Kürt Memet ve Muhittin Ağabey

Kürt Memet ve Muhittin Ağabey

0
PAYLAŞ

4–5, ya da en fazla 6 yaşlarındaydım, “Kürt Memet” ve “Şoför Muhittin” ağabeylerimi tanıdığımda. Yaklaşık 40 yıl önce tanımıştım ikisini de. Onları tanımamda iki ortak kaynak vardı: “Babam” ve ikisinin de “şoför” olmaları. Babam, şehrin zabıta müdürüydü ve yaşadığı semtteki bu iki kişiye belediyede “şoförlük” işi vermişti.
Önce “Kürt Memet”ten başlayalım. Annesiyle Urfa’dan Mersin’e göçmüştü. Yan komşumuzdu. Benim ailemin tersine namazında niyazında bir aileydiler ama bu hiç sorun olmamıştı. Çünkü herkes bir diğerinin hayatına ilgi değil saygı duyuyordu o zamanlar.
Annemler bazı akşamlar bir davete falan gittiklerinde beni Memet amcalara bırakırlardı. Annesi ve eşiyle birlikte Memet Amca bana harika ötesi bir sevgi gösterirlerdi. Bir de benden yaşça biraz küçük oğlu Memet Bozan vardı. Bayılırdım onunla oynamaya. Tüm bunlarda babamın Memet Amcaya belediyede “cankurtaran şoförlüğü” işi vermesinin katkısı olduğunu hiç düşünmedim. Çünkü o dönemlerde insanlar, birileri bir şey vermese de göstermekten kaçınmayacakları “sevgi” yüklüydüler.
Ben Memet Amcanın adının değil soyadının “Memet” olduğunu sanırdım o zamanlar. Adı ise “Kürt”tü zihnimde. “Çocukluk işte” diyeceğim ama çocukluktan da öte bir şeydi bu uydurukçuluğum belki de. Ama ne yalan söyleyeyim ne Memet Amca kendisine “Kürt” diye hitap edilmesinden rahatsız olur ya da eziklik duyardı ne de öyle hitap edenler onu damgalamak, hor görmek amacıyla söylerlerdi. Zaten o dönemlerde yaşadığım çevrede herkesin bir ön adı, ya da lakabı vardı. O insanlar bazen yaptığı işle anılırdı bazen de geldiği yerle ya da soyla, ya da fiziksel görünümündeki bir belirginliğiyle: “Şişko Sait” bunlardan biriydi.
“Arap Abdo”,
“Faizci Kemal”,
“Besnili Halo”,
“Şişko Sait”,
“Baklavacı İsmail”,
“Dondurmacı Halil”, ilk aklıma gelen diğerleriydi…
Hatta “Zeki Müren”imiz bile vardı. Hem de görme engelli. Zeki Müren aşığı bir insandı ve adı “Zeki Müren” olarak kaldı. Memet Amca da onlardan biriydi işte; kendisine “Kürt Memet” olarak hitap edilmesinden hiçbir rahatsızlık duymayanlardandı.
Ailem beni birkaç ayda bir onlara bıraktığı akşamlardan birinde, Memet Amca akşam yemeğine bir şeyler hazırlıyordu. Bir alüminyum tepsinin içine bir şeyler koymuş yoğurup duruyordu. Onun bu uğraşı fazla uzun sürmedi, sofrada ilk kez karşıma bir yemek daha çıktı: Çiğköfte. O günden sonra, “annemler beni her akşam onlara bıraksın” diye dua eder olmuştum.
Baktım olmuyor, bir akşam babama söyledim: “Geçenlerde beni Kürt Amcalara bıraktınız ya, o bir yemek yaptı. Çok güzeldi baba!” dedim. “Çiğköfte yapmıştır. Sevdiysen çağırayım müsait bir zamanda burada da yapsın oğlum” dedi.
O oldu.
Artık 3–5 günde bir Memet Amcalar bizdeydi…
Aradan 40 yıl geçti, hâlâ “Kürt Memet”in sevgiyle yoğurduğu o çiğköfteyi arar dururum…

Muhittin Ağabey ise Arap kökenli bir komşumuzdu. “Şu haytalığı bırak artık Muhittin! Orta yerde işsiz güçsüz dolaşacağına gel sana bir iş verelim belediyede de, anana babana üç kuruş hayrın olsun” diyen babamın davetine icabet gösterip belediyede babamın makam şoförlüğüne başlayan Muhittin Ağabey de bambaşka bir kültürden gelmişti ama hiç yabancılık çekmiyordu kimse kimseye. “Makam” dediğimde, şimdiki gibi anlaşılmasın lütfen, şahsa ya da şahsın iştigal ettiği makama özel değil, birime tahsis edilen bir kamyonetti o araç. Yoktu öyle, kurulacağı arka koltuğa ulaşmadaki son engel olan kapıyı koşarak açmalar falan. Hoş babam da “müdürlük” taslamazdı, şimdiki yeni yetme görgüsüzler gibi. Hep karşı çıkardı, kendisine “müdürüm” şeklinde hitap edilmesine, “abi” denmesi yeterliydi…
Muhittin Ağabeyi çekip çıkarmıştı babam berduşluktan. Artık işinde gücünde bir adam olmuştu ama ben onun hep o külhan tavrını sevmişimdir. Kafayı çekip çekip mahalleden gelip geçen tanımadığı kişileri durdurup namus olarak gördüğü mahallenin kızlarını korumak amacıyla, “Ne geziyorsunuz burada” türünden sorular sorması aklıma her geldiğinde, bir tebessüm yayılır yüzüme…
Babamın bir tarafında Kürt kökenli Memet Amca, bir tarafında Arap kökenli Muhittin.
Peki ya ben?
Ben, ne kökenli miyim?
Ne önemi var ki, insan olmam yetmiyor mu?

BİR CEVAP BIRAK