Kürtlerin engelli koşusu…

Çoğunluk AKP’lilerin ve de bazı “takıntılı” Türk siyasetçilerinin önünde, en büyük engel olarak görülen HDP’nin barajı aşması çabası hedefine ulaşacak mı?
Kürt partisi HDP, 8 Haziran günü TBMM’ye temsilci göndermiş olacak mı?
Yoksa AKP ve MHP’lilerin istedikleri gerçekleşmiş mi olacak?
Yani “dikensiz gül bahçesi” dönemi mi başlayacak?
Kürtlerin seçilmesi, temsili ülkeyi son derece rahatlatabilir.
Ama seçilememek, temsili demokrasinin de sonu değil.
Önemli olan seçildikten sonra Kürt milletvekilini TBMM’de koruyabilmek, onların sesini duyurabilmelerini sağlamak.
Yoksa seçilmiş insanları polis marifetiyle yaka paça meclisten alıp, cezaevine sokmak çok kolay ve ucuz yol.
Nitekim bu acı ve demokrasi dışı olaylar bu ülkede yaşandı.
Yaşandı ama hala bazı konularda ders alınmış değil.
Yarım veya bir asır sonra, Kürtlerin demokrasi adına verdikleri mücadeleyi, başlarına gelenleri, kendi bölgelerinde, kendi köylerinde ve şehirlerinde, insanlık dışı tutum ve davranışları okuyacak olan siyasi tarihçiler, sosyal bilimciler ve halk “Neden böyle bir siyaset izlenmiş” sorusuna yanıt ararken hayretler içinde kalabilirler.
Türk nüfusu içindeki sayıları ve oranı hala netleşmeyen ve tartışma konusu yapılan Kürtlerin, 65 yıllık demokrasi döneminde “kimlik” sorunu yaşamaları hazin.
Hazin olan öylesine olaylar yaşandı ki bu topraklar üstünde.
Hala da yaşanıyor ve hala çıkış yolu bulunmuş değil.
AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımı da bu seçim öncesi iyice anlaşıldı.
Alacakaranlıkta, el yordamı ile siyaset üretmeye çalışan AKP’nin, barışa giden yolda aldığı mesafe, Kürt üst yönetiminin anlayış ve soğuk kanlı davranışı sonucu gerçekleşti.
Yoksa AKP’nin çabasıyla filan değil.
Onlara göre Kürtlere “lütuf” buyurdular.
Çünkü 65 yıldır yapılamayan bazı şeyleri yaptılar.
Yani Kürtler için yazılacak sayfanın “ kenar süslerini” bitirdiler.
Oysa sayfa hala bomboş.
İçine tek kelime veya harf yazılmış değil.
Gelinen noktayı küçümseyen yok ama fazla büyütmeye de gerek yok.
Nitekim seçim sath-ı mailine girildikten sonra AKP üst yönetiminin ve “ tarafsız” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kürtlere dönük sözleri ortada.
HDP’nin TBMM’ye girmemesi için ellerinden geleni yaptılar ve yapıyorlar.
Bütün bunları “Seçim zemininde her şey söylenir, sonra unutulur” safsatasına bağlamak zor.
Bu konuda, yani Kürt sorununda AKP samimi olsaydı, siyasete konan yüzde 10’luk baraj yani “Majino hattı” nı bir fiske ile ortadan kaldırılabilir, yerle bir edebilirdi.
Ama yapmadı.
Gelecekte ne olacak?
Daha şimdiden önümüze bakalım.
Eğer yüzde 10’luk baraj aşılamaz ise…
Ayaklarına pranga vurulmuş Kürtlerin, Kürt siyasetcilerin “engelli koşu” su eğer menziline ulaşmaz ise…
Yani HDP TBMM dışında kalır ise…
Ne olur?
Çok yazık olur.
“Sil baştan” yapmak ucuz yol.
Bu çağda, aklın gücünü, ferasetini, insanlığın hoş görüsünü kullanmayanları biz affetsek bile tarih affetmez.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.