Kürtler, Kürtleri ikna etmeli

Benim bu konudaki görüşlerim 1961–64 Muş-Tatvan, 64–66 Almanya ve 1966–69 Van –İran Demiryolu inşaatında çalıştığım senelerde oluştu, sonrasında da gelişti. 1966 senesinde Almanya’dan dönüp Van’a çalışmaya gitmemi kimseler kabullenmemişti. Herkes beni deli ilan etmişti ama ben doğayı, işimi ve vatanımı seviyordum. Birçok Kürt arkadaşım dostum olmuştu, Van’da Peyami isimli bir kardeş tanımıştım örneğin. Peyami benim yanımda çalışıyordu. Benim işim etüt çalışmaları ve hafriyat işleriydi. Zaman zaman konu futbola değindiğinde Peyami ağabey, burada bir amatör futbol takımı var, gel beraber oynayalım dediğinde hiç düşünmeden evet dedim.


Kulübün ismi Van 2 Nisan Gençlik, bu tarih aynı zamanda Van’ın düşman işgalinden kurtuluş günü olduğu için çok hoşuma gitmişti. Van amatör liginde top oynamaya başladık.


Gençliğimin yedi senesini geçirdiğim “DOĞU” hakkında, bir şeyler yazmayı hak ediyorum galiba. İsmim doğu olmasa da! Doğuda çalıştığım için, hiç ama hiç müşteki olmadığımı, ayrıca ifade etmek isterim.


Benim yazımın mahiyetine dönmem iyi olur. Neden ‘Kürt’ler’ Kürtleri ikna etmeli, nasıl etmeli. Başta Bekir hocamın dediği gibi, akademisyenler, bakanlar, “bakmayanlar”, politikacılar, sanatçılar, aydınlar, kendini “aydın sananlar”, Leyla Zana’ya, Hatip Dicle’ye,  Ahmet Türk’e. “Ben bu arkadaşa hayret ediyorum, bu soyadını kim almış, nasıl almış, bir anlatsa da öğrensek”. Belki Leyla Hanım da amcalarına ve Apo’ya bir şeyler anlatabilir. Apo ve Şemdin Sakık doğru tarafta olsalardı milletvekili seçilmezler miydi? Sırrı Sakık milletvekili değil mi?


Bu ülkede Kürt kökenli vatandaşlarımız içişleri veya dış işleri bakanları olmuyor mu?


Kürtler ve Ermeniler bu ülke toprakları içinde yıllarca beraber yaşadılar. İngiliz ve Fransızların dolduruşuna gelerek, birbirlerini öldürdüler, birbirlerini boğazladılar. (Prof. J. Macharty) ATATÜRK Türkiye’sinde Kürdistan Devleti kurmak haksızlık. Ülke dışında ve içinde yaşayan Ermenilere kardeşlerimize gelince, birbirlerini ikna etmeli derim ben, aşağıdaki açıklama bu sene yapılan Ermeni Olimpiyatlarında yaşanan olaylardan sonra kafile başkanı Garo kardeşin lüzum gördüğü açıklamadır.


“İstanbul Ermeni takımının kurulmasında öncülük eden Taksim spor kulübü Başkanı Garo Hamamcıyan, yaptığı açıklamada, ‘Bu yıl daha iyi muamele gördük. 1999’da sahaya çıkar çıkmaz hakaretler başlamıştı. Bizim Türkiye’de kendi vakıflarımızla rahatça yaşamamız onları rahatsız ediyor. Havaalanında Türk bayrağı altında fotoğraf çektirip gittik. Simgemiz de kırmızı beyaz laleydi’ dedi. (Sabah)


Bizler yani Türkler ve Ermeniler niye birbirimizi ikna etmiyoruz. İstanbul Ermenileri neden horlanıyor Ermenistan’da? Ve neden Ermenilere düşmanlık besleyen Türkler var ortak memleketimizde. Neden, neden, neden…


Türkiye’mizden ayrılıp giden Rum kökenli vatandaşlarımızda Yunanistan da hor görülüyor.
Örneğin; eski milli futbolcu “Koço Kasapoğlu” kendisi ile yapılan bir röportajda bunu açıkça ifade ediyor. Ülkemizde yaşayan Rum kardeşlerimiz, bunu bana nasıl anlatırlar. Yunan halkı bu konuyu nasıl açıklar, en iyisini politika denen şey açıklıyor galiba.


Dünyanın neresinde olurlarsa olsun, onları seven, müziklerini dinleyen, ortak kültürlerini paylaşan Türklerin var olduğunu, üstelik sayılarının “Yabancı Damat” dizi filminden sonra epey arttığını bilmeleri gerek. Ayrıca karşı kıyıda da bizleri seven Yunanlıların sayısının artığına kalben inanıyorum. Kendimi bildim bileli Yunan müziğinin sözlerini bilmesem de Stelyos Kazancıdis’in yirmili yaşlarda dinlediğim, “Mandubala, Zinguala, Çiftetelli Türkiko” sunu unutmak/unutmam mümkün olmadı. Benim tanıdığım Yunanlılar Stelyo için Yunanistan’ın  “Zeki Müren’i” derlerdi. Bu arada Candan Erçetin’in Türkçe-Yunanca yaptığı albümü dinlemenizi tavsiye ederim, sizler de seveceksiniz Yunan müziğini, bundan ismimim Önder olduğu kadar eminim. Bu konuda hem bize hem Yunanlılara düşen tek vazife birbirlerimizi ikna etmek, bunun da temeli son zamanlarda atılmış bulunuyor zaten. Karamanlis’in “atalarının Konya Karaman’dan olduğunu bilmeyen yoktur herhalde” Emine Hanım’ı öptüğünü bir hatırlasak yeter.


Gelelim ülkemizde yaşayan bir diğer azınlık Museviler’e. Kendilerini dünyanın en akıllı milleti sanan Musevilerin politika ve ticareti iyi bildikleri bir gerçek. Her ülkede bilhassa Amerika’da finans olayında ön planda oldukları açıkça görülmektedir. Üçüncü dünya harbini çıkaracak olanda bunlardır, önleyecek olan da bunlardır bunun için birilerinin bunları ikna etmesi lazımdır. Ayrıca bu arkadaşların beyinlerini örten takkelerini önlerine koyup düşünecek vakitleri bile kalmamıştır.  Küçük bir kıvılcım üçüncü dünya harbini çıkarmak için yeterlidir. Bay Amerikalı “George” savaş’ı zaten kapımıza getirdi, İran’a saldıracak olursa “Savaş” evimizden içeri girecek.


Ülkemizin konumu ve güzelliği açısından, herkesin gözü ülkemizde.


Türkiye gözlerinde bir pasta, bütün gayrimüslim ülkeler, bu pasta nasıl bölünür, nasıl bir parça kapabiliriz. Soru şu meyveli mi yoksa çikolatalı mı olsun?


Her sene İtalyanların, İspanyolların, Yunanlıların, Fransızların turizm pastasında olduğu gibi, pastadan en büyük parçayı kapmak amaç.


Mesela geçen sene kuş gribi ve papaz cinayeti vardı. Bu sene gene bir şeyler olacaktır.


Ülkemiz


Ne güzel pasta imiş, ye ye bitiremedik. Bitirmeye çalışıyorlar, yabancılar yardımlarını esirgemiyorlar, bizler de elimizden geleni yapıyoruz, ama gene de bitmiyor yoksa siz daha anlamadınız mı? Birilerinin birilerine bir şeyler anlatmasının zamanı hala gelmedi mi, sizler benim gibi düşünenler, ne dersiniz?                                                                                                        


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here