Kürt sorunu ‘kart-kurt işi’ değildir

Ben, hiç bir zaman yedinci cumhurbaşkanı Ahmet Kenan Evren misali “karda çıkardıkları kart-kurt sesleri nedeniyle yöre halkına kürt adı verilmiştir” diyerek Kürt sorununu küçümsemedim.
Ben, Güneydoğu’da yaşayan etnik halk Kürtlerin yaşam hakkı ellerinden alınmalı demedim.
Ben, Kürtlere kültürel ve siyasi haklar tanınmasın diye bir cümle sarfetmedim.
Aksine, Kürt ile eli silahlı terorist PKK’lının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini yazarken, geçmişten bu yana geçen süredeki hata ve ihmallere takılınca bir yere varılamayacağının altını çizdim.
Evet, Cumhuriyetın başlangıcından bu yana Güneydoğu bölgesinde bilerek-bilmeyerek, kasıtlı-kasıtsız yanlışlar yapılmıştır.
Yöre halkı her açıdan ihmal edilmiştir.
Okul götürülmemiş, halk eğitilmemiştir.
Hastane götürülmeyip; kadınların, çocukların, yaşlıların yetim ve dulların sağlık sorunları görmezlikten gelinmiştir.
Yol ve yollar yapılmamıştır.
Yatırım hiç yapılmamıştır.
Halk adeta bilerek ve isterek dışlanmıştır.
Demokratik haklar yöre halkından esirgenmiştir.
Feodal yapının devam etmesi için elden gelen yapılmıştır.
Yöre halkı tamamen fakir bırakılmıştır.
Bütün bunlar doğru.
Bütün bu sorunlar üstüste konunca, Kürt halkı ezilmiş oluyor.
Peki tek çözüm, elde silah dağa çıkmak mıdır?
Başta kendi etnik kimliğindekiler dahil yöredeki herkesi  çoluk çocuk, yaşlı genç demeden halkın katledilmesiyle sorunun çözümleneceği varsayımı ne kadar doğrudur?
Devletin askerini şehit etmek, polisini öldürmek, bebeleri kundağında yoketmek sorunu çözmeye yeter mi?
Toprak bütünlüğüne göz dikmek ve bu sınırların değişmesi gerektiğine soyunmak,
halkın refahını sağlar mı?
Yazılarıma tepki verenlere bakıyorum, yöredeki halkın kendini savunma hakkını görmemi, hak vermemi istiyorlar.
Haklar demokratik yollardan istenir.
Mücadele demokratik zeminde verilir.
Seçilen milletvekilleri, milletin kürsüsünden sorunlarını dile getirirler.
İstediklerini söylerler, mücadelelerini verirler, halkı bilinçlendirirler.
Gerektiğinde sokaklara çıkarak sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hak isterler.
Yetmedi TBMM içinde eylem koyarlar.
Ama bu tür demokratik yolların denenmesine izin alamıyor DPT milletvekilleri..
Çünkü PKK, yöreden seçilen milletvekillerini bile korkutuyor, onları tehdit ediyor, demokratik yolların tıkanması için elinden geleni yapıyor.
Bu durumda eli silahlı teröristi Kürt halkı saymak nasıl bir mantıktır?
Bu nasıl bir aydın duruşudur.
Bütün bu yanlışları dile getirdim diye nasıl MHP’li mi oluyorum, anlamış değilim.
Bana tepki verenler bir değil, bir kaç kez düşünsünler, hiçbir yazımda MHP çizgisinde olmadım, olamam.
Adını ve kimliğini yazma cesareti dahi gösteremeyen “Sokrat” takma adlı okuyucum “dam üsütünde saksağan”olarak gördüğü yazıma keşke değişik bir yorum getirebilseydi. Keşke ciddi bir aydın durşu sergileyebilseydi.
Keşke okuyucularımdan biriı “terelellim” hezeyanlarına kapılmasaydı.
Kürt sorunu “kart-kurt” sorunu değildir.
Ama PKK’ın şiddet ve terör yöntemleriyle de çözümlenecek bir sorun asla değildir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 − 15 =