Kürt Mehmet nöbete!

Kürt Mehmet nöbete!

0
PAYLAŞ

Solcu satılmasın diyor, ‘ulusun malı har vurup har satılacak’, falan diyor. İki çalışandan biri
bir an önce açık/legal şirketlere satılmasını -bunu söyleyen diğerinden bir kaç kademe
üstde-, arabayı süren Erdemirli ise satılmanın isçiye yükünü anlatıyordu. Ben ise KİT lerin Türkiye’de daha 1980 lere gelinmeden Tariş örneginden yola çıkarak nasıl siyasi iktidarların oy sandıgı ve yedek güç – kaba kuvvet yatırımı olduğunu ve bunun Türkiye bütçesine düzenli ve hiç bir kaçarı olmadan vergi ödeyen çogunluğa nasıl bela oldugunu anlatıyordum. Emekli Solcu sustu, çünkü o yıllarda oralardan geçmis ve %100 kapasitede 3250 isçiye ihtiyaç duyan fabrikanın %40 kapasitedeki çalışan sayısının iktidar değisimi yoluyla 7500 den 4500 nasıl indigini anlatan o idi. İşçiden bir kaç gömlek üstte olan atlayı verdi hemen, ‘ ağbi Erdemir çiftlik degil artık, BORSA da işlem gören bir kuruluş’, işçi lafa daldı ve ‘Türk Metal in ve YK nin isteğiyle kaç kişi alındı ise en son ! ‘.


Sonra kentde dolaşmaya çıktık, duyduk ve gördük ki kent merkezinde işyeri sahiplerinin,
küçük esnafın, balıkçının, pazarcının satılma kararına karşı çıkıp pankartlarla kenti
donatmasına iktidar vergi denetim memurlarını göndererek yanıt vermiş ve pankartlar inmişti. Belki kesilen kredi tehditleri de vardi….


Erdemir çalışanlarının lokalinde Ayse Fırına yapılan tecavüzden sonra nasıl gerek üretimin gerekse idarenin başaşağı gittiğini anlatıyordu bir emekli, Ayse kazanına sabotaj yapılmış suçda kömünistlerin üstüne atılmıştı 1970 lerde, tıpkı AKM nin bombalanması ve K. Atatürk’ ün yatına yapılan sabotajlar gibi. Fakat bazı şeylerin üstünü örtmede pek deneyimli Türk devleti kullandığı ajanların ağzını susturamamıştı. Kont-Gerilla faaliyetleri Erdemire de uğramış yıllar sonra Disk Maden-İş fabrikada çogunlugu yitirmiş, şimdi sabık Türk Metal karşı koyuyordu sözüm ona özelleştirmeye, Onlara göre OYAK olsundu alıcı….


Türkiyeye göre Sol ve ulusalcı geçinen hemen herkes artık OYAK alsın,diyordu. Fabrikayı gezerken gözlerim yaşardı, tıpkı Çanakkalede 40 yılda zor biten Kahramanlık abidesini gezerken yaşardığı gibi.İnşaata ta 1960 larda başlanmış, 27 Mayıs gerekmiş bu direnişi anımsamak için, sonra birde AKP iktidari gerekmiş bu direnişin abidesinin bitmesi için. OYAK içinde 27 Mayıs gerekmişti. OYAK yıldan yıla büyümüş Türkiyenin batması imkansiz sayılı ,finans kuruluşundan tutunda silah sanayiine kadar her dalda oynayan, bir devi olmustu, nasıl oldu bu iş, o ayrı bir yazı konusu.


OYAK’ında gerek Fransız, Alman ve gerekse Amerikan ortaklıklar önde gelen yatırımları vardı, 1970 li 80 li yıllarda. Sermayenin globalleşmesi ile bu yapıdaki ulus devlet nitelik
bozulmuş yerini çok uluslular almıştı. Öyleki OYAK in TC de temsilciligini yaptığı sigorta şirketi, 1915 de tehcir ve katledilen Ermenilere tazminat davasını kaybedince Türkiye Cumhuriyetinin ve Dış İşleri camiasinin gereksiz yere sırtında yük olarak taşıdığı Ermeni sorunu rütbeli askerlerin tümünün ortak olduğu bir kurumda yine gerek asker tüketim malzemelerinin sigortası ve gerekse askeri kuruluşlardan alınan sigorta primleri Ermeni mazlumlara tazminat olarak ödenecekti. BU konuda herkes ağız birliği yaparak SUSmayı tercih etti. Bu perhiz bu ne lahana tursuşu idi, onca öldürülen Dışişleri elemanlarının kanı boşa mı gitmişti, yani taa 1970 lerde bu yapılamaz mıydı diye sormadan geçemiyor insan, ve bir şaşmaz doğru geliyor akla; devlete, kendi çalışanı dahil, insan yaşamının hiçbir önemi yok….


Gelelim herkesin bildiği ihalenin sonuna, OYAK da kaldı ihale, parası yetişmedi, iki devlete ait firmaların da ortak olduğu Avrupa Demir Çelik Devi Arcelor’ u ortak etti, paralar yattı, devir teslim falan derken, ihaleye katılanlardan biri olan  Mittal, Arcelor’a kocaman bir teklif yaptı,’gel beraber doktor hemsire oynayalim’ dedi. Arcelor direktörü bu ahlaksız teklif yemek öncesi  aperatif sırasındaki ilk dört dakikadan sonra geldi deyip, teklifi basına ifşa ederek  yanıtladı. Şimdi Arcelor’un yönetimi, kara kara genel kurul nöbeti düşünüyor, çünkü ahlaksız teklife göz kırpacak, %86 sı devletler dışı olan kuruluşların çogunlugu var genel kurulda.


Peki bu işten Türküye Cumhuriyetinin karı ne, ‘KÜRT MEHMET NÖBETE’


M.Yasacan



 


BİR CEVAP BIRAK