Kumkapılı Balıkçılar!

Kumkapılı Balıkçılar!

0
PAYLAŞ

Affınıza sığınarak. Devri-âlemde bir balıkçı köyü varmış, balıkçılar balıktan döndüklerinde, köye, büyük ve değişik bir balık indirmişler teknelerinden.


Köy sakinleri ve balıkçılar ilk defa böyle büyük ve değişik bir balık gördüklerini birbirlerine, Allah Allah diyerek ifade etmişler. Neyin nesidir nedir derken, bir köylü fikir atmış ortaya, paşanın aşçısına götürelim balığı, nede olsa paşa aşçısıdır bilir ne balığı olduğunu. Kalkmışlar gitmişler aşçıya balığı göstermişler, aşçı bir haber, ne yapalım ne edelim derken, aşçı birde paşaya gösterin belki o bilir demiş, balıkçılardan biri peki paşa anlar mı balıkçılıktan diye sormuş?


Paşanın aşçısına, aşçının cevabı şöyle olmuş, anlamasına anlamaz ama nede olsa paşa paşadır. Paşanın Dediği olur. Ben Kumkapılı balıkçıları 1947 / 48 de tanıdım. Büyük dalgakıranın içinde küçük bir dalgakıran vardır. Şimdilerde bizim Kalkanımızda benzeri bulunan Balıkçı barınağı, Yüzmeyi ve Midye çıkarmayı, “ Biri kolumda, biri omzumda iki Midye kesiği izi taşırım hala bedenimde” Teneke üstünde o Midyelerinin ağızlarını açmasını, tanımam aynı yıllara rastlar. Eskiden balıkçılar ve yaşam tam Kumkapı’nın ortasındaydı. Yani çeşmenin olduğu meydanda, ben evin en küçüğü olarak her gün, soğan ağa mahallesinden Kumkapı ya gitmek benim işimdi.


Rahmetli Babamın, meydandan İstasyona giden yolun üstünde, Sol tarafta Şimdiki üçler lokantasını az geçince Eğinli kasap İsmail amca, Fırıncı Necati, Laz bakkal Yusuf amca vardı, deftere yazdırarak veresiye alış veriş yaptığımız insanlardı, ay sonunda Babam aldığı memur aylığı ile hesapları kapatırdı. Balıkçıların çoğu Ermeniydi, akşamları “Topik”Lakerda, Ve haşlanmış küçük karidesler satarlardı.


Büyük nikel on kuruş verdiniz mi, hemen bir kâğıttan külah yapıp içi yeterli dolulukta karides alırdınız. Onları aynı kabak çekirdeği Gibi kırarak değil, emerek yerdiniz, tadı hala damağımdadır. Ayrıca rahmetli “Fehmi” ağabeyden, iki tanesine on kuruş verip aldığımız Midye dolmasının tadını unutmak mümkün değil. Aynı lezzetteki Midye dolmalarını yemeniz mümkün, Kumkapı ya yolunuz düşerse “Üçler” lokantasını kendilerine mekân tutmuş olan “Macit ve İsmail” Den satın alabilirsiniz.“Fehmi” ağabeyin oğulları olurlar. “Topik” bir Ermeni yemeğidir. Nohut, patates, tahin, kuş üzümü, çam fıstığı, soğan ile yapılır. Tenis topu büyüklüğünde önünüze gelir, “ Kör Agop” un yerinde, gelini “Silva İnciyan” nezaretinde yiyebilirsiniz.


Lakerdanın iyisi “Torik” lakerdasıdır. Kumkapı nın çok kimsenin bilmediği diğer bir yanı, “Halıcılığıdır” 19. yüzyılda metre kareye atılan 20.000 bin düğümlü halıların dokunduğudur. Bu ölçü yeni “Hereke ” ve en iyi “Sivas” halılarında 3.600 düğümdür. Halıcılığın tamamen yok olması 6 / 7 Eylül hadiseleri dediğimiz olaylardan kaynaklanmıştır. Bildiğimiz “Simit”i meşhurdur Kumkapı nın, simit deyip geçmeyin bizim zamanımızda, simitle kız bile tavlanırdı, el ele tutuşmaktan ileri gidemeyen kız tavlamalarından bahsediyorum.


Ankara Kızılay balıkçıları Başbakana gücenmişler, bize sorması lazımdı diyorlarmış, Sayın Bekir Coşkun hocamızın dediği gibi Köfteciler ve Kuru Fasulyecilerden, epey bir oy kaybı olacaktır herhalde, Sayın Başbakanın, ama İmambayıldıcılar ve yanakacılar her zaman yanında olacaktırlar. Bence bu gibi işlere en iyi karar verilen yerler, eskiden “Kör AGOP”un meyhanesi gibi yerlerdi, Sayın Başbakanımız Kumkapılı balıkçılarla ahbap olduğuna göre, oturup iki kadeh parlatsaydı, daha uygun kararlar alabilirdi kanımca.


“KÖR AGOP” dönüp bakmazdı, “Olmayınca bir adamın gözleri” niye dönüp baksın ki, Agop Ahbarik her şeyi görürdü, ben gençliğimde çok gittim meyhanesine, öleli yıllar oluyor, oğlu Hayko’da öldü Allah rahmet eylesin. Toprakları bol olsun. Uzun zamandır Türkiye de yaşayan Bay ve Bayan Hundertmark, Kumkapı da bir meyhaneye gitmişler. Birkaç kadeh rakı içtikten sonra, kafaları çakır keyif olmuş, adam karısına ne olacak bu Türkiye’ nin hali diye sormuş, karısının cevabı ise, sen Almanya’nın hali ne olacak diye sormuyorsun.


Türkiye’yi soruyorsun, seni anlamış değilim. Hanım, hanım Türkiye de yaşadığımızı unuttun galiba, bana ne Almanya’dan, bana ne Avrupa birliğinden, Türklerin bir atasözü vardır. “ Doğduğun yere değil, doyduğun yere bakacaksın. Saygılarımla Önder Elitez

BİR CEVAP BIRAK