Kötü bir yazı

PAYLAŞ

Toplum sadece partilerin yörüngesine girerek parçalanmıyor elbet. Asıl parçalanma; o katalizörle, duyarlılar-duyarsızlar, vatanseverler-vatansevmezler, sorumlular-sorumsuzlar ekseninde seyrediyor… Mehzep ayrımcılıkları, siyasi görüş farklılıkları, sınıf farklılıkları diğer kesirler. İlk bölünme, 140/360 ve 220/360 derecelik 2 dilim halinde şer ve antişer parçaları olarak ayrışıyor… Şerrin içinde nifaklar var, ziftler var, zifirler var… Antişerrin içinde ise şuursuzlar var, ayrık otları var, ikbalciler var… Hepsinin içinde ise yüzer oylar var. Bir de son aylarda yoğunlaşan ve anketçilerin gözünden kaçan çok önemli bir parça pinçiklik kriteri var ki, başlıbaşına oy belirleyici hale geldi, “korkanlar-umarsızlar…“

Umarsızlar, pozitif! kesimin farkındalıksızları, onlardan, pek öngörülü ve istikrarlı bir hayır beklenmiyor. Korkanlar derken, “ ya İŞID kapıma dayanırsa, ya işime dadanırsa, ya Suriyeliler gibi sınırlara sürülürsem… “ paranoyası, pek yakın ihtimaller olmasa da, toplumun bilinçaltına dipten ve derinlemesine bir taarruz halinde… Bunun ön semptomları şimdiden, metroya binmemek, AVM’ye gidememek ve mitinglere katılmamak şeklinde tezahür etmeye başladı.

Bizim millet erkek millettir ya, kimse çaktırmıyor ama endişeler, uyuyan kanserojen hücrelerin yayılım alanı kıvamında… Başta güven veren bir yönetim olmayınca, bu endişe balçığı katmanlaşıyor. Zenginler içinde yurtdışına yatırım yapan oranı hayli çok, bu konuda arayıştakiler ise katlandı. Ülkeye yabancı sermaye girişi durdu, girenler çıkma derdinde, ama iç sermayenin dışarı akış hızı bir tuhaf ve kayıtsız ekonomi kadar kontrol dışında… Avrupa’da ev alan oranı geçen yıla nazaran 5 misli artmış durumda ve bu keyfi değil…

Tüm bu değişken perspektifte anket şirketlerinin hepsi kurusıkı sallamalardalar ve senden aldığını sana satarak para kazanıyorlar. Bilgi edinme yöntemleri, anlık yaşayan bir topluma yakışır formatta “anlık bilgi“ seviyesinde… Diğer yandan, toplumun yüzer oylarının dalgalanma oranı seçim sonucunu belirleyici kuvvette. Yüzer oylar grubu, tek başına 3’üncü parti kuvvetinde, ama onlar da kendi aralarında bir sürü farklı etkenin tesir alanı altında… Bu yüzer oy dalgalanması, partilerin kendilerine doğu çekim alanı yaratmak adına her tür küreği ve körüğü, hedeflerin üzerlerine doğru kullanmasıyla, anafora dönüşebilecek kontrolsüz bir enerji üretiyor. Nereye çeksen oraya giden şuursuz toplum profili böylece biraz daha beslenmiş oluyor.

Perde arkasından daha geniş açılı bakıldığında, aslında tüm ipleri ellerinde tutan o meşhur dış mihraklar için müthiş bir uygulama alanıyız. O korkunç ve komplike mekanizma, teorilerini daha hızlı biçimde pratiğe dökmeye başladı. Nokta hedefli savaşlar, tampon bölgeli topyekün savaş kavramına evrildiğinden beri, bize önce tamponluk görevimiz tanımlandı, bu süreci başarıyla! bitirince, yeni savaş meydanı olarak atadılar ülkemizi, içindeki figüranlar ise bölgeyle birlikte bedava. Cep operatörü veya şifreli kanallardaki robot gençlerin tabiriyle sürekli kontrollerimizi sağlıyorlar küresel sermaye güçleri… Ülkemizdeki tüm senaryolar, orda yazılıp, burda eline veriliyor atanmışların. 50 yıldır süregelen bu süreç, vites büyüttü… Kimse muhterisliğin sonu olmadığını düşünmüyor… Umarsızlar bile…

Siyasi mevki korumak, mevzi korumak kadar kıymetli. Mevkinin nemaya dönüşmesi serbest, hatta teşvik altında. Nemanın yayılım hızı kontrol dışı, tıpkı yüzer oyların serseri yönü gibi… Ve yüzer oylar hala şuursuz durumda… Yani ülkenin gidişat yönünü yine şuursuzlar belirleyecek. İŞID’den vs. ülkeyi temizleyeceğine dair ciddi bir toplumsal kanaat oluşturabilen ve somut çözüm yöntemi sunabilen siyasi parti, oyunu % 1-2 arttırabilecek bir ivme yakalayabilir. Hem de bunu, tam zıddı olan kesimden, o kesimin partisinden kopararak… Yani 2-4 anlamına gelir bu koparış… ki iş bitirici bir orandır

CEVAP VER