kurumsal düzeyde, insanın iç dünyası ile ilgili duyguları, amaçları, istekleri ve beklentileri etkileyen psikolojik bir deneyimdir. Bu hastalar sorunlar, baskı hissi, huzursuzluk ve işlev bozukluğu sonucunda işlerinden ve ailelerinden olabilirler. Bu sorundan kurtulmak için öncelikle kendimizi, doğayı ve hayatı sevmek, yorgunluklarımızın, tükenmişliğimizin, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının gelip geçici olduğuna inanmak gerekir. Hastaların psikolojik tedavi görmesi gerekir.Kronik yorgunluk sendromu kadınlarda ve sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan kişilerde daha sık görülür.


KRONİK YORGUNLUK SENDROMU GEÇİRENLER MUTLAKA BİR HEKİME BAŞVURMALI


drmuratbas@ttnet.net.tr

BİR CEVAP BIRAK