İNGİLTERE… Küba va Venezüella: Unutulmaması gerekenler

1994 yılında Fidel ve Chavez’in buluşmasından 2014 yılına kadar Küba ve Venezüella’nın yakınlaşması geçmiş ile geleceği uzlaştırıyor gibiydi. XXI. Yüzyılın sosyalizmi, kendini geliştirmek için kendisine yol açan XX. Yüzyıl devrimine güç ve destek veriyordu.

O tarihi karşılaşmada Latin Amerika’da seçimlerle iktidara gelme hedefi güçlü bir biçimde vurgulandı. Gerilla savaşlarıyla, darbelerle yoksul halk kitlelerini iktidara taşıma stratejisi ağır yenilgilerden sonra terk edilmişti.

1998’de Chavez seçimlerden büyük bir başarıyla çıkınca iki ülke arasında askeri, sağlık ve ekonomik ilişkiler hızla gelişti, federasyon çatısı altında birleştirilmesi gündeme gelmişti.

Fakat iki devrimin farklı karakterleri toplumsal yapıları etkileyerek iki farklı toplumun oluşumuna yol açmıştı.  Küba ve Venezüella’yı aynı çatıda birleştirmek çok zordu.

İdeoloji ve politikayla 60 yıldır duraksayarak ama düşmeden yürüyen Küba her şeyin devletleştiği, ağır bir bürokrasi ve yerlerde sürünen hizmet sektörü koşullarında dört yıllık ekonomik krizde (1990-1994) ekonomisi %50 küçülmüştü. Küba devrimi emekçi halka sırtını dönmedi. Politik özgürlüklerin yokluğu, tek parti ve tek lider koşullarında bile halk isyan etmedi, devletin yol açtığı katliamlar hiç yaşanmadı. Politik tutuklamalar, Miami’ye yığınsal göçler ülke içinde halkın sisteme bağlılığını güçlendirdi.

Buna karşın Küba devrimiyle mukayese edildiğinde geleneksel anlamıyla Chavizm Ekim devrimi gibi bir devrimi yaratamamıştı. Mülkiyet değişmedi, sosyal sınıf ilişkilerine dokunulmadı, eski politik sistem yıkılmadı. Kapitalist mülkiyetle birlikte yaşayan sol popülist bir deneydi. Petrolün yarattığı zenginlik kapitalist mülkiyete ve XXI. yüzyıl sosyalizm projesine yetiyordu. Zamanla otoriterliğe doğru açılım göstermesine rağmen muhalefet yasaklanmadı, monolitik bir rejime dönüşmedi. 2003 ve 2012 yılları arasında izlenen ekonomik ve sosyal politikalar yoksulluğun ortadan kaldırılması ve sosyal içerme üzerine olumlu etkisi oldu.

Her iki ülkede devrimler politik krizler sonucu milyonların desteği ile sosyalistlerin insiyatifiyle gerçekleşmişti. Küba’da politika ekonomiyi yönlendirirken, Venezüella’da ise tersine krize kadar ekonomi politikanın üstündeydi.

Ancak Chavez’in ölümünden sonra xxı. Sosyalizmi ekonomik yönden zayıf ve politik anlamda otoriter bir rotaya girdi. Bugün, yirmi yıl sonra, Bolivarcı Devrimin neden olduğu popülist rejim kriz içinde. Ve Küba kendine özgü restorasyon modelini şekillendirmeye çalışıyor.

Küba ve Venezüella’nın tarihsel deneyimlerinden öğrenilecek ve hiçbir zaman unutulmaması gereken odur ki; devrimleri isteyen emekçiler yoksul insanlardı, içine sürüklendikleri çıkmazlarda umut arıyorlardı. Ve onurlu oldukları için yıkılması gerekeni yıktılar. 1959 ve 1998 öncesi onlar için cehennemdi. *

*Nueva Sociedad dergisinin eletronik baskısında yayınlanan makalelerden derleme.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.