Kısa kesin lütfen

PAYLAŞ

Zamanın birinde bir beldeye yeni bir hoca atanır. Hoca,  Cuma günü minbere çıkar ve çok kısa bir hutbe okurdu. Dedikleri şunlardır; “Allah’tan korkun, namaz kılın, ramazan ayında oruç tutun, zenginseniz hacca gidin ve zekat verin.”  Hoca bunları der demez duasını yapar ve minberden inerdi.


Cemaat şaşırmıştır. Çünkü, böyle kısa bir hutbeye ilk defa şahit olmuştur. Onlar uzun uzun konuşan, bağırıp çağırarak vaaz veren hocaları biliyorlar. Hatta, kendilerine fırça atar gibi konuşanları bile görmüşlerdir. Böyle kısa kesip inen hocayı beğenmemişler. Onu ilgili yere şikayet etmeye karar vermişler. Müftüye gidip şikayetlerini anlattıklarında müftü; “Neler söyledi ki hoca? “  diye sorar. Bunun üzerine cemaat olanı şöyle anlatır; “ Valla müftü bey, minbere çıktı; “Allah’tan korkun,  namaz kılın, ramazan ayında oruç tutun, zenginseniz hacca gidin ve zekat verin” dedi ve minberden indi. Böyle vaaz olur mu hiç? Eski hocalarımız minbere çıktılar mı dakikalarca konuşur ve çok şeyler anlatırlardı. Biz bu ho! cayı hiç beğenmedik derler. Müftü hemen sorar; “Eski hocalar bu kadar uzun ne anlatırlardı size?” Bu soru üzerine cemaatten ses çıkmaz. Hepsi birbirine; “sahi ne anlatırdı” manasında baka kalırlar. Çok düşünmelerine rağmen kimsenin hatırına bir şey gelmez. Bunun üzerine müftü konuşmaya devam eder; “Dikkat ederseniz yeni hocanın anlattıklarını hepiniz ne güzel sıraladınız. Fakat eski hocalar çok konuşmalarına rağmen aklınızda bir şey bırakmamışlar. Bunun ne demek olduğunu hiç düşünmediniz mi?”


Hikaye bu ya, cemaatin başı öne eğilir, kimseden ses çıkmaz.


Bu hikayeyi duyduğum zaman ne yalan söyleyeyim, bizim sözde aydınlar ya da entelektüeller ile siyasiler aklıma geldi.
Saatlerce konuşmalarına rağmen aslında hiçbir şey söylemeyenler ve üstelik bunu marifet sayanlardan yıllardır neler çektiğimizi göz önüne getirmeye çalıştım.


Mesela, bazı açık oturumlarda dikkat ettiniz mi? Bazı aydın ve siyasilerin sorulan sorulara uzun uzun cevaplar verdiklerini ancak, hiçbirinin soruya cevap teşkil etmediğini görürsünüz. Aslında, bazı cevaplar tek kelimeyle bile ifade edilebilir. Ama onlar  konuyu,  güya tarihin seyrinden alıp bu güne taşımaktaymış da, bu geniş perspektifte cevap vermek istermişler de…


Bazı konferanslara gittiyseniz çokça görmüşsünüzdür; saatlerce süren konuşmalar aslında üç-beş cümleyle anlatılabilir. Fakat, sözde aydınımız bilgi ve kariyerini ispat etmek niyetine dinleyicilere azap çektirdiğinin farkında olmuyor.


Yıllar önce, bir ilim adamına bu konuyu sormuştum; “Bu kişiler neden çok fazla konuşuyor diye…” Aldığım cevap işte; “ Bir hususu, bir kişinin öz ve kısa anlatabilmesi, onun o konuya olan hakimiyetini ve bilgisini gösterir.”


İnsanların dinleme ve hatta okuma sabırlarının çok sınırlı olduğu günümüzde,  bu husus daha bir önem kazanıyor.


Her ne anlatacaksanız ya da yazacaksanız lütfen kısa kesin.
 
Lütfen ama?


izzettinicin@hotmail.com



 

PAYLAŞ
Önceki haberİnsan ve beton!
Sonraki haberGünlerin içinden…

CEVAP VER