İktidar ülkesine yabancılaşıyor mu?

İktidar ülkesine yabancılaşıyor mu?

0
PAYLAŞ

ve 17 Aralık 2005 ‘de AB ile müzakerelerin başlamasından sonra, aşağıda arz edeceğimiz kimi gazete başlıkları yanında, Yeniçağ gazetesinin atmış olduğu “muhteşem” diyebileceğimiz bir başlık.


Kimilerinin hâlâ;
Türkiye bağımsızlığını yitiriyor mu?
Ülke toprakları elden gidiyor mu?
Üniter devlet yapımız acaba gerçekten tehdit ve tehlike altında mı?
Topraklarımız satış yoluyla gerçekten yabancıların eline mi geçiyor?
Ülke olarak bölünme tehlikesiyle karşı karşıya mıyız?
Gibi konularda, hâlâ soru sorma arayışında içersinde olmalarını ve burunlarının dibinde yaşanmakta olan acı gerçekleri görmekten uzak olmalarını,  ülkemiz adına büyük talihsizlik sanıyoruz.


AB’yle müzakerelerin başlamasından sonra atılmış olan kimi gazetelerin başlıkları şöyleydi: (*)
“Çok güzel oldu. Artık dönüş yok Avrupalıyız.”
“Artık rüya değil.”
“Yolun açık olsun Türkiye.”
“Biz değil; çocuklarımız kazandı, gelecek onların.”
“Çağdaşlaşma yolunda.”
“Bastır Türkiye. Direndik kazandık.”
“Merhaba Avrupa biz geldik.”
“Başbakan konuştu Avrupa dinledi.”
“2010’da Avrupalıyız.”
“Bu yoldan dönüş yok.”
“Brüksel’de nikâh, Ankara’da düğün”


Kırk yılı aşkın bir süre, girmek için, her türlü ödünü verdiğimiz ve bu yüzden çıkardıkları dergilerindeki karikatürlerinde, ülkemizi AB kapısının altından delikten içeriye girmek için kuyruk sallamakta olan köpek konumunda çizerek, Türk milletini ağır biçimde rencide eden; hain planlar içerisinde oldukları her yönüyle açıkça ortada olan, böylesi ülkeler birliği içerisinde olmanın, onur verici  ve bizi yücelten hangi yönü olabilir? 
Anlamakta güçlük çekiyoruz.


Bakın önemli bir sivil toplum kuruluşunun başında bulunan değerli bir akademisyenin, herkesin mutlaka okumasını tavsiye edeceğimiz son çıkan (Şubat 2007) kitabında; ülkenin görünen yüzü için; “İktidarın ülkesine yabancılaşması” başlıklı yazısında değerli bilim adamı bakın ne diyor.  Buyurun birlikte okuyalım: (*)


“Türkiye hayati tehlikelerle karşı karşıyadır.
Tek partiyi iktidara getirerek siyasi iktidarı yakalayacağını zanneden seçmen; bu defa ülkenin siyasi iktidarsızlığın içine düştüğünü görmüştür.
Türkiye’nin sorunu siyasi iradeyle ilgilidir. İktidar iç ve dış sorunları içerden ziyade dış çevrelerle paylaşarak, onlara dayanarak çözmek peşindedir.
Böyle bir anlayış; Türkiye’yi Ankara’dan yönetmekten uzaklaştırmaktadır.
Şuur altına yerleşmiş ve çoğu haksız bir takım maddeler maddelere bağlı Cumhuriyetle, Milli devletle milliyetçilikle kavgalı siyasilerin adeta intikam alır gibi geleneklerle ve milli devletle, devletin resmi politikasıyla doğrudan ve dolaylı kavgalı hale gelmeleri ibret vericidir. Bu çarpık anlayış ülkeye çok şey kaybettirmekte; pazarlık gücünü kırmaktadır…
………
Türkiye – AB ilişkileri enteresan bir noktaya gelmiştir, AB balonu patlamış; gerçekler bastırılmıştır. Türkiye için AB üyeliği bize göre hüsranla bitmiştir. Eğer imtiyazlı üyelik şeklinde bir ikinci sınıf bir bağlantı kabul edilirse; ancak bu ilişki devam edebilecektir.
AB tarafına göre üyelik olmasa da; Türkiye Avrupa kurumlarına (AB değil) bağlı tutulmalıdır. Kontrol altına alınmalıdır.
Çeşitli tarihlerde yapılan zirvelerden  ve ilerleme raporlarından çıkan sonuç ve istenen tavizler Türkiye’nin tasfiyesidir….” (Syf:  193)


Daha ne denir ki?
Gidişatın iyi olmadığını, AB denilen; “Emperyalist Hıristiyan Birliği” nin ülkemizi bölüp parçalamaktan ve güçsüz düşürmekten öte hiçbir işlevi olmadığını, bu yönde hâlâ ülkemiz yönünden umutlu bekleyişler içerisinde olan kitlelere nasıl anlatılabilecek bilemiyoruz…


Sayın Vural Savaş’ın, “Türkiye Cumhuriyeti Çökerken” adlı kitabında yazdığı gibi; Cumhuriyet çöküp, kara talihimizle baş başa kaldığımızda, oturup birbirimize soracağız; “Biz nerede hata yaptık” diye ama yine Sayın Savaş’ın dediği gibi, o zaman da iş işten çoktan geçmiş olacak.


Unutmayalım:
VATANSIZ VATANSEVCER OLUNMAZ!



burhanaozbey@yahoo.com


(*) Yol Ayrımındaki ülke – Prof. Dr. Mustafa Erkal Derin Yay.  1.basım Şubat 2007 syf : 193 – 194

BİR CEVAP BIRAK

eleven + 14 =