Kürt Ulusal Kongresi’nin önemi

Kürt Ulusal Kongresi’nin önemi

0
PAYLAŞ

KÜRTLERİN STRATEJİK YÖNELİMİNDE KÜRT ULUSAL KONGRESİ’NİN ÖNEMİ

Ortadoğu çok hızlı bir değişime uğruyor. Politik dengeler yeniden şekilleniyor. Bölgesel rekabet ve ilişkiler yeni stratejilerin oluşmasını bir bakıma zorunlu kılıyor. Yeni toplumsal bir dinamik güç olarak Kürtlerin artan rolü, bölgesel ilişkilerin belirlenmesinde de belirleyici olacaktır. Bu realite hemen herkes tarafından kabul görüyor. Özellikle Türkiye gibi Kürtleri yok sayan bir ülkenin belirlemiş olduğu bütün stratejileri işlevsizleştiren dahası anlamsız kılan şey, Kürtlerin bölgede artan rolüdür.

Bölgede kurulmuş büyük veya küçük hemen her devletin kendisine göre belirlediği politikalar ve stratejiler bulunuyor. Küresel ilişkilerin belki de ayrıt edici politik özelliklerinden biri de, stratejik çıkar ilişkilerinin sadece devletler arasında değil, aynı zaman da bölgesel ilişkilerde etkin olan toplumsal ve politik güçler arasında da gerçekleşmeye başlamasıdır. Mevcut dengeler içerisinde Ortadoğu’nun devletleşmemiş en büyük ulus grubunu oluşturan Kürtlerin, 21.yüzyılın ortaya çıkan ‘yeni’ politik ilişkilerinde kendi stratejilerini oluşturmaları da kaçınılmaz hale gelmiş bulunuyor. Merkezileşmiş stratejileri ve politikaları olan güçlerin, gelecekte çok daha fazla söz sahibi olmaları ve karmaşık denklem içinde geleceklerini belirlemede önemli bir avantaj sağlamaları da kaçınılmazdır. Kürtlerin önünde böylesi önemli bir süreç bulunuyor.

Dünyada Ortadoğu, Ortadoğu’da Kürtler belirleyici

Ortadoğu bölgesi belki de tarihin en ciddi politik krizini yaşıyor. Stratejik ilişkiler içinde hesaplanan en küçük bir politik olasılığın bir anda ilk sıraya oturarak dengeleri alt üst etmesi, artık sürpriz sayılmıyor. Küresel sistemin ekonomik-politik ve toplumsal olarak içine düştüğü krizin en somutlaşmış biçimini Ortadoğu’nun bugünkü istikrasızlığında görebiliyoruz. Küresel sermayenin oluşturduğu 21. yüzyıl stratejilerinin ne kadar başarılı olacağının deneme alanı olarak belirlenen bölge Ortadoğu’nun kendisidir. Bölge ile çok yönlü iletişim halinde olan hemen her devlet ve küresel tekel, çok daha fazla söz sahibi olmak için yeni stratejik ilişkilere, ekonomik ve politik bağlara ihtiyaç duymaktadırlar. Çünkü hiçbir şey onların masa üstünde çizdiği gibi ilerlemiyor. Politik denklemler her an değişiyor. Bu değişimin merkez gücü olarak Kürtler çok daha fazla ön plana çıkıyor. Bu bakımdan Kürtler, Ortadoğu stratejisini şekillendirecek önemli güçler arasına görülmeye başlandı. Ortaya çıkan ‘yeni’ dengelerde güç olmak istiyorlarsa, Kürtlerin kendi iç toplumsal ve politik dinamiklerini yeniden reorganize etmeleri de artık kaçınılmazdır.

Yeniden dizayn kaçınılmaz

Ortadoğu’nun özellikle enerji yatakları bakımından artan önemine paralel olarak, mevcut geleneksel statükocu yapıların değiştirilmesi de kaçınılmaz hale geliyor. Hiç şüphesiz ki, küresel sermaye veya devletler için önemli olanın demokrasi ve insan hakları olmadığı çok açıktır. Böyle bir sorunları olsa, öncelikle olarak başta Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer petrol zengini yapay Körfez devletlerine yönelirler ve söz konusu rejimlerin değişmesinde nispeten de olsa bir rol alırlar. Bunu hiçbir şekilde yapmadıklarını, yapmayacaklarını biliyoruz. Çıkarlar doğrudan ilişkilerin yönelimini belirliyor. Ancak çıkar ilişkilerini belirleyen bu politik süreç aynı zamanda ezilen toplumsal kesimler için de muazzam olanaklar sunuyor.

Kendi stratejik çıkarları için Kürtlerin, Berberilerin, Balucilerin, Filistinlilerin topraklarında yapay devletler kurduran emperyalist küresel devletler, bugün, yine kendi çıkarları gereği, sömürgeci-işgalci devletleri yeniden dizayn etmek istiyorlar. 21. yüzyıl stratejileri bakımından bu kaçınılmaz hale gelmiş bulunuyor. Bu değişim süreci, zorunlu ve kaçınılmaz olarak yeni toplumsal dinamikleri ortaya çıkarıyor. Kürtler bu toplumsal değişim sürecinin belki de en güçlü kesimidir.
Kürtlerin jeostratejik önemi

Özellikle Kürt coğrafyasını kendi çıkarları için dört parçaya bölen ve bugünkü tablonun oluşmasını sağlayan küresel devletler, bölgeyi dizayn ederlerken, karşılarına Kürt realitesini çıktığını gördüler ve Kürtleri sürecin önemli bir halkası olarak kabul etmeye başladılar. Bugün, Ortadoğu’da karmaşıklaşan ve kontrolden çıkan politik kaosun aşılmasında Kürtler belirleyici güç olmaya başladı. Bu bakımdan, ortaya çıkan mevcut stratejiler içerisinde uygun ve başarılı politikaların uygulanabilmesi için Kürtlerin kendi içerisinde atması gereken çok önemli adımlar bulunuyor.

Kürtler, tarihsel, ulusal ve politik yazgılarını değiştirmek, Ortadoğu’nun merkezinde var olmanın ötesinde stratejik bir güç olmayı başarmak istiyorlarsa öncelikli olarak kendi iç politik pozisyonlarını netleştirmek durumundadırlar.

Kürtler çok önemli avantajlara sahipler. Çünkü Kürdistan coğrafyası Ortadoğu’nun stratejik kalbidir. Hem jeo-stratejik, hem de jeo-politik ve jeo ekonomik bakımdan Ortadoğu’da oluşan güç dengelerini alt-üst edecek tarihsel bir öneme ve olanaklara sahiptir. Birleşik Kürdistan politikasının başarıyla uygulanması, bölgedeki bütün statükocu devletlerin stratejik önemini yetirmesi anlamına gelir. Özellikle Türkiye ve İran gibi devletlerin stratejik önemi azalırken Kürdistan bölgesinin önemi çok daha fazla artacaktır. Enerji yatakları bakımından da zengin bir potansiyele sahip olan bu coğrafya aynı zamanda su kaynakları bakımından da önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde Ortadoğu’nun belki de tek stratejik bölgesi olarak ön plana çıkacaktır.

Hayalden gerçeğe ilerlerken

Bölge ve uluslararası dengeler dikkate alındığında dört parçayı kapsayan ‘Birleşik Kürdistan’ oluşumunda çok önemli zorluklar ve engellerle karşılaşılacaktır. Bu bakımdan aşamalı ve uygulanabilir politikaların belirlenmesi önemlidir. Uzun süreli belirlenecek stratejinin merkezinde Birleşik Kürdistan ve orta vadede ‘Özerk Kürdistan Bölgeleri’nin oluşması çok daha fazla ön plana çıkacaktır. Kürtler, belirlemiş oldukları uzun vadeli hedefleri yakalamak için kısa vadeli kazanımlara önem vermek zorundadırlar. Kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerin kapsamlı olarak uygulanması, bölgesel politikalarda söz sahibi olmak bakımından önemlidir. Hayalden gerçeğe doğru ilerlemenin birçok yolu bulduğunu unutmamak gerek.

Kürtlerin pratik-politika bakımından önemsenmesini gerektiren iki örnek bulunuyor. Birincisi, uyguladığı bazı politikalar nedeniyle çok ciddi eleştirilere tabi tutulan ve fiili bir devlet gibi hareket eden ‘Güney Kürdistan Federasyonu’nun varlığı Kürtler bakımından özel bir öneme sahiptir. Kürdistan Federasyonu’nun belirlediği politikalar, bölgesel ve uluslararası ilişkilerde önemli bir etki gücüne sahiptir. Küresel güçlerin bölgede atacakları her stratejik yönelimde, Kürdistan Federal Yönetimini hesaba katmak zorunda kaldıkları biliniyor.
İki yönetimli tek merkezli Kürdistan

Aynı şekilde, küresel güçlerin çatışma ve rekabeti merkezi haline gelen Suriye’de özellikle, Rojava Kürtleri için yeni politik bir süreç oluştu. Yaklaşık bir yıldır Rojava Kürdistan fiilen bir özerklik sürecini yaşıyor. Güney Kürdistan ile farklı politikalara sahip bulunuyor. Stratejik yönelimleri ve ideolojik-politik eğilimleri bakımından aralarından önemli farklılıklar var. Bu farklı eğilimler, aralarındaki ilişkilerin gelişmesine ve politikalarının giderek merkezileşmesine de engel değildir. Bu bakımdan Kürdistan Federasyon Başkanı Mesut Barzani’nin inisiyatif alarak Rojava’da farklı politik eğilimde olan Kürtlerin bir araya gelmesini sağlaması ve ‘Kürt Yüksek Konseyi’ni oluşturmada bir rol üstlenmesi, Kürtlerin geleceğe yönelik politikalarının ipuçlarını vermektedir.

Ortaya çıkan somut tarihsel veriler dikkate alındığında Güney Kürdistan ile Batı Kürdistan arasındaki ilişkiler ve bağlar yeni toplumsal bir sürecin oluşmasının ilk adımı olarak görülebilir. İki özerk Kürdistan arasındaki sosyolojik bağların ve sosyo-politik ilişkilerin, iki merkezli özerk Kürdistan’dan ‘tek’ merkezli yeni bir Kürdistan’a doğru evirilmesi mümkündür. Ortadoğu güç ilişkileri doğru analiz edildiğinde ve Kürtler oluşturacakları politikaları merkezi düzeyde uygulama şansına sahip olurlarsa, ‘iki yönetimli ama tek merkezli bir Kürdistan’ın oluşumu kısa vadede bir politik proje olarak yaşama geçer. Mevcut politik koşullar buna uygundur.

Bir yüzyıl daha beklememek için

Bütün bu verilerin çok ötesinde, özellikle Kürt politik güçleri, grup çıkarlarını bir kenara bırakıp kendi tarihsel rollerini oynamak istiyorlarsa, Ortadoğu’da ortaya çıkan politik dengeleri Kürtlerin stratejik çıkarları için değerlendirmek istiyorlarsa, sürecin sorumluluğunu üstlenmelidirler. Özellikle uluslararası ilişkilerde ortaya çıkan politik dengeleri değerlendirmek bazen yüzyılda bir gerçekleşir. Zamanın ruhuna uygun politikalar belirlenmez ve ona uygun örgütsel modeller oluşturulmazsa, belki bir yüz yıl daha beklemek gerek. Kürtler böylesi bir tarihsel süreçle karşı karşıya.

Ortadoğu’nun mevcut politik krizi içinde Kürtlerin politik çıkışı için çok önemli koşullar oluşmuş durumda. Kürtler, değişimin stratejik halkası olmak istiyorlarsa öncelikle kendi içlerinde yıllardır yaşadıkları politik kendiliğindenciliğe son vererek, ortak inisiyatif ve örgütlenme ile değişimin motor gücü olmalılar.

Kürtler belki de ilk kez, ‘Kürdistan Ulusal Kongresi’ni toplamakla stratejik bir karar aldılar. Dört parça Kürdistan’daki çok farklı politik eğilimleri kapsayacak olan kongrenin politik sonuçları tahmin edilenden çok daha etkili olacaktır. Bugünkü sürecin önemli halkasını oluşturacak ‘Ulusal Kongre’, bölgesel ilişkilerde, Kürtleri çok daha stratejik bir konuma getirecektir. Özellikle ortak stratejilerin ve politikaların oluşturulması bu bakımdan son derece önemlidir.

Barzani’nin mesajı

Kürtler özellikle Türk, Fars ve Arap kültüründen, geleneklerinden, sosyal yaşam tarzından etkilenmiş bulunuyorlar. Bu gerçeği kabul etmek gerek. Bu durum, Kürtler arasındaki sosyal ilişkilerin gelişmesinde bazı sorunların oluşmasını etkileyebilir. Küresel sermayenin Kürt coğrafyasına bütünlüklü hâkimiyeti aynı zamanda Kürtler arasında çok farklı sosyo-ekonomik tabakaların oluşmasını yol açmış bulunuyor. Dört farklı parçada çok farklı politik eğilimlere sahip olan Kürtler arasında toplumsal iletişimin geliştirilerek ilişkilerin düzenlenmesinde ‘Ulusal Kongre’ son derece önemli bir işleve sahip olacaktır. Kısa bir süre içinde toplanmasına karar verilen kongrenin stratejik yöneliminin ana halkası tabii ki önemlidir.

500’e yakın parti, sivil toplum örgütü, kadın, gençlik, aydınlardan oluşan bir katılımcı delege ile toplanacağı açıklandı. Hiç şüphesiz ki, bir ilk olması bakımından bir kısım sorunların oluşması da doğaldır. Ancak meselenin esası, bu konferansın, kısa ve orta vadede Kürtlerin stratejik çıkarları bakımından ne kadar işlevli olacağıdır. Bu bakımdan grupsal çıkarlardan çok Kürtlerin genel stratejik çıkarları ve kazanımlarını gözetecek bir düzeyde işlev görmesi gerekiyor. Kürt Ulusal Kongresi Hazırlık Komitesi adına bir açıklama yapan M. Barzani’nin değerlendirmesi Kongre’nin genel eğilimi bakımından bir fakir veriyor: “Düzenlenecek bu kongre ile başlıca amacımız Kürdistan’ın dört parçasındaki tüm siyasi kesimlerin ortak talep ve stratejik birliktelik ile barış ve birlikte yaşama mesajını bölge halklarına iletmektir. Bu kongrede Türk, Arap ve Fars halklarına Kürt halkının barış ve eşitlik temelinde birlikte yaşamak istediğini söyleyeceğiz. Biz hiçbir komşu ülkenin veya halka karşı düşmanlığı değil, belki tüm düşmanlıkları ortadan kaldıracak Kürt sorununun adil ve barışçıl temelde çözümünü istiyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki Kürt ulusu ve Kürdistan’ın doğal zenginlikleri ile bölgenin gelişmesi ve bölgedeki tüm halkların yaşam şartlarının en üst düzeye çıkacaktır. Kürtler bölgede huzuru sağlamak istiyorlar ve demokrasi istiyorlar. Bunlar silahla elde edilemez, bize gerekli olan barıştır.”

Dört parçada durum

Kürtlerin Ortadoğu’da bir güç olması ve stratejik çıkarları ekseninde bir bütünleşmenin sağlanması için kongre bileşenlerinin genel politik yönelimleri ve sorumlulukları da son derece önemlidir.

Birincisi, KDP ve KYB Güney Kürdistan’da fiilen devletleşmiş iktidar gücüne ve önemli olanaklarla sahiptirler. PKK ise bütün Kürdistan coğrafyasında örgütlü olan Ortadoğu’nun en önemli politik ve toplumsal gücüdür. Özellikle Kuzey Kürdistan’da, devletle çözüm sürecinin başlamış olması, PKK’nin toplumsal ve politik gücünü yansıtıyor. Batı Kürdistan/Rojava’da PYD ağırlıklı olmak üzere ‘Yüksek Kürt Konseyi’ inisiyatifinde oluşan bir süreç var. Henüz adı konulmamış bir özerklik süreci yaşanıyor. Komşu Güney Kürdistan ile oluşan ilişkilerin gelişmesi gelecek bakımından bize bazı ipuçları veriyor. Doğu Kürdistan’da Kürtler, çok ciddi düzeyde örgütlü bir güce sahiptirler. Yakın gelecekte İran’ın iç politik dengesini değiştirmede ve özerk bir alanın oluşmasında aktif rol üstlenebilirler.

Mevcut veriler dikkate alındında farklı ideolojik-politik eğilime sahip KDP-KYB ile PKK –PYD, Ulusal Kongre’nin stratejik güçleri olarak ön plana çıkıyor. Bu bakımdan söz konusu bu dört politik güç, sürecin sağlıklı işleyebilmesi ve Kürtlerin çıkarlarına yönelik bir kalıcı ittifakın sağlanması için gerekli politik esnekliği ve duyarlılığı göstermelidirler.

İkincisi, Ulusal Kongre bir ilk olması bakımından son derece önemlidir. Ama asıl olan bu kongrenin kalıcı olması ve fiilen bir ‘Devlet Kongresi’ gibi işleve sahip olmalıdır. Ulusal Kongre, Kürtlere dair stratejik kararların oluşturulmasında son derece önemli bir işleve sahip olacaktır. Gelecekte, kısa ve orta vadede oluşma olasılığı yüksek olan ‘Özerk’ veya ‘Federasyon’ tipi yönetim modellerinin örgütlenmesinde çok önemli bir inisiyatif sağlayabilir. Barzani; “Kongrenin yeri ve lojistik çalışmalarından tutun da kongrenin mesaj ve amaçlarının genel çerçevesine kadar ve ayrıca genel sekreterlik için bir mekanizmanın oluşturulması ve kongrenin sürekliliğinin sağlanması, kongrenin çalışmaları ve kararlarının yerine getirilmesini denetlemesi için seçilmiş bir kurulun oluşturulması görevlerini de yürütecektir…” Böylelikle, Kürdistan Ulusal Kongresi’nin, lokal bir örgütlenme olmayıp, dört parça Kürdistan coğrafyası bakımından bağlayıcı bir öneme sahip ve stratejik-kalıcı bir yapı olması gerektiğine dair önemli veriler ortayı çıkmış bulunuyor.

Dil ve kültür sorunu

Üçüncüsü, küresel sistem içerisinde belki de ulus olmanın en önemli iki faktörü ortak dil ve ortak kültürdür. Bu iki alanda Kürtlerde önemli bir bozulmanın yaşandığını kabul etmek gerek. Özellikle sömürgeci güçlerin kültüründen ve dilinden etkilenip şekillenen bir sosyal yapı oluşmuş durumdadır. Bu realiteyi görmek gerek. Bu bakımdan Ulusal Kongre, Kürtler arasında ortak dilin geliştirilmesinde ve kültürel zenginliğin oluşturulması ve bütünleşmenin sağlanmasında önemli bir rol üstlenebilir. Örneğin, her farklı bölgedeki Kürtlerin halen farklı alfabeler kullanıyor olması, farklı lehçelerin eğitim dili olarak kullanılması gibi çözüm bekleyen önemli sorunlar bulunuyor.

Dördüncüsü, ezilen bir toplum olarak Kürtlerin, kendi içinde demokrasi bilincini geliştirmeleri oldukça önemlidir. Buna yönelik belirlenecek politikalar, Kürdistan toplumunun politik gelişmesinde önemli bir faktör olacaktır. Sorun sadece farklı eğilimlerin sürece katılması değil aynı zamanda demokrasinin toplumsallaştırılması ve bütün sosyo-politik haklarının güvenceye alınmasıdır. Ulusal Kongre bu sürecin demokratik bir modeli olarak işlev görebilir. Bu bakımdan oluşturulacak demokrasi bilinci, bölge genelinde de etkide bulunabilme potansiyeline sahiptir.

Beşincisi, Kürdistan coğrafyası üzerinde çok yönlü pazarlıkların yapıldığı biliniyor. Özellikle statükocu güçler, politik pazarlıkları yaparken Kürtleri devre dışı bırakmaya çalışıyorlar. Suriye’deki gelişmeler bunun somut bir örneğidir. Kürtler, mevcut devletlerle görüşmeler yaparak sorunu barışçıl bir tarzda çözmek için özel bir yönelim içerisindedirler. Ulusal Kongre’nin barışa özel bir vurgu yapacağı, Kürtlerin sosyal ve politik haklarını esas alan demokratik çözümden yana olduklarını bir kez daha deklare edecekleri anlaşılıyor. Bütün bunlara paralel olarak, Kürtlere yönelik herhangi bir silahlı saldırıya karşı da Ulusal Kongre’nin açık bir tutum alması son derece önemlidir. Dört parça Kürt coğrafyasında, Kürdistan halkına yönelik şiddet ve askeri saldırılara karşı, meşru savunma hakkını kullanacağını da güvenceye almalıdır.

Stratejik düşünen kazanır

Ortadoğu’da politik dengeler sürekli değişim içindedir. En küçük bir politik gelişme dahi süreci değiştirebilecek durumdadır. Suriye bunun somut bir örneğidir. Esad rejimi, inisiyatifi yeniden ele almış bulunuyor. Suriye politikası tamamen çöken Türkiye’nin yeni arayışlar içinde olduğu görülüyor. Kürtler, Suriye’de artık stratejik politikaları değiştirme potansiyeline sahip bulunuyorlar. Bu nedenle PYD Eş Başkanı Salih Müslim,Türkiye’ye davet edildi. Bu sürecin doğru okunması son derece önemlidir.

Kürdistan Ulusal Kongresi, özellikle Rojava’daki gelişmeleri eksen alan bazı temel politikalar belirlemelidir. Rojava’nın kazanılması, Güney Kürdistan’ın stratejik konumunun artması ve sağlamlaşması demektir. İki Kürdistan’ın oluşumu, hayalin gerçeği dönüşmesinin ana halkasıdır.
Gelecek için ‘Kürt Ulusal Kongresi’nin yapılması ve işlevli hale getirilmesi önemlidir. Bunu sağlayacak güç ve potansiyel hazır. Sorumluluk politik örgütlerde ve liderlerdedir. Stratejik düşünen kazanır.
Gokyuzu9@aol.com

BİR CEVAP BIRAK